Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GEÇEN cumartesi gecesi yaptığımız Tarihin Arka Odası programı, Türkiye’nin son zamanlardaki en elemli ve en hassas gününe tesadüf etti. Şemdinli’den gelen önce dokuz, sonra da iki şehid haberi Türkiye’nin yüreğini dağladı.

        Bir bölümünde musiki de yaptığımız programda o gece aşk şarkıları çalmamız

        şehidlerin ruhlarını mutlaka muazzep ederdi, dolayısıyla böyle bir işe kalkışmadık. Bunun yerine bundan 55 sene önce okunmuş bir “mersiye”nin nadir bir kaydını dinlettim.

        Mersiyenin sözlerini Mehmed Akif‘in meşhur “Çanakkale Şehidleri” şiirinin bazı mısraları teşkil ediyordu ve bir zamanların en meşhur hafızlarından olan Mecid Sesigür okuyordu.

        İki seneden buyana devam eden programda şimdiye kadar bir hayli eski kayıt dinletmiştim, bu kayıtların bazıları tahmin ettiğimden de fazla ilgi ile karşılanmıştı ama hiçbiri Hafız Mecid‘in gördüğü alâkayı çekmemişti. Seyirciler kaydı tekrar dinletmem için mesaj üstüne mesaj gönderdiler, mersiyeyi birkaç defa zevkle yayınladım ve Hafız Mecid‘in okuduğu “Çanakkale Şehidleri” mersiyesi, hemen o gece çok sayıda internet sitesinde yeraldı.

        ELDEKİ SON KAYIT

        Bu kaydın hikâyesini kısaca anlatayım:

        Çanakkale Zaferi’nin 40. yıldönümünde, yani 1955’te, Çanakkale şehidlerini anmak için büyük bir toplantı yapılmış ve zamanın en büyük hafızları ile mevlidhanları şehidlerin ruhları için hatim indirip mevlid okumuşlardı. Hâfızlar arasında Mecid Sesigür de vardı.

        O gün okunan Kur’an’ın, mevlidin ve ilâhilerin benzerinin aradan geçen 55

        sene boyunca böylesine kalpten bir şekilde sadece birkaç defa icra edildiği söylenir ve yine o gün yapılan kayıtlar hem Kur’an ve mevlid kıraatinin, hem de ilâhi icrasının son zirvelerinden kabul edilirler.

        Ben, Hafız Mecid‘in cumartesi gecesi programda yayınladığım mersiyesini 1955’te yapılan bu toplantının yahut o zamanki adı ile “ihtifâl”in bende bulunan makara banttaki bir kaydından naklettim. Yayından sonra da, 55 seneden yani 1955’te yapılan “Çanakkale Şehidleri İhtifâli”nden buyana bu âyarda bir anma toplantısı yapmamış olduğumuzu hatırladım.

        MERSİYE, GELENEKTİR

        Eski Türkler’deki “sagu” âdetinin devamı olan “mersiye”, folklorda “ağıt” diye geçer ve mersiyeler, elemli günlerde dertlerin teskinine yarayan en önemli vasıtaların başında gelir. Türkiye’de çok büyük üzüntü veren can kayıplarına sebep olmuş savaşlardan, isyanlardan yahut tabiî âfetlerden sonra millî ıztırabı azaltmak için asırlar boyunca ihtifaller yapılmıştır.

        Acının giderek tırmanmakta olması, 1955’teki ihtifalin benzerinin yapılmasını ve bu yolla üzüntülerin azaltılmasını zaten gerekli kılmıştır. Üstelik, bize mahsus Kur’an tavrının, yani İstanbul üslûbunun son temsilcileri, meselâ Mehmed Âkif’in “Çanakkale Mersiye”sini okuyan Hâfız Mecid‘in talebesi Aziz Bahriyeli başta olmak üzere “Araplaşmamış” Kur’an kıraatini son bilenlerden bazıları neyse ki hayattadırlar. Böyle bir ihtifal, dolayısı ile 1955’teki Çanakkale örneğinde olduğu gibi, bundan asırlar sonrasına da elemli de olsa hatıra şeklinde kalabilecektir.

        Tabii, şimdilerde moda olan Arap tavrı Kur’an tilâvetinin artık hemen her yerde rastlanan ucuz taklitlerini işin içerisine katmamaları şartı ile...

        Diğer Yazılar