Çakma tuğra, otlak fermanından makaslanmış
Cuma günü, Osmanlı Arşiv-leri'nin sebep olduğu rezaleti yazmıştım, okuyama-mış olanlar için kısaca tekrar edeyim:
Başbakan Tayyip Erdoğan, hafta içerisinde Türkiye'ye gelen İngiltere Başbakanı David Cameron'a şık bir hediye vermişti: Sultan Üçüncü Murad'ın 1593 senesinde İngiltere Kraliçesi Birinci Elizabeth'e gönderdiği mektubun çerçevelenmiş bir kopyasını... Ama mektubun metni orijinal görüntü değildi, 16. asrın Bakanlar Kurulu olan "Dîvân" kararlarının yazıldığı "Mühimme Defterlerindeki müsveddeden bir kopya çıkartılmıştı, üstelik belgenin üzerinde görünen tuğra da biryerden alınıp monte edilmişti. Zira, Mühimme Defterleri'ndeki kararlarda tuğra olmazdı!
Cuma gününden buyana "Ben bu çakma tuğrayı daha önce görmüştüm" diye düşündüm, iki gün boyunca dünya kadar kitabı elden geçirdim ve buldum: Devlet Arşivleri'nin başındakiler, tuğrayı daha önce yayınladıkları bir başka belgeden makaslayıp bundan 417 sene önce Kraliçe Elizabeth'e gönderilen ve aslı zaten İngiliz arşivlerinde olan mektubun müsveddesinin üzerine yerleştirmiş ve uydurdukları bu belgeyi Başbakan Erdoğan vasıtasıyla İngiliz Başbakanı'na hediye ettirmişlerdi.
ÇAYIRDAN AL, KRALİÇEYE VER
Tuğra, Üçüncü Murad zamanında, İ575 Aralık'ında hazırlanmış bir "temliknâme" den makaslanmıştı. Devlet Arşivleri'nde muhafaza edilen 230 santimlik temliknâmede Kanunî Sultan Süleyman'ın oğlu İkinci Selim'in hükümdarlığı zamanında Rumeli Beylerbeyi Ahmed Paşa'ya verilen Ankara, Bolu, Teke, Hüdavendigâr sancakları ile Seferhisar ve Dodurga'daki köyler, çayırlar ve mezralar yazılıydı. Temliknâmenin fotoğrafı da, Arşiv'in bundan birkaç sene önce yayınladığı "Osmanlı Fermanları" isimli kitapta yeralıyordu.
İşte, bu temliknâmenin üzerindeki tezhipli tuğra bilgisayarla makaslanıp "çakma" hale getirilmiş, yani Rumeli Beylerbeyi Ahmed Paşa'nın otlakları için çekilmiş tuğra İngiliz Başbakanı'na takdim edilmişti! Burada fotoğraflarını yayınladığım temliknâme ile çakma tuğralı müsvedde mektubu mukayese ettiğinizde, Devlet Arşivleri'nde uygulanan bilgisayarla kes-yapıştır usulünün sizleri de hayrete düşüreceğine eminim...
Hadiseyi arşivdeki yabancı araştırmacıların basiretsizliği, cahilliği yahut birşeyler yapıyormuş gibi görünüp takdir görme çabası şeklinde yorumlayabilirsiniz ama böyle bir cür'etin neticesi bir hayli ağırdır. Arşivlerimizin saygınlığının yerle bir olması, belgelerimizin güvenilirliğinin ayaklar altına alınması ve çok daha önemlisi, Ermeni iddiaları konusunda senelerden buyana "Arşivlerimiz açıktır, bilima-damları gelsinler, araştırsınlar" diyen Türkiye'nin bundan böyle ciddiye alınmaması neticesini doğurabilir. Zira yabancı araştırmacılar "İngiliz Baş-bakanı'na bile uydurma belge hediye etmekten çekinmeyen Türk Arşivleri'nin bize göstereceği belgelerin acaba ne kadarı gerçektir?" diye düşünebilirler ve artık kimseleri ikna edemezsiniz.
EMVÂL-İ METRUKE KAYITLARI
Şimdi, arşivin senelerden buyana fedâkârca çalışan uzmanlarını çakma tuğra imalinde kullanmaya başlamış olan o arşivin yöneticilerine bir hatırlatma yapayım:
Senelerden buyana nüfus defterlerini ve 1915 tehcirinde vilâyetlerden İstanbul'a gönderilmiş olan sevk kayıtlarını bir türlü açamadınız, zira meşguldünüz, sadece İngiltere'ye değil, Endonezya'ya bile çakma belge göndermekle uğraşıyordunuz, amennâ! Ama, Mark Geragos adındaki belâ avukatın geçen hafta Los Angeles'ta Osmanlı döneminde el konmuş Ermeni malları için açtığı dâvâyı lutfedip ciddiye alın ve küçük çocukların pencereye, bardağa yahut duvara çıkartma yapıştırması gibi önünüze gelen her belgeye çakma tuğra monte etmek komikliğine bir müddet ara verip şimdiye kadar bahsi edilmeyen "emvâl-i metruke" yani "terkedilmiş mallar" kayıtlarının üzerine ciddî şekilde eğilin.
Zira, Los Angeles'ta açılan dâvâ Ermeni tarafının önceki teşebbüslerine pek benzemiyor; Allah göstermesin, kaybettiğimiz anda tazminat kararları çığ gibi gelir ve çakma tuğralarınız o zaman pek bir işe yaramaz!