Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Gazetelerde bu hafta çıkan küçük bir haber acaba dikkatinizi çekti mi?

        Vatikan’ın “İnanç Doktrini için Örgüt” isimli kuruluşu, küçük çocuklara musallat

        olduğu ortaya çıkan İtalyan rahip Roberto Berti’ye “sekiz sene boyunca terapi” cezası verdi. Konunun enteresan tarafı ise, şurası: “İnanç Doktrini için Örgüt”

        denilen Vatikan’daki kurumun adının doğrusu “İmanın Esasları Kurulu”dur ve bu kurul tarihlere “Engizisyon” olarak geçen kanlı mahkemenin ta kendisidir. Yani, Engizisyon ortadan kalkmamış, sadece isim değiştirmiştir, hâlâ faaliyettedir ve İtalyanlar, sapıklar için mahkeme yerine Engizisyon’u tercih etmektedirler.

        BAZI gazetelerde bu hafta çok küçük olmasa bile fazla büyütülmemiş ama enteresan bir haber vardı: Vatikan, İtalyan bir rahibi küçük çocukları taciz ettiği

        ve ilişki kurduğu için cezalandırdığını açıklamıştı. Kilise, Floransa’da görev

        yapan Roberto Berti adındaki rahiple ilgili suçlamaları bir sene boyunca araştırmış, iddiaların doğru olduğunun ortaya çıkması üzerine rahibin dinî yetkileri elinden alınmış ve sekiz sene boyunca kontrol altında tutularak terapi görmesine karar verilmişti. Gazeteler, kararı Vatikan’ın bünyesindeki “İnanç Doktrini için Örgüt” isimli kurulun verdiğini de yazmışlardı.

        Mesele, ilk bakışta sapık bir papazın bazı işler etmesi ve yaptıklarının duyulması üzerine kilisenin devreye girip namusunu temizlemeye çalışmasından ibaret gibi görünüyordu ama pek öyle değildi...

        DOKUZ DİREK

        Konunun önemi, ismi gazetelerimizde “İnanç Doktrini için Örgüt” gibisinden tuhaf bir şekilde çıkan kurulda gizli idi. Zira ismi Türkçe’ye bu şekilde tuhaf ve yanlış bir şekilde tercüme edilen Vatikan’daki müessesenin adının Latincesi

        “Congregatio pro Doctrina Fidei”, yani “İmanın Esasları Kurulu” idi ve bu kurul,

        bildiğimiz “Engizisyon” demekti. Yani, insanları geçmişte din adına işkencelerden geçiren, yakan, parçalayan, hatâ meşhur Galile’yi bile yargılayıp mahkûm eden ve ismi şimdi bile ürpertilere sebep olan meşhur Engizisyon...

        İşte, doğrusu “Enkizisyon” olan ve isminin bu şekilde yazılması gereken

        Engizisyon’un resmen hâlâ vârolmasının hikâyesi... Kilise, Hristiyanlığın ortaya koyduğu inanç sistemine karşı çıkanlarla yani “dalâlete düşenlerle” her

        zamanmücadeleye çalışmış, 12. asırdan itibaren kralların da desteğini almış ama mücadelede pek başarılı olamamış ve çok sayıda “sapkın” mezhep

        türemişti. Engizisyon, işte bu maksatla kuruldu ve zamanla Vatikan’ın

        bünyesindeki dokuz müessesenin en güçlüsü hâline geldi. Engizisyon’un

        ilk mahkemesi ise, güney Fransa’da yaşayan Katarist Mezhebi’nin mensuplarını temizlemek maksadıyla 1184’te teşkil edildi ve mezhebin binlerce mensubunu ortadan kaldırdı. Tarihlerdeki asıl büyük Engizisyon, 1481’de İspanya’da faaliyete geçti. Kral Ferdinand ile Kraliçe İsabella’nın eseri olan Engizisyon, öncelikle Endülüs’teki Müslümanlar’a ve İspanyol Yahudileri’ne karşı kullanıldı, daha sonra “dalâlet”e saptıkları iddia edilenlerle

        mücadeleden cadı avına kadar akla gelen hemen her alanda faaliyet gösterdi. Engizisyon 1834’e kadar sadece İspanya’da değil, Avrupa’nın birçok

        bölgesinde korku salacak ve din adına milyonlarca kişinin canını alacaktı. Türkiye’ye İkinci Bayezid’in tahtta bulunduğu 1492 yılında gelen onbinlerce

        İspanyol Yahudisi de, işte bu Engizisyon’dan kaçanlardı. İspanyol Engizisyonu, Avrupa’da bütün haşmetiyle ve zulmüyle hükümsürerken Papa

        Üçüncü Paul, 1542’nin 21 Temmuz’unda Vatikan’da yepyeni bir Engizisyon kurdu. Resmi adı “Sacra Congregatio Romanae et Universalis Inquisitions seu Sancti Officii” olan ve tarihlere “Roma Engizisyonu” diye geçen bu

        mahkeme, bugüne kadar uzanan zincirin ilk halkası idi.

        ADI DEĞİŞİP DEVAM ETTİ

        Roma Engizisyonu’nun “dalâlete düşmekle” suçlayıp yargıladığı Hristiyanlar arasında Giordano Bruno, Tomasso Campanella ve Galileo Galilei gibi dünya tarihinin enmeşhur bilimadamları ve filozofları da vardı. Bruno idam edildi,

        Campanella uzun seneler zindanda kaldı, Galile ise, ev hapsinde can verdi.

        Avrupa’da kilisenin siyasi gücünü zamanla kaybetmesi ve faaliyetinin sadece dini alanda sınırlı kalması, Roma Engizisyonu’nun siyasi etkisine de son verdi

        ama Engizisyon resmen lâğvedilmedi ve adı değiştirilerek bugüne kadar hep vâroldu.

        ESKİDEN OLSAYDI...

        İlk resmi adı “Evrensel Engizisyon’un Kutsal Kurulu” olan mahkemenin ismini Papa Onuncu Pius 1908’de “Mübarek Makam’ın Kutsal Kurulu” olarak değiştirdi ve 1965’te de Papa Altıncı Paul tarafından “İmanın Esasları Kurulu” haline getirildi. Floransalı rahip Roberto Berti bundan birkaç asır önce yaşamış olsa ve artık insanları öyle asıp kesme gibi yetkileri olmayan sembolik Engizisyon’da değil de, her tarafından kan damlayan omeşhurmahkemede yargılansa idi “sekiz sene terapi”ye değil,mutlaka çok

        daha ağır bir cezaya çarptırılırdı... Ama hiç belli olmaz, Engizisyon hâkimleri belki de “tencere dibin kara...”misâli Berti’yi hemen aklar, hattâ aziz bile ilân ettirirlerdi, kimbilir...

        Engizisyon, bir ara Başbakan Erdoğan’ı bile diline dolamıştı

        HERHALDE hatırlarsınız... 2004 Ağustos’unda, Başbakan Tayyip Erdoğan ile o zaman “Kardinal Joseph Ratzinger” olarak bilinen bugünün papası 16. Benedict arasında Türkiye’nin AB üyeliği konusunda bir tartışma yaşanmıştı.

        Katolik dünyasının en önemli teologlarından kabul edilen Kardinal Ratzinger

        “Çoğunluğu Müslüman olan Türkiye geleceğini Avrupa Birliği’nde değil, İslam Ülkeleri Birliği’nde aramalıdır” demiş; Başbakan Erdoğan da “Vatikan bir din devletidir, AB üyesi değildir, biz AB ülkeleriyle konuşuyoruz” karşılığını vermişti.

        İşin önemli tarafı, Kardinal Ratzinger’in bu demeci bir Hristiyan din bilgini olarak değil, “İmanın Esasları Kurulu”nun, yani Engizisyon’un başkanı ve

        “Grand Inquisitor”, yani “Büyük Engizisyoncu” unvanıyla vermiş olmasıydı.

        Kardinal Ratzinger, 2005 Nisan’ında Papa seçilmesinden sonra, Engizisyon’un başına William Levada adında Amerikalı bir kardinali getirdi.

        Resmî adı bugün “İmanın Esasları Kurulu” olan Engizisyon, inanmış Hristiyanlar tarafından hâlâ güçlü bir kurum kabul ediliyor ve artık tarih kitaplarında kaldığını zannettiğimiz “aforoz” yani “dinden çıkarma ”müessesesi bile devam ediyor.

        AFOROZ SÜRÜYOR

        İşte, bunun son örneklerinden biri: Kardinal Levada’nın başkanlık ettiği

        Engizisyon, 2007 Ekim’inde, Amerika’nın Arkansas eyaletinde yaşayan altı

        rahibeyi aforoz etti. Rahibeler “Meryem’in Ordusu” adında bir tarikat kuran Marie Paule Giguere isimli rahibenin Hazreti Meryem’in reenkarnasyonu olduğuna inanmakla ve dolayısıyla “sapkınlıkla” suçlanıyorlardı. Engizisyon’un kararının ardından, rahibelerle Vatikan arasında bir gayrımenkul tartışması başladı. Vatikan, Hristiyanlıktan kovduğunun ilân ettiği altı rahibenin Hot Springs’teki kilise müştemilâtını derhal terketmelerini istedi ama rahibeler binanın kiliseye değil, kendilerine ait olduğunu söyleyip “Bir yere gitmiyoruz” dediler ve işin tuhaf tarafı, yapılan araştırma binanın hakikaten rahibelerin

        mülkü olduğunu gösterdi. Aforoz edilen rahibeler, papazları çatlatırcasına hâlâ

        kilisenin müştemilâtında yaşıyorlar. Engizisyon’un son kararlarından biri,

        Amerika’nın Utah eyaletinde faaliyet gösteren Mormon tarikatı ile ilgili idi.

        Kurul, geçen senenin Mayıs’ında, Mormonlar arasında uzun zamandan bu yana devam eden “ölümden sonra vaftiz” uygulamasının Hristiyan doktrini ile

        uyuşmadığına karar verdi. Çok sayıda Mormon’un bağlı olduğu “İsa’nın Son Gün Ermişleri Kilisesi”ne göre Allah’ın oğlu olan Hazreti İsa bizzat “babası” tarafından vaftiz edilmişti, vaftiz “baba”ya ait bir işti, hattâ Hazreti Ademile Havva bile vaftiz edilmişlerdi, dolayısıyla ölmüş kişilerin vaftiz edilmesinde bir sakınca yoktu. “İmanın Esasları Kurulu”, yani Engizisyon, 2008 Mayıs’ında Birleşik Amerika’daki üst düzey Katolik merkezlerine gönderdiği emirnâmede, bu şekildeki vaftizlerin geçerli olmayacağını duyurdu ve vaftiz kayıtlarının

        açıklanmamasını, bu konuda hiç kimseye bilgi verilmemesini istedi.

        mbardakci@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar