Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TEKZİP, düzeltme, tavzih yahut açıklama ne demektir? Bir yazı veya haber yazarsınız, yazdıklarınızın tamamı yahut bir kısmı yalandır, bilerek veya bilmeyerek gerçek olmayan iddiaları köşenize taşır ve bazı kişileri zor durumda bırakırsınız. Bu durumda, yazdıklarınızdan mağdur olanlar size bir açıklama gönderip işin aslını anlatırlar. Eğer iddialarınız hayâlî yahut yalan ise ve karşı tarafın aksine o hadise ile bir alâkaları yoksa ve siz mesleğinize hakikaten saygı duyuyorsanız açıklamayı aynen yayınlarsınız. Şayet açıklama eğer mahkeme kanalıyla, yani "tekzip" olarak gelmişse, yayınlamaya zaten mecbursunuzdur. Üstelik gerçek olmayan iddianız çok vahim ise, muhatabınızın sizi gerçekleri çarpıtmakla, hattâ müfterilikle ve yalancılıkla suçlama hakkı bile vardır. Ancaaak... Yazdığınızda hiçbir abartma yapmamış iseniz ve makaleniz yahut haberiniz tamamen gerçek ise, karşı tarafın açıklama gönderme yahut tekzip göndermeye kalkışıp sizi yalanlamaya yüzü olamaz. Bu hakkı kullanmaya kalkışıp size bu mealde bir metin gönderenlerin nasıl isimlendirileceği ise, hatırlatmama gerek yok, mâlumunuzdur.

        NERESİ YANLIŞ, GÖSTERİN!

        Bu işin, yani açıklama hakkının ne olduğu bilmemenin son örneğini, "Ekopolitik" isimli grup sergiledi... Geçen Çarşamba günü, bu köşede "Serkis Efendi'nin şarkısı" başlıklı bir yazım çıktı. Yazımda, "Ekopolitik" adındaki grubun düzenlediği ve ağırlığını Kürt açılımının teşkil ettiği bir toplantıdan bahsedip katılımcılardan Dr. Durmuş Hocaoğlu'nun sözlerine yer veriyordum. Dr. Hocaoğlu, "Şimdiye kadar herkes konuştu, Kürtler de konuştu, ama Türkler henüz konuşmadılar. Bundan sonra biz konuşacağız. Burası Türkiye'dir, bu da demek oluyor ki, son noktayı biz koyarız, son sözü biz söyleriz" demişti. Sen misin bunları yazan... Önce, bir üniversiteden mesajlar yağmaya başladı. Böylesine önemli ve faydalı bir toplantının aleyhinde söz etmem ne haddimeymiş de, toplantıya gelmeden orada konuşulanları nasıl yazarmışım da, ben nasıl araştırmacıymışım da, işte böylesine güzel sözlerle dolu mesajlar... Derken, "Ekopolitik" grubu "Tekzip Hakkı ve Murat Bardakçı Bey'e Cevap" şeklinde tuhaf başlıklı bir açıklama gönderdi. Toplantılarına filânca kişiler, hattâ eski MİT'çiler de katılmış da, farklı görüşleri biraraya getirmişlermiş de, ben konuyu çarpıtmışım da, vesaire, vesaire...

        DÜRÜSTLÜĞÜNÜZÜ SEVSİNLER

        Üstelik, bir yazının "okunması" değil de "esefle takip edilmesi" nasıl mümkün olabiliyorsa, Ekopolitik'teki zevât yazdıklarımı işte öyle esefle takip etmişlerdi. Ekopolitikçiler'e ve bana düzinelerle mail gönderen mâlum üniversitenin mensuplarına şimdi açıkça soruyorum: Yazdıklarımda, özellikle de Dr. Durmuş Hocaoğlu'nun çok daha sert cümlelerini yayınlamadığım konuşmasının naklettiğim bölümlerinde tarafımdan yapılmış bir hata, ilâve yahut abartma var mı? Ve, bir diğer soru: Grubunuzun internet sitesinde Dr. Hocaoğlu'nun konuşmasını niçin sansür ederek yayınladınız? Hocaoğlu'nun benim naklettiğim sözleri işinize gelmediği için mi, yoksa iddia ettiğiniz "demokratlığın" sizlere başkalarının konuşmalarını canınızın istediği şekilde kesip biçme hakkı verdiğine inandığınızdan mı? Şunu unutmayın beyler: Gönderdikleri açıklamaların yayınlanma hakkına, sadece doğru konuşan ve dürüst olan kişiler sahiptirler ve bu şartları taşımayanların yolladıkları varakpârelerin gideceği yer ise, masaların altındaki çöp tenekeleridir!

        Diğer Yazılar