Başbuğ'un makam odasının önünde Kanuni'nin kılıcı var
* Genelkurmay Karargâhı'nda şimdiye kadar en uzun süreyle kalan gazeteci olma rekorunu zannedersem dün Fatih Altaylı ile bendeniz kırdık. Dün sabah 10.30'da gittiğimiz binada Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve İkinci Başkan Orgeneral Aslan Güner ile görüşmemiz, beş saate yakın devam etti. * Ankaralı gazeteci arkadaşlarımızın söylediklerine göre, görüşmemiz sırasında bazı ilkler de yaşandı. Meselâ, şimdiye kadar hiçbir foto muhabirinin fotoğraf çekmesine izin verilmeyen karargâhta, arkadaşımız Ümit Turpçu'nun bizleri Orgeneral Başbuğ ve Orgeneral Güner ile fotoğraflamasına izin verildi. Konuklarıyla şimdiye kadar sadece makamında görüntü aldıran Orgeneral Başbuğ, yine Ankaralı gazeteci arkadaşların anlattıklarına göre üzerinde "Genelkurmay Başkanı" yazılı makam odasının kapısında ilk kez görüntü alınmasına izin verdi. * Sohbetimiz, Orgeneral İlker Başbuğ'un odasında çaylarımızı yudumlayarak başladı. Gazete tirajlarından TV'lerdeki magazin programlarına, kitaplardan odadaki hatıra fotoğraflarına kadar geniş bir yelpazeye uzanan ve yarım saat kadar devam eden sohbetten sonra, iç taraftaki bir başka odaya geçtik ve asıl görüşmeyi burada yaptık. * Fatih Altaylı, asıl görüşme sırasında, susuzluğa sadece iki buçuk saat tahammül edebildi ve Orgeneral Başbuğ tam "Yeter artık!" dediği sırada, Altaylı da birdenbire Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Aslan Güner'e dönerek "Paşam, kuruduk! Ne olur bir çay yahut biraz su!" diye haykırdı. Hepimiz kahkahalarla gülerken hemen bergamutlu çaylar ve sular geldi. * Genelkurmay Başkanı'nın makam odasının girişi, minyatür bir askerî müzeyi andırıyordu. Giriş katından yukarıya uzanan çift kanatlı merdivenlerin arkasında, sol taraftaki yüksek duvara, 1853 ile 1913 yılları arasında yaşamış olan ve Türk resminin öncülerinden sayılan asker ressam Hasan Rıza'nın çok büyük boyda bir tablosu asılmıştı. Diğer duvarda ise 1878'de doğan ve hayata 1945'te veda eden bir diğer asker ressamın, Sami Yetik'in yine çok büyük bir tablosu vardı. * Orgeneral İlker Başbuğ'un makam odasının kapısının tam karşısındaki camekânlarda, çok önemli iki obje sergileniyordu: Türk Tarihi'nin en büyük maraşallarından olan Kanuni Sultan Süleyman'ın muharebe meydanlarında kullandığı kılıç ve Kanuni'nin sadrazamı Sokollu Mehmed Paşa'nın tombak miğferi. * Kanuni'nin kılıcı camekânda kınından çıkartılmış şekilde duruyor, kın da aynı camekânda bulunuyordu. Kılıcın üzerinde altın kakma ile yazılmış Farsça edebî bir beyit vardı ve beyitte "Düşmanların, kılıcını savurduğun zaman dört bir yana yıkılırlar; bu kılıcın çeliğine sanki şarap verilmiştir" deniyordu. * Orgeneral Başbuğ ve Orgeneral Güner ile karargâhta beraberce bir de öğle yemeği yedik. Mönüde mercimek çorbası, salata, karışık ızgara, zeytinyağlı fasulye ve çeşitli tatlılar vardı. Merak edenler için söyleyeyim: Yemekler nefisti! Çorbanın kıvamı, gerektiği gibi koyu idi, ızgaranın baharatı tam yerindeydi, fasulyeler de kıvamında ve gayet diri pişirilmişti.