Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye'nin iki önemli müzecisi arasında bu hafta yaşanan bir tartışma, on yıldan buyana bilinmeyen inanılmaz bir skandalı ortaya çıkardı: Paris'te 1999 yılında düzenlenen "Osmanlı İmparatorluğu'nun 600. Kuruluş Yılı" sergisine gönderilen Topkapı Sarayı'ndaki tören tahtının sergiden ahşap kısımlarının çürümüş, altın plakalardan yapılmış parçalarının da birbirine geçmiş halde yani tahrip olarak döndüğünü... Tartışma, Paris'te devam eden "Bizans'tan İstanbul'a" sergisinin kuratörlüğünü yapan Sakıp Sabancı Müzesi'nin müdiresi Dr. Nazan Ölçer'in bir gazeteye verdiği mülâkatta 16. yüzyıldan kalma tören tahtının Paris'e gönderilmesine izin vermeyen Topkapı Sarayı Müzesi'nin Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı hakkında "Kıskançlık içinde. İstediğim bir sürü şeyi vermediler. Taht gerekirdi" demesi ile başladı. Nazan Hanım'ın sözlerini okuyunca, İlber Ortaylı'yı aradım. Kızgın ve şaşkındı. Önce, "Gazete sütunlarında dedikodu yapmasınlar. Nazan Ölçer'in niteliklerini benim kadar hiç kimse vurgulamaz ama dost olarak bağrıma basamayacağım bir insandır. Osmanlı tahtı da, öyle dönmedolap gibi her panayıra koşuşturulacak bir nesne değildir" dedi, sonra Paris'e 1999'daki sergiye yollanan tahtın İstanbul'a perişan bir şekilde döndüğünü anlattı. Üstelik sadece taht değil, Paris'e gönderilen dünyanın en seçkin elyazmalarının sayfaları da vitrinlere rutubet tertibatı konmadığı için zarar görmüştü.

        FİLİZ HANIM KARŞI ÇIKMIŞ

        İlber'in anlattığına göre, tahtın 1999'daki sergiye gönderilmesine sarayın o zamanki müdiresi olan Dr. Filiz Çağman şiddetle karşı çıkmış ama Fransa'nın bastırması ve bizdeki çok yüksek bir makamın kesin talimatıyla izin vermek zorunda kalmıştı. Aynı baskı, çoğu minyatürlü bazı elyazması kitaplar için de yapılmış, sergiden sonra birçok sayfanın kıvrıldığı farkedilmişti. Ortaylı'nın ifadesine göre "sayfalar sanki dansediyorlardı" ve görenler dehşet içindeydiler. Prof. Ortaylı, Dr. Ölçer'in kendisine "kıskanç" demesinin cevabını pazar günü köşesinde vereceğini söyledi ama, iki müzeci arasında yaşanan tartışma korkunç bir gerçeği ortaya koydu: İmparatorluğun protokol tahtıyla dünyanın en kıymetli elyazmalarından olan bazı eserlerin bir sergi uğruna ve kuratörlük hırsıyla tahrip olmasını... Bütün bunları öğrendikten sona, Paris'te bu ay düzenlenen "Bizans'tan İstanbul'a" sergisine gönderilen eşyanın İstanbul'a ne şekilde döneceğini çok merak ediyorum. Böyle birşeyin asla yaşanmaması ümidindeyim ama meydana gelmesi halinde sorumluluğun İKSV ile kuratöre ait olacağını da hatırlatmakla yetiniyorum.

        BU SERGİ HIRSI NEDEN?

        Ama, şimdilik şu kadarını söyleyeyim: Devletin en büyük müzelerinde senelerce müdürlük etmiş, üstelik görevlerini çok parlak şekilde yaptıktan sonra yaş haddinden emekli olup özel sektöre geçen müzecilerin devletin görevde bulunan başka müzecisi yokmuş gibi hâlâ sergi organizasyonu peşinde koşmalarının sebebini anlayamıyorum. Bu kişilerin gazete sayfalarında hemen her gün arz-ı endâm edip "Herşeyi ben organize ettim, bu eşsiz sergi sadece benim eserimdir" diyerek kendisiyle beraber çalışıp o sergiye emek verenleri yok saymasının sebebini, üstelik bir meslekdaşı için "kıskanç", bir başka ülkenin cumhurbaşkanı hakkında da "kompleksli" diyebilecek derecede patavatsızlığının sırrını da... Bugün, birinci sayfamızda Osmanlı tahtının Fransa'da 1999'da, Versailles Sarayı'nda sergileneceği mekâna taşındığı sırada sarayın merdivenlerinden çıkartılırken çekilmiş bir fotoğrafını görüyorsunuz. Bu fotoğrafa iyi bakın ve o tahta bir zamanlar kimlerin oturmuş olduğunu da lutfen hatırlamaya çalışın...

        Diğer Yazılar