Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YAŞINIZ müsait ise, köşe yazarlarının bundan 20-30 sene önceki üslûplarını hatırlayın:

        Bir konudan bahsettikleri sırada benzetme yapma gereği duyup şiirlerden örnek mi vermeleri gerekiyordu? Kullandıkları mısra eski şairlerimizden birine ait olurdu ve mutlaka Türkçe idi. Önceliği, genellikle Ziya Paşa'nın hemen her mısraı mükemmel birer vecize olan Terkib-i Bend'i alır, sonra Şeyh Galip ve özellikle Nâbî yahut Nâilî gibi "derin" şairler gelirdi. Hukuk sözkonusu olduğunda maddeleri sadece hukuk değil, aynı zamanda birer edebiyat şaheseri sayılan meşhur Mecelle'ye atıf yapılır; bu örnekleme işinde bazen güftelerden istifade edilir, yer yer Avrupalı yazarların çarpıcı ifadelerine de müracaat edilir ama alıntılar mutlaka "Türkçe" olurdu. Ya şimdi?

        Mutlaka farketmişsinizdir: Türkiye'deki modern köşe yazarının kültür kaynakları artık Amerikan filmlerindeki diyaloglarla ve İngilizce şarkı sözleriyle sınırlı... Aslında, gezip dolaştıkları yahut hasretini çektikleri yerler de o filmlerin yahut şarkıların mekânları... Restoran denince, Los Angeles'ta birkaç ay önce açılmış filân mekânın şefi George'un yeni mönüsü, içki dendiğinde şarabın tabii ki iyisi yahut New York'taki feşmekân barın ismi buralarda pek duyulmamış egzotik meyveler kattığı son kokteyli, kitaptan bahsedildiğinde de hayranlarını oralardaki dar bir çevrenin teşkil ettiği yeni ama mutlaka ve mutlaka "uçuk" birkaç yazar...

        Köşenizde o gün ele aldığınız konuya uygun bir örnek mi vermek istiyorsunuz? Amerikan filmleri emrinizdedir. "Johnny Depp'in muhteşem filmindeki diyalogunu hatırladım" diye başlar, Woody Allen ile Tea Leoni arasında geçen birkaç kelimelik konuşmayı nakleder, Diane Keaton'un mırıldanmasını da unutmayıp finali Jack Nicholson'dan yaparsanız, modern bir kalem erbâbı, hattâ hızla yükselen bir yazar olmuşsunuz demektir.

        Filmlerdeki diyaloglar kâfi gelmedi mi? İngilizce pop şarkılarının sözleri emrinizdedir. Hele, filânca pop starın bundan 20 küsur sene önceki bir parçasının ismini verip "Jack'in bu şarkısı, o zamanlar hayat felsefemdi. Ama yıllar sonra başka şeyler aradım, Emma'nın parçasını işitince bulduğumu anladım ve yolumu o yönde çizdim" dediniz mi, üstüne üstlük, kaynak ve örnek olarak bir Amerikan gazetesini yahut dergisini, tercihan da New York'ta çıkanları gösterdiniz mi, tamam! Hem yazınızı şık bir şekilde bağlamış, hem evrensel kültürünüzü ifade etmiş, hem de meraklılarınızın size daha da bir hayran olmalarını sağlamış olursunuz.

        Bugünün entelektüel bir köşe yazarının bilgi kaynağı, diyaloglarını bir zamanlar hiçbir ciddî köşe yazarının her nedense edebî eser olarak görmeyi akıl edemediği sinema, ama sadece Amerikan sinemasıdır. Bunu pop şarkıları takip eder, oralardaki ikoncanların garabetleri ve ettikleri tuhaf sözler de bu yeni kültürün mutlaka bilinmesi gereken ince ayrıntılarıdır!

        Bu devirde "Örnekler sadece bizden verilsin, başvuru kaynakları yalnızca buralarda yazılmış eserlerle sınırlı kalsın, Ziya Paşa'dan yahut Fuzulî'den şaşmayalım" gibisinden saçma bir tavsiye hatırımdan bile geçmez fakat, bu memleketin artık unutmuş bile olsa geniş bir kültürü vardır.

        Diğer Yazılar