Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bizde senelerden buyana tekrar edilen bir iddiaya göre, Ortadoğu’da yaşanan bütün huzursuzlukların sebebi İngiltere’dir; İngiltere, kendisinden sonra huzur olmaması için bütün sınırları ileride problemler çıkacak şekilde çizmiş ve öyle bırakmıştır.

        Bundan birkaç gün önce, Irak sınırımızın yeniden çizilmesi konusu gündeme gelince, yıllardır vârolan bu iddia yeniden hatırlandı ve gündeme geldi. Hattâ, Serdar Turgut da geçen gün köşesinde bu konuya temas etti, diğer sınırlar gibi Irak sınırımızın da Sir Mark Sykes tarafından Winston Churchill‘in gözetiminde çizildiğini yazdı.

        Bütün bu söylentilerin gerisinde yatan, İngiliz asker ve politikacı Sir Mark Sykes‘ın Fransız diplomat François George-Picot ile 1916’da imzaladığı ve o tarihten sonra imza sahiplerinin isimleriyle anılan meşhur Sykes-Picot Anlaşması idi.

        Ortadoğu, bu anlaşma ile İngiltere ve Fransa arasında nüfuz bölgelerine ayrılmış ama Ruslar 1917 Kasım’ında “Biz bu işte neden yokuz?” diye hiddete kapılıp gizli anlaşmanın metnini gazetelerde yayınlayınca resmen uygulanma imkânı kalmamış, sadece sonraki gelişmelere ilham verir hâle gelmişti. Anlaşma aslında sınırlardan bahsetmiyor, sadece nüfuz bölgelerini belirliyordu. Dolayısı ile, Ortadoğu’nun sınırları Sykes tarafından çizilmedi; zaten çizmesi de mümkün değildi, zira Sykes sınırların belirlenmesinden önce İspanyol Nezlesi’ne yakalanmış ve 1919 Şubat’ında Paris’te ölmüştü.

        ÇÖL KRALİÇESİ BELL

        Irak’ın sınırlarını, tarihe “Çöl Kraliçesi” diye geçen ve Ortadoğu’da oynadığı son derece önemli role rağmen şöhreti kendi yetiştirmesi meşhur casus Lawrence‘ın gölgesinde kalan bir kadın, İngiltere’nin siyasi mermuru Gertrude Bell çizdi. Türkiye-Irak sınırının ana hatlarını ortaya koyan da Bell ve patronu olan İngiliz Yüksek Komiseri Sir Percy Cox idi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’nin Ortadoğu’nun sınırlarını Fransa olmadan tek başına belirlemesi zaten mümkün değildi, zira Suriye ve Lübnan, Fransız işgalindeydi. İngiltere, sadece kendi hâkimiyet alanında kalan Arap topraklarının sınırlarını çizmeye çalıştı ve Irak da bu toprakların arasında idi.

        Gertrude Bell‘in evrakı şimdi İngiltere’de, Newcastle Üniversitesi’ndedir ve belgeler arasında babasına hemen her gün gönderdiği mektuplar vardır. Bell, mektuplarında o gün ne yaptığını ayrıntılarıyla yazmakta, “Bu sabah Irak’ın güney sınırını çizmeye başladım”, “Sınırı tamamladım ama bizimkileri ikna etmekte zorlanıyorum” yahut “Kral Faysal, kabileler konusundaki tavsiyelerime uymayı nihayet kabul etti” gibisinden çok önemli bilgiler vermektedir.

        ANLAŞMAYA İMZA KOYDUK

        Bell‘in belirlediği Irak, kuzey sınırı hariç hemen hemen aynı kaldı, bugüne kadar geldi ama bizim güneydoğu, Irak’ın da kuzeyi olan sınır, ancak 1926’da belirlenebildi.

        Irak sınırı meselesi ve özellikle de Musul meselesi Lozan’da çözülememiş, ileriye bırakılmıştı. İngiliz ve Türk delegeler, 1924 yazında İstanbul’da biraraya geldiler ama bir anlaşmaya varamadılar ve konu Milletler Cemiyeti Konseyi’ne götürüldü. Konsey, 1925’te Musul’un İngiltere’ye bırakılmasına karar verince, Türkiye 5 Haziran 1926’da İngiltere ile bu karar doğrultusunda istemeye istemeye bir anlaşma imzalamak zorunda kaldı. Irak 1932’de bağımsız oldu ve Türkiye’nin 1936’da, Irak Krallığı ile anlaşmanın uzatılması ile ilgili yeni bir bir protokol imzalamasından sonra, sınır bugüne kadar aynen kaldı.

        Dolayısı ile, Irak sınırımızın bir “İngiliz oyunu” olduğu iddiaları doğru sayılmaz, işin içinde İngiliz parmağı gerçi mevcuttur ama sınır ikili anlaşmalarla belirlenmiştir ve çok daha önemlisi, Türkiye, İngiliz oyunlarına 90 sene boyunca maruz kalacak kadar zayıf bir ülke de değildir.

        Diğer Yazılar