Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU sütunda, geçen 8 Kasım günü "Musiki inkılâbı ve başarısızlık" başlıklı bir yazım çıktı. Cumhuriyet tarihi boyunca harcanan emeklere ve yapılan masraflara rağmen dünya çapında bir kompozitörümüzün olmadığını ve "musiki inkılâbı"nın niçin başarısız olduğunun artık tartışılması gerektiğini söylüyordum.

        Yazdıklarım Türkiye'deki Klasik Batı Müziği çevrelerinde bir hayli ses getirmiş ve tartışılmış, bir-iki kişi dışında herkes tabii ki "ne kadar haksız olduğumu" söylemiş.

        Fazıl Say da, yazımla ilgili olarak Türkiye'nin en çok üyeye sahip bulunan internetteki Klasik Batı Müziği sitesine bir mesaj göndermiş ve bana da iletilmesini istemiş.

        Say'ın mesajını bugün aynen yayınlıyorum, bu konuda düşündüklerimi de cuma günü yazacağım.

        Fazıl Bey mesajında benimle beraber Özdemir Erdoğan'dan da bahsediyor. Erdoğan'ın son

        zamanlarda bu konuda açıklama yaptığından haberdar değilim, dolayısı ile cuma günü yazacaklarım sadece kendi kanaatlerim olacak.

        KOŞU VE MÜZİK

        İşte, Fazıl Say'ın yazdıkları:

        "Murat Bardakçı ve Özdemir Erdoğan'ın televizyonda söyledikleri fikirleri benim gerçeğimi yansıtmıyor.

        Burada elbetteki benim gerçeğim, sübjektif olgulardır. Ama Bardakçı veya Erdoğan'ın 100 katı 1000 katı bu meseleyle haşır neşir olmuş biri olarak, sübjektiftir. Bir klasik müzikçi olarak, etik olarak, bu eserleri çalışmış, kafa yormuş biri olarak sübjektifimdir... Bu farklı bir durum...

        Her fikir söylenecek, her tartışma yapılacak diye bir konu yok.

        Bir örnek vereyim: Özdemir Erdoğan veya Bardakçı, Eylül'de İtalya'da Meran'da, veya Mart'da Dortmund'da Erkin'in piyano ve yaylılar için beşili-nin ne kadar ilgi gördüğünü ne kadar çok alkış aldığını, bu eseri performeeden müzisyenlerin (Mart'dakilerin hepsi enternasyonal star müzisyenlerdi) ne kadar beğendiklerini, ne kadar sevdiklerini, ne kadar üzerinde konuştuklarını görselerdi, ömürleri boyunca şu cümleyi kurmazlardı.

        Burada ciddi bir bilgi eksikliği vardır. Bir tarafta bilgi eksikliği olan bir ortamda da tartışma yapılamaz.

        Yani ben şimdi 100 metre koşarım. 30 saniyede koşarım. 100 metreyi 09.51 saniyede koşan dünya rekortmeni Ussain Bolt ile 100 metre koşma felsefesi yapmam gerekmez ama... Bilmediklerim vardır.. Emek konusunda da, yetenek konusunda da... İllaki tartışma yaratmak illaki yaratmaksa bildiğin konuda tartışmak doğrusu...

        SAYGUN VE ERKİN

        Ama madem öyle bilgilendirelim ve bu bilgileri de Bardakçı ile Erdoğan'a biriniz yollarsa sevinirim...

        Şimdi, kanımca: Saygun ve Erkin büyük bestecilerdir.

        Rey, Alnar ve Akses ise bence 'enteresan' bestecilerdir.... Kesinlikle, kötü besteci değillerdir...

        Kötü besteci kavramı nedir? Becereksiz, yeteneksiz, bilgisiz gibi sıfatları yük-leyemeyiz onlara. Gerçekten ilginç, arayış dolu, müzikal eserler dinledim Rey, Akses ve Alnar'dan...

        Saygun ve Erkin'e gelince, onlar ciddi önemli besteciler. Dünya için.

        Saygun: Gülsin Onay Saygun'u aldı bütün dünyaya tanıttı diyebiliriz. Saygun ona teşekkür borçlu... Piyano için 10 Etüdü şaheserdir... Enternasyonal piyanistler tarafından da gayet sıkça çalınmakta.

        Daha fazla çalınması için ise buralara boş boş yazılacağına, notalarını basan Alman yayınevi 'Peer müzik' ile irtibata geçilmeli, bu eserler dünya piyanistlerine yollanmalı. Kayıt ve nota olarak ki bilsinler, bilgilendirilsinler, repertuvarlarına alsınlar. Böylelikle daha da çok çalınacaktır. CD ve DVD leri yapılacaktır...

        3. Senfoni, Köroğlu Operası, 1. ve 3. Quartet, Keman-Piyano Sonatı Saygun'un dünyadaki her yorumcuya, her festivale, her konser salonuna layık eserleridir.

        Bu da mühim bir konu... Erkin: Schott Music Erkin'in tüm eserlerini alıyor, görüşmeler başladı...

        (Schott; Almanya, benim de yayınevim, Almanya'nın en büyük müzik yayınevi, 280 yıllık, Orff, Wagner, Henze, Zimmermann, Ligeti, Theodorakis, Reimann, Hartmann gibi çok önemli çağdaş bestecilerin de yayınevidir)

        Bu durum, Erkin'in dünya üzerindeki tanınmışlığına büyük ivme kazandıracaktır.

        HAÇATURYAN VE ERKİN

        Erkin'i anlatalım bilmeyenlere...

        2. Senfoni bence "deha çiziği"dir. Özellikle Mevlevi Ayini olan yavaş bölüm. Bir başyapıt... Orkestra için senfonik bölüm olağanüstü bir eserdir. Piyano ve orkestra için Senfoni Konçer-tant, keza piyano ve keman konçertoları ciddi iyi eserlerdir. Her kemancının repertuvarında olabilir. Kopaçinskaya çok ilgilendi bu eserle mesela... Piyano Sonatı, Quartet, Duyuşlar, Beş Damla dünyada her konserde çalınacak, literatüre girecek, gerçekten iyi eserledir. Köçekçe artık dünyada da çok çalınan bir Türk capricciosu... Fevkalade efektif ve tatlı bir eser...

        Kaç besteci sayabilirim, bu kadar övgüye değer bulduğum 20. yüzyıldan, diğer memleketlerden bilemedim.

        Ne biliyim? Bulgaristan'ın var mı bir Erkin'i? Portekiz'in var mı? Kanada'nın? Çin'in?

        Erkin ile Haçaturyan hep kıyaslandı mesela. Haçaturyan kültüre çok değer veren, her yazdığı çalınan, enternasyonel boyuta taşınan bir memleketin bestecisiydi (O zamanki Sovyet).

        Burada bir rekabet orantısızlığı da var ayrıca...

        Bence bilmeyenleri bilgilendirelim derim... "

        Diğer Yazılar