Diyalog ve barış hayalcilerine ithaf
New York’taki Aziz Sava Ortodoks Katedrali’nde geçen hafta 28 Haziran günü saatler süren bir âyin yapıldı.
Âyine, New York’ta yaşayan çok sayıda Sırp’ın yanısıra Yugoslav tahtının sürgündeki vârisi Prens Aleksandr ile karısı Prenses Catherine de katıldı.
28 Haziran, Osmanlı İmparatorluğu’na Balkanlar’ın kapısını tam olarak açan ve Sırbistan’ı Türk hâkimiyetine alan Kosova Savaşı’nın 621. yıldönümüydü. 1389’da o gün yapılan muharebede Sırp ordusu tamamen imha edilmiş, Sırp Kralı Lazar savaş meydanında hayatını kaybetmiş, bir iddiaya göre esir düşmesinden sonra “Bağlı olduğu hükümdara isyana kalkıştığı” için kafası kesilmiş, savaşın galibi Birinci Murad ise muharebe meydanını gezdiği sırada Sırp asilzadesi Miloş tarafından şehid edilmişti.
Kosova Savaşı’nın yıldönümünün bizde hâlâ kutlanıp kutlanmadığını yahut bir şekilde hatırlanıp hatırlanmadığını bilmiyorum ama Sırbistan’da her sene 28 Haziran günü törenler ve âyinler yapılıyor, hatta Sırp diasporası da bulundukları memleketlerde o gün kiliselere koşup 1389’da başlarına gelen “felâketi” yadediyor.
Geçen 28 Haziran’da da böyle oldu; Sırbistan’da çanlar çalındı, Kral Lazar’ın ve Birinci Murad’ı katlettiği için sonradan “aziz” mertebesine yükseltilen Miloş’un ruhlarına dualar edildi. Aynı âyin New York’taki Aziz Sava Katedrali’nde de yapıldı ve majesteleri tahtsız ve taçsız kral ile kraliçe de katedrali şereflendirdiler!
Tahtsız Kral Aleksandr, âyinden sonra kürsüye çıkıp teb’asına hitaben bir konuşma yaptı. “1389’dan bugüne kadar her 28 Haziran’da, muharebeden önce ilâhiler eşliğinde kutsal ekmekten yiyen Kral Lazar ile askerlerini ve canlarını kutsal haç ile özgürlük uğruna veren Sırp kahramanları saygı ile hatırlıyoruz” dedi. Sonra sözü 2008’de bağımsızlığını ilân etmiş olan Kosova Cumhuriyeti’ne getirdi ve “Kosova’nın yedi asır öncesinden buyana kendileri için kutsal bir toprak kabul edildiğini”, “Sırplığın temelini teşkil eden tarihî, millî ve kültürel Sırp mirasının ayrılmaz bir parçası olduğunu” söyledi.
Bu köşedeki fotoğraflardan birinde Yugoslav tahtının vârisi İkinci Aleksandr ile karısı Catherine’i New York’taki âyinde, diğer resimde de katedralde dua eden papazları görüyorsunuz.
ERİVAN’DAKİ ZİYARET
Bu âyinden birkaç gün sonra Erivan’da bir başka tören yapıldı ve Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton “Soykırım Anıtı”nı ziyaret edip saygı duruşunda bulundu. Amerikalılar gerçi ziyaretin resmî değil “özel” protokol çerçevesinde yapılmış olduğunu anlatabilmek için epey dil döktüler ama ister özel ister resmî mahiyette olsun, dışişleri bakanları Soykırım Anıtı’na gidip saygı duruşunda bulunmuştu!
New York ve Erivan örneklerini “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur, zaten bütün dünya bize düşmandır, gözümüzü açıp ona göre hareket edelim” gibisinden vıcık vıcık alaturka ve son derece bayat ve ucuz bir düşünceye kapılarak vermiyorum. Niyetim sadece, kendi kendilerine “Diyalog, dinlerarası dostluk” ve “evrensel barış” krizlerine girmiş olanlara bizi hâlâ altı asır öncesinin gözüyle görenlerin varolduğunu hatırlatmaktan ibaret...