Tam 56 sene sonra tekrar aşağılandık
SÖZÜ hiç uzatmayayım: Türkiye, İsrail tarafından apaçık aşağılanmıştır. Tel Aviv'deki büyükelçimize Kudüs'te reva görülen hareket densizliğin, küstahlığın yahut terbiyesizliğin ötesindedir ve bir memleketin, yani Türkiye'nin apaçık aşağılanmasıdır. Hafızası pek kuvvetli olmayan basınımız Bülent Ecevit'in Beyaz Saray'da Başkan Clinton ile çekilmiş meşhur fotoğraftaki görüntüsünü "aşağılanma" zannedip sadece onu hatırladığı için 1954'te uğradığımız ve İsrail'in dün yaptığından daha da büyük hakareti unuttuk. Hatırlatayım: Mısır Kralı Faruk 1952'de askerî bir darbeyle alaşağı edildiği sırada, Türkiye'yi Kahire'de Büyükelçi Fuad Tugay temsil ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu'na çok önemli devlet adamları yetiştirmiş bir aileden gelen Fuad Tugay, annesi tarafından Mısır hanedanına mensup olan bir prensesle, Emine Fuad Tugay ile evliydi. Yani, Kahire'deki Türkiye Büyükelçisi'nin hanımı, askerler tarafından devrilip sürgüne gönderilmiş olan kralın birinci dereceden kuzeniydi ve büyükelçi de devrik hanedanın damadı oluyordu.
OPERA'DA YAŞANAN KRİZ
Türkiye'nin böyle bir durumda yapması gereken, tatsızlık çıkmaması için Kahire'deki büyükelçiyi darbeden hemen sonra değiştirmesi idi ama Ankara hem Mısır'ın imalarına, hem de Fuad Tugay'ın aynı yoldaki ısrarlı taleplerine kulak tıkamış, elçiyi darbeden sonra iki sene boyunca yerinde tutmuştu. Dışişlerimiz böylelikle Kahire'deki darbeyi hoş karşılamadığı ve kraliyeti hâlâ Mısır'ın meşru yönetimi olarak gördüğü mesajını veriyordu. Mısır, bu davranışın altında kalmadı ve Kahire gazetelerinde yavaş yavaş Emine Tugay'ın aleyhinde yazılar çıkmaya başladı. Önceleri devrik kralın eniştesi sayılan büyükelçinin hâlâ görevde kalmasını iğneleyen gazeteler daha sonra dozu arttırdılar ve Emine Tugay'ın "sâbık kralın bazı özel isteklerini yerine getirmek için aracılık yaptığını" yazmaya başladılar ve hakaretler gittikçe arttı. Büyükelçi Fuad Tugay, Ankara'ya hemen her gün "Burada işler çığrından çıkmak üzere, beni resmen çağırın" diye yazıyor ama zamanın Dışişleri Bakanı Prof. Fuad Köprülü, duymazdan geliyordu.
ELİ HAVADA KALDI
Olan 1954 sonbaharında oldu ve Mısır, Türk Büyükelçisi Fuad Tugay'ı bir gece sınırdışı etti. Hem de diplomatik teamüllere hiç uymayan, aşağılayıcı bir şekilde... O gece, Kahire Operası'nda yeni bir program sahneye konmuş ve daha sonra bir davet verilmişti. Mısır'ın yeni lideri Albay Cemal Abdülnasır ve diğer önde gelen darbecilerle beraber, bütün kordiplomatik oradaydı. Perde indikten sonra davet salonuna geçildi ve büyükelçiler içeriye Abdülnasır'ın elini sıkarak girmeye başladılar. Aynı gün çıkan gazetelerde Emine Fuad hakkında yine çok ağır ifadeler kullanılmıştı ve Fuad Tugay salonun girişinde elini uzatan Abdülnasır'a "Ben sadece centilmenlerin elini sıkarım" dedi, döndü ve opera binasını terkedip büyükelçilik ikametgâhına gitti. Birkaç saat sonra, yani sabaha karşı ikametgâha gelen Mısırlı diplomatlar, hükümetlerinin büyükelçiyi "istenmeyen adam" ilân ettiğini söyleyip Mısır'dan derhal ayrılmasını istediler. Havaalanına götürülen büyükelçimiz bütün diplomatik nezaket kurallarını bir yana bırakarak yolcu kuyruğuna sokuldu, üstelik bagajları gümrükçülere didik didik aratıldı ve valizindeki çamaşırlar etrafa saçıldı. Türkiye, Mısır ile münasebetlerini bu hadiseden ancak çeyrek asır sonra düzeltebildi. Yazdığım ayrıntılar, Kahire Operası'ndaki hadiseye bizzat şahit olanlardan 1980'lerde dinlediklerimdir ve Türkiye 56 sene aradan sonra, dün Kudüs'te yeniden aşağılanmıştır.