Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİRBİRİNDEN güzel cariyelerle, halayıklarla dolu bir eski zaman konağı düşünün. Günlük işler bitmiş, her yer tertemiz yapılmış, paşa hazretlerinin yahut hanımefendinin istediği yemekler pişirilmiş, çamaşırlar pir ü pak edilmiş, herkes köşesine çekilmiş...

        Tam o sırada, odalardan birinden güzel bir müzik sesi geliyor. Kalfa kadınlar, halayıklar ve cariyeler müzik yapıyorlar...

        Bu, eski Türk konaklarının değişmez âdetlerindendi. Konaktaki kızlara işlerinin yanısıra mutlaka bir de sanat öğretilirdi. Bu sanat ince elişine dayanan bir meslek, yahut musiki olurdu. Derslerini konağa gelen devrin en iyi hocalarından alırlar, çalgı çalabilecek veya okuyacak düzeye gelince de konağın orkestrasına katılırlardı.

        Türk Müziği'nin büyük bestecilerinden Refik Fersan, hatıralarında 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki halayık müzisyenleri şöyle anlatıyor:

        "Eskiden, vükelâ konaklarının bazılarında yetenekli kalfa ve halayıklardan meydana gelen alafranga ve alaturka musiki takımları bulunurdu. Masraf Nazırı Sadeddin Paşa'nın halayık bandosu ve orkestrası çok şöhret bulmuştu. Aynı zamanda, ufak bir de fasıl takımı vardı. Bazı devlet büyüklerinin düğünlerine Sadettin Paşa'nın orkestrasının özel surette gönderildiğini hatırlarım.

        Bu takım büyük konakların harem dairelerinin bir kısmında alafranga çalar, konağın başka salonlarında Mabeyinci Faik Bey'in veyahut yine Sadeddin Paşa'nın alaturka saz takımı musiki yapardı.

        Serasker Rıza Paşa'nın oğluyla Arap İzzet Paşa'nın kızı, Rıza Paşa'nın Beşiktaş'ta, Yenimahalle'deki konağında evlendikleri zaman, düğünlerine beni de götürmüşlerdi. O muazzam konağın büyük salonunda hususi üniformalı bu kadın orkestrası, "Leblebici Horhor" operetini, üst kattaki salonda da bizim fasıl takımı yine üniformalı olarak alaturka çalıyorlardı. Daha sonra İstinye'de Ahmed Afif Paşa'nın ve Bebek'de komşumuz Reşid Mümtaz Paşa'nın oğlu Semih Mümtaz Bey'in düğünlerinde de ayni orkestrayı ve bizim alaturka takımını dinlemiştim. Bu düğünlerin ihtişamı, bugün gibi gözümün önündedir.

        Sadeddin Paşa'nın orkestrasındaki kalfalardan alaturkaya yeteneği olanlar ayrılmış ve beş-altı kişilik bir fasıl takımı meydana getirilmişti. Bu alaturka heyete, Hafız Hüsnü Efendi meşkederdi"

        HATTIN ÜSTADLARI

        Hulusi Yazgan (1869 -1940)

        OSMANLI'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarının en önemli ve en usta hattatlarından olan ve "Hulusi Efendi" olarak tanınan Hulusi Yazgan, İstanbul'da doğdu. Medresede okudu ve Farsça öğrendi. Daha sonra "Mesnevihan" oldu, yani "Mesnevi okutma" izni aldı. Hulusi Efendi, özel hayatında son derece mütevazı davrandığı için Mesnevihanlığı çok az kişi tarafından bilinir.

        Hasan Hüsnü ve Çarşambalı Arif Beylerden meşketti, icazetini Sami Efendi'den aldı. Sonraki senelerde Darüşşafaka'da ve Hattat Mektebi'nde dersler verdi. Sülüs yazıyı da en iyi yazan hattatlar arasında olan Hulusi Efendi'nin eserleri müzelerde ve hususi koleksiyonlardadır, bir hilyesi de Topkapı Sarayı Kütüphanesi'ndedir.

        Gelibolu Mevlevihanesi'nin talik kitabesi Hulusi Yazgan'a aittir ve en tanınmış öğrencileri Halim Özyazıcı ve Kemal Batanay'dır.

        Hulusi Efendi'nin 20. yüzyıl Türk Hat Sanatı'nın en güzel örneklerinden olan ve 'Yeter, Kâfi!" anlamına gelen "Kefâ" sözünün yazılı olduğu bu levhası özel bir koleksiyondadır ve hattat eserinde sanki "Bu yazı, işte böyle yazılır, bu kadarı kâfidir" demektedir.

        İFTAR SOFRAMIZ

        Hindiba Çorbası

        MALZEME

        ■ Hindiba

        ■ Zeytinyağı

        ■ Tereyağ

        ■ Has un

        ■ Limon

        Diğer Yazılar