Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN, posta kutuma gelen mesajlardan birinde şöyle deniyordu:

        “AKP Hükümeti ve Türk Silahlı Kuvvetlerine sesleniyoruz...

        Hepinizin Allah belasını versin...

        İnşallah milyonlarca vatandaşlarımızın mağdur ettiğiniz çaresiz bıraktığınız için yüce rabbim her türlü kötülüğü ve felaketi üzerinize yapsın...

        Milyonlarca vatandaşımızı öz vatanından nefret eder hale getirdiniz yazıklar olsun...”

        Mesaj aynen böyle idi. Bozuk Türkçesi’ne, üslûbuna ve noktalamasına hiç dokunmadan, olduğu gibi naklettim...

        Biliyorsunuz, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı, geçen gün paralı askerlik konusunu görüştüler ve konunun şu anda uygulanma imkânı bulunmadığını açıkladılar.

        Mesele, işte burada: Yukarıda metnini verdiğim mesajı gönderen zavallı, belli ki “Bedelli günün birinde nasıl olsa çıkar” diye düşünmüş ve askerliğini senelerdir binbir bahane ile erteletmiş. Hayalinin gerçek olacağını zannettiği anda “Şu anda böyle bir şeye imkân yok” açıklamasını duyunca feleğini şaşırmış olacak ki, askerlik konusunda gösteremediği cesareti klavyesinin başına geçtiğinde toplamış, kahraman kesilmiş ve etrafa böyle terbiyesizce bir mesaj göndermekte beis görmemiş!

        MAKUL SEBEBİ ANLARIM

        Böylelerine, ettikleri bedduayı aynen iade edeceğim ama dilim varmıyor. damcağızın feleğini şaşırıp kendini kaybettiği, mesajındaki temennilerinin de kendi başına zaten gelmiş olduğu yazdıklarından apaçık belli!

        Dolayısı ile “Allah akıl, idrak, iz’an ve hayırlı kıt’a hizmetleri nasib etsin yavrum” demekten başka bir şey kalmıyor.

        E-mail kutularımız, geçen senenin ortalarından itibaren şiddetli bir bedelli askerlik mesajı bombardımanına maruz kalmış ve bombardıman ancak bundan iki ay kadar öncesine doğru hafiflemişti. Hemen her gün “Bedelli istiyoruz” başlığı altında yüzlerce mesaj alıyor ve gelenleri artık okumadan silerken hem “Lâhavle” çekiyor, hem de başka temennilerde bulunuyorduk.

        Yaşları ilerlemiş ve askerliğini zarurî sebepler yüzünden zamanında yapamamış olanları bütün bu söylediklerimin dışında tutuyorum. Adamcağız iş kurmuştur, nafakasını temin etmek zorunda olduğu yakınları vardır ve herşeyi olduğu gibi bırakıp askere gittiği takdirde hem bütün emekleri heba olacak, hem de kendisi ve geçimini sağladıkları maddî derde düşeceklerdir, dolayısı ile askerliği rteletmekten başka çare bulamamıştır. Bu vaziyette olanları anlarım, günün birinde bedelli askerliğin çıkmasını beklemelerini de makul karşılarım.

        HAYDİ, MARŞ MARŞ!

        Ama ya diğerleri?

        Bedelli isteyenlerin çoğunun, hiçbir mücbir sebepleri olmadan, “Günün birinde seçimler yaklaşırken nasıl olsa bir kanun çıkarırlar” hayaline dalarak seneler boyunca tecil işi ile uğraştıkları, bekledikleri kanunun bir türlü çıkmaması üzerine çareyi kampanyalarda buldukları, gönderdikleri mesajlardan zaten bellidir. Ve böylelerinin şimdi geldikleri nokta: “Allah belânızı versin” demek ve “vatanlarından nefret ettiklerini” söylemek!

        Mesajında “Allah” ve “Yüce Rabbim” avramlarının arkasına sığınan bu garibe bir hatırlatma yapayım:

        Böyle kavramlardan medet umduğuna göre, bazı dinî meselelerden haberdar olduğunu tahmin ediyorum. Dolayısıyla, “şehadet” makamının makamların en yükseği olduğunu da bildiğini ve inandığını tahmin ediyorum. Git, birliğine teslim ol ve Cenâb-ı Allah’tan şehâdet nasip buyurmasını iste! Yüce Rabbin seni âgûşuna alacaktır, emin ol!

        Haydi evlâdım, marş marş!

        mbardakci@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar