Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN, Suudiler’in el Arabiye televizyonunda bir yorum yapıldı: Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Mısır’ın 1975’te ölen efsanevî şarkıcısı Ümmügülsüm’den sonra Ortadoğu’nun artık en sevilen ismi olduğu ve popülaritesinin Arap dünyasının 20. asırdaki en güçlü ismi olarak bilinen sabık Mısır lideri Cemal Abdülnasır’ı bile geride bıraktığı söyleniyordu.

        Yorumun hemen ardından, Hamas’tan bir açıklama geldi. Dokuz vatandaşımıza mezar olan Mavi Marmara’yı uğruna açık denizlere saldığımız ve İsrail ile ilişkilerimizi kopma noktasına getirdiğimiz Hamas, Filistin Kurtuluş Örgütü ile barışma girişimlerinde arabuluculuğu Türkiye’nin değil, Mısır’ın yapmasını tercih ediyordu.

        El Arabiye’nin yorumu ve Hamas’ın açıklaması, Ortadoğu’daki son vaziyeti gayet açık şekilde özetliyor: Bölgenin lidersiz kalmış olmasını ve geleneksel nankörlüklerin hâlâ devam ettiğini...

        HEPSİ GEÇTİ, GİTTİ

        Dikkat ederseniz, Ortadoğu’da ağırlık sahibi eski liderlerin ve benzerlerinin artık vârolmadıklarını görürsünüz...

        Meselâ, Arap dünyasında 1952 sonrasında kasırga gibi esip bütün siyasi alışkanlıkları altüst eden ve bunu yaparken Türkiye’yi her fırsatta ve hemen her hadisede karşısına almaktan çekinmeyen bir Cemal Abdülnasır...

        Abdülnasır koskoca Sina Yarımadası’nı 67 savaşında birkaç saat içerisinde İsrail’e kaptırmış ve siyasî hayatını hüsranla noktalamış olmasına rağmen, 20. asrın en etkili Arap lideri idi. 1900’lerin başından itibaren sadece konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen “Arap Milliyetçiliği” kavramını fiilen uygulamıştı ve bize verdiği onca can sıkıntısına ve zarara rağmen son derece etkili idi, etkisi hâlâ da devam ediyor...

        Sonra, inancı uygulama sisteminin tamamen başka olmasına, yani azınlıktaki bir mezhebin başında bulunmasına rağmen, militanlığı ile 1980’lerde Sünnî dünyasında da tozu dumana katan bir Humeynî...

        Ve, Suudi Kralı Faysal... Parayı ve petrolü silâh olarak akıllıca kullanmanın yanına tebessüm nedir bilmeyen asık bir çehreyi ilâve edin... Faysal, din faktörünün de yardımıyla seneler boyu lider kabul edilmişti...

        Derken militan tarafı ağır basan Hafız Esad, diplomat bir Kral Hüseyin ve her telden çalabilen Yaser Arafat...

        Ortadoğu’da özellikleri ve karizmaları olan liderlerin hepsi geçti, gitti... Albay Muammer Kaddafi gibi ciddiyeti tartışılagelen isimleri yahut halkına kan ve gözyaşından başka birşey vermemiş olan Saddam Hüseyin ile benzerlerini, önemli liderler arasında hiç zikretmeyin...

        EN UYGUN ZAMAN

        Ve, netice: İslam dünyasında bugün geçmiş senelerdeki liderler artık mevcut değildir. “Lider” görünenler ya devlet başkanı yahut cemaat önderi olan politikacılardır, sözleri sadece memleketlerinde ama ellerindeki sopanın sayesinde geçer ve aynı lider yokluğu, İsrail için de sözkonusudur.

        Başbakan Tayyip Erdoğan’ın çıkışlarının Arap dünyasında ses getirmiş ve muhabbet görmüş olmasının sebebi, işte, bölgede artık ağırlık sahibi bir liderin kalmamış olmasıdır.

        Dolayısıyla, hükümetin Filistin politikasının yerinde olup olmadığı yahut Türkiye’ye bir fayda getirip getirmeyeceği tartışmaları ile bir Türk politikacının bölgede ilk defa lider kabul edilmesi gerçeği, birbirlerinden farklı konulardır.

        Erdoğan’ın ve aynı zamanda Türkiye’nin liderliği kalıcı olabilir mi?

        Sorunun cevabı Hamas’ın dünkü açıklamasına kadar “Evet” idi ama asırlık nankörlük çarklarının yeniden dönmeye başlamasından sonra neler olup biteceği artık pek net değil...

        mbardakci@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar