Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Basınımızda dış haberciliğin, gazetelerdeki dış haber sayfaları ile dış haber servislerinin öncüsü olan Sami Kohen hatıralarını yayınladı: “Sami Kohen Anlatıyor: Ver Elini Dünya. 70 Yıllık Gazetecilik Serüveni”...

Yabancı memleketlerde olup bitenler basın tarihimizin ilk günlerinden itibaren gazetelerimizde yeralırdı ama bu haberler ile aynı dönemdeki Avrupa ve Amerikan basınında çıkan dış haberler arasında pek bir benzerlik yoktu. 19. Asrın ortalarından 1910’lara kadar İstanbul basınına uygulanan sıkı sansür halkın dışarıdaki bütün gelişmelerden haberdar olmasına izin vermez, gelişmeler gazetelerin “haricî haberler” sütunlarında kuru, tatsız ve ne dediği pek anlaşılamayan cinsten ve birkaç satırdan ibaret kalırdı.

İkinci Dünya Harbi’nin patlamasından önceki gerginliklerle dolu aylarda, altı sene devam eden savaş boyunca ve savaştan sonraki günlerde gazetelerimiz dışarıdaki gelişmelere tam sayfa yer vermeye çalıştılar. Ama bu sayfalar da Ankara’nın sıkı kontrolü altındaydı; Türkiye’nin dış politikası değiştikçe Matbuat Umum Müdürlüğü gazetelere talimat gönderir ve neyin nasıl yazılması gerektiğini dikte ederdi!

O günlerin gazetelerinde Hüseyin Cahid Yalçın, Âbidin Dâver, Mehmed Âkif’in damadı Ömer Rıza Doğrul ve Muharrem Fevzi Tokay gibi köşe sahipleri ile bazı emekli generaller sık sık dış politika yazarlardı ama Ankara’nın çizdiği çerçeve dahilinde kalmaya mecbur idiler.

Sadece savaşla alâkalı gelişmelere sınırlı olan dış haber sayfaları, harbin sona erdiği 1945’ten itibaren yavaş yavaş ortadan kalktı ve dışarıda olup bitenler normal sayfalarda verilir oldu...

Basınımızda dış haberciliği ve dış haberler sayfalarını kalıcı hâle getiren gazeteci, Sami Kohen’dir. Türk gazetelerinin sadece günlük dış haber sayfaları değil, dış haberci kadroları da hem Sami Ağabey’in, hem de 1954’te çalışmaya başladığı Milliyet’tin başında bulunan Abdi İpekçi’nin çabası ile hayata geçmiştir.

1954’ten buyana geçen 67 sene boyunca Milliyet’te yazan Sami Kohen’in 70 senelik meslek macerasından burada kısa da olsa bahsetmeme hiç gerek yok. Onunla alâkalı herşeyi, 13-14 yaşında ortaya çıkan gazetecilik hevesini, yetmiş sene boyunca şahit olduğu önemli dış hadiseleri, hemen yanıbaşında meydana gelen ve dünyayı değiştiren birçok olayı “Ver Elini Dünya”da ayrıntıları ile okuyabilirsiniz.

ÖYLE BİR EKİP ARTIK BİRARAYA GELMEZ!

Ben, gazetelerde ve matbaalarda büyüdüm sayılır. Sahibi olduğumuz gazeteler sayesinde bu meslek ile hayli genç yaşlarımda tanıştım ama asıl gazetecilik maceram ve bu işe ciddî şekilde adım atışım, Milliyet’in Sami Kohen’in idaresindeki Dış Haberler Servisi’ne 1980’de katılmam ile başladı.

Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, Milliyet’in o senelerdeki dış haberler servisinin bir emsâlinin artık yeniden teşkili mümkün değildir!

Dış haberciliğin kıdemli üstadı Sami Ağabey başımızda idi, yardımcılığını rahmetli Özel Yelçe yapıyordu; servisi Nilüfer Soner, Lâle Çakıroğlu, ben ve artık üçü de rahmetli olan Cihan Akerson, Dinçer Güner ile Zafer Ağabey teşkil ederdik.

Sami Kohen, Türk basınının en güçlü dış bürolarını kurmuştu: Brüksel’de Mehmet Ali Birand, Londra’da Nuri Çolakoğlu, Bonn’da Bülent Zarif, Washington’da Turan Yavuz, sonraki senelerde Moskova’ya giden Cenk Başlamış, bize dışarıdan çalışan ama her tarafa yetişen Coşkun Aral ve daha nice meslekdaş... AP ve UPİ ajanslarının teleks haberleri, kısa dalga radyodan dinlenen BBC’nin haber bülteni ve daktilo tıkırtıları ile işimizi keyifle, güle-oynaya ama ciddî şekilde yapardık... Sabahki haber toplantısına gündemi vermemizin ardından Sami Ağabey’in “Şimdi şekerim, falanca hadise çok enteresan...” diye başladığı değerlendirmeleri ve sık sık da “Aman duble check etmeden (yani çift doğrulama yapmadan) birşey yazmayın” uyarıları dinlenir sayfa o çerçevede hazırlanırdı...

Servisteki herkesin ortak bir özelliği vardı, hepimiz muhabirdik! Haberleri yabancı ajanslardan ve radyolardan alıp Türkçe’ye çevirip sayfaya koymak işimizin sadece bir kısmıydı ve gerektiğinde, hem de sık sık habere giderdik. İstanbul’a önemli bir şahsiyet mi geldi, derhal yanıbaşında bitip haber olabilecek birşeyler söyletmemiz şarttı! Dünyanın dört bir tarafındaki önemli olayları gidip yerinde izlemek, bizler için gazetenin istihbarat servisindeki arkadaşların İstanbul’un herhangi bir yerindeki yangın yahut soygun haberini takip etmelerinden farksızdı. Bir memleketten diğerine koşuşturmak, meselâ öğlen saatlerinde Bağdat’tan gelen uçaktan inip Afrika’ya, Avrupa’ya yahut Amerika’ya giden diğer uçağa yetişebilmeye çalışmak bizler için sıradan bir işti...

TÜRKÇELERİ BOZUK TERCÜME BÜROLARI...

Ama, kırk küsur sene öncesinin güzel günlerinden bugünün dış haberciliğine baktığımda, maalesef hiç de hoş olmayan bir manzara ile karşılaşıyorum!

Geçmişte mensuplarının tamamı cevval birer muhabir olan dış haberler servisleri bugün birer tercüme bürosuna dönmüştür, üstelik bazıları maalesef kötü birer tercüme ofisi hâlindedir! Birçoğunun bozuk Türkçelerini bir tarafa bırakın, haberi yazmaktan bile âciz haldedirler; öyle ki, başlıkta sözü edilen hadise bile artık haberde yeralmamaktadır!

Meselâ, geçenlerde bir gazetenin internet sitesinde yeralan “Rusya gemiyi füzeyle vurdu! 10’dan fazla savaş uçağı havalandı” başlıklı bir “Son Dakika” haberini örnek vereyim ve haberin ilk birkaç paragrafını Türkçesine dokunmadan aynen nakledeyim:

“Son dakika haberlere göre, Avrupa’nın göbeğindeki Rus üssünü havaya uçurmayı denediler, Karadeniz’de ise 10’u aşkın savaş uçağı havalanıp bir gemiyi hedef aldı. ‘Düşman’ gemisine füze ateşlendiği bildiriliyor. İşte son dakika gelişmeler...

Ukrayna’nın ev sahipliğinde ABD’nin başını çektiği 32 ülkenin giriştiği Sea Breeze 2021 tatbikatıyla tüyleri diken diken olan Rusya, Karadeniz’de bir düşman gemisini vurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı, Karadeniz Filosu’na ait savaş uçakları ve gemilerinin düşman gemisine füze ateşlediğini ve bombardımana tuttuğunu bu sabah erken saatlerde açıkladı.

Tatbikatta yer alan 10’u aşkın jetin Su-30, Su-24M, Su-34 ve Su-27 olduğu bildiriliyor. Donanma ise Saratov ve Orsk çıkarma gemileriyle patlama seslerinin kesilmediği bölgedeydi.

Batılı ülkeler ve Rusya’nın birbirlerine karşı rest çektiği dakikalarda motor arızası yaşayan bir Ukrayna gemisine ise, Rus donanması yardım etti. Telsizden gelen çağrıya sınır devriye gemileri ve botlar yanıt verdi.

Haziran ayı sonunda İngiliz savaş gemisi HMS Defender’a Kırım açıklarında Rusya tarafından ateş açılmasıyla, Karadeniz’de tansiyon zirveye çıktı. Rusya, halihazırda süren Sea Breeze tatbikatına da öfkeli”...

Haberde daha sonra Belarus’tan başlayıp Kırım’dan, İtalyan ve İngiliz savaş gemilerinden, Hollanda’dan, İstanbul Boğazı’ndan, bizim SİHA’lardan ve konu ile alâkası olmayan daha birçokşeyden bahsediliyor ama Rusya’nın vurduğu iddia edilen geminin hangi memlekete ait olduğu ve Rus üssünü kimin havaya uçurmaya çalıştığı hakkında tek bir kelime bile edilmiyor! “Ne denmek istediğini anlayabilene aşkolsun” diyeceğim ama ortada daha vahim bir vaziyet var: Haberin yeraldığı gazetenin dış haberler servisi, Ruslar’ın Karadeniz’de Amerika’nın başını çektiği askerî tatbikata katılan bir gemiyi vurmasının dünya savaşına sebep olabilecek bir facia mânâsına geldiğinin farkında bile değil!

Bugünkü dış haberciliğimiz, Türk basınının şimdi içerisinde bulunduğu vaziyetin maalesef mükemmel bir aynasıdır!

Böyle bütün tatsızlıklara rağmen ben bundan kırk sene evvelki güzel günlerimizin hatıralarını muhafaza ediyor ve meslekî bakımdan çok şeyler öğrendiğim Sami Ağabey’e daha nice haberler, yorumlar ve sağlık içerisinde uzun seneler temennisinde bulunuyorum.

Sami Kohen’in hatıraları.
Sami Kohen’in hatıraları.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!