Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Üniversite yılları benim gibi 12 Eylül öncesine rastgelenler gayet iyi hatırlayacaklardır:

        Siyasî cinayetleri, kurşunlanan öğrencileri ve terörün bin çeşidini bir yana bırakalım... Okula bile doğru dürüst gidemezdik. Fakülteye birkaç yüz metre kala yanımızdan hızla geçen birileri hafif bir sesle "Boykot var!", "Ders yapılmayacak" yahut "İşgal başladı" dediler mi, gidebilirseniz gidin!

        Derslere girememek günlük hadiselerdendi ama asıl mesele, işgallerin kasten sınav günlerine getirilmesiydi. Sadece ben değil, o senelerin binlerce talebesi üniversiteyi böyle boykotlar, işgaller ve başka olaylar yüzünden bir sene geç bitirebildik. Benim gibi şanslıları bir sömestr geç mezun olabildiler ama bir, hattâ iki sene kaybeden binlerce arkadaşımız vardı. Sebep ise malûm; bitmeyen boykotlar ve işgaller!

        Bugün 12 Eylül dönemini yaşamadan sorgulayanlar, hattâ o tarihlerde daha dünyaya gelmemiş oldukları halde bilmeden ahkâm kesenler 70'li senelerde olup bitenleri ya hiç işitmemişlerdir, yahut bir senenin öğrencilik hayatındaki öneminin farkında ve bilincinde değildirler!

        Üniversitelerde aylardan buyana yeniden birşeyler olmaya başladı ve son olayların arkasında "Öğrenci Kolektifleri" diye bir grup var.

        Kendilerine bir de internet sayfası yapmışlar, merak edenler girip bakabilir ve şaşırabilirler...

        ÖZGÜRLÜK BU MU?

        Kolektifler, "piyasaya karşı nitelikli, bilimsel, eşit ve parasız eğitimi, gericiliğe karşı bilimi, özgürlüğü ve üniversiteyi savunan ve demokratik bir üniversite ve ülke isteyen tüm üniversiteliler"e açıkmış...

        Sonra "Öğrenci Kolektifleri üniversitelilerin bağımsız demokratik kitle örgütüdür. Kolektiflerin içerisinde sadece sosyalist düşünceye sahip öğrenciler bulunmaz. Bir üniversitelinin Öğrenci Kolektifi'ne katılması için sosyalist ya da net çizgilerle çizilmiş herhangi bir görüşe sahip olması gerekmez" diyor, yani her görüşte öğrenciye açık olduklarını söylüyorlar.

        Ama hemen ardından, "...Üniversitelilerin öz örgütü olan Öğrenci Kolektifi içerisinde gerici, faşist, ırkçı düşünceye sahip olmayan her üniversiteli bulunabilir" cümlesi geliyor.

        Düşünce alanındaki şu tutarlılığa, demokratlığa ve fikir özgürlüğüne gösterilen saygıya bakın! "Düşünce" kavramı sadece "sosyalist" fikirlerden ibaret, geri kalan ne varsa düşünce ile alâkalı olmayan saçmalıklardan ibaret!

        Ya "nitelikli" ve "bilimsel" üniversite isteyen kolektifçilerin bilgi seviyeleri? Yayınladıkları öğrenci gazetesinde evinde göz hapsinde iken ölen Galile'nin kilise tarafından idam edildiğini iddia ediyor, sonra gelen uyarılar sayesinde işin aslını öğrenip "Kusura bakmayın, bir hata yaptık, adam evinde ölmüş" diye özür yayınlıyor ama işin içine birkaç asır sonrasının icadı olan giyotini de dahil ediyorlar!

        Karşımızda bilginin ve kültürün sadece okuldan değil, çevreden de öğrenilmesi gerektiğinden, bunun yolunun bol bol okumadan geçtiğinden habersiz bir güruh var. Düşünce özgürlüğünden bahseden bu güruh, üstelik Galile'nin âkıbetinden bile habersiz!

        Polisin eylemleri copla, sopayla yahut gazla ve gereğinden çok daha fazla sertlikle bastırması başka şeydir, üniversitelerde geçmişin acı hadiselerinin hortlamaya başlaması ise bambaşka birşey...

        NEDEN SORGULAMIYORUZ?

        Ama, meselenin çok daha önemli bir başka tarafı var:

        Dolmabahçe'deki olayda polis tekmesi yüzünden çocuğunu düşüren 19 yaşındaki E.Ö. üniversite öğrencisi değil! Üniversiteye hazırlık kurslarından birine devam ediyor! Yani, üniversite ile bir alâkası bulunmuyor ama bir Allah'ın kulu kalkıp da "Kurs öğrencisinin üniversiteli eyleminde ne işi var? Haydi, karnındaki bebeği bile düşünmeden eyleme katılıyor diyelim, Kolektifler aralarına böyle alâkasız kişileri neden alıyorlar?" diye sormuyor.

        "İşbölümüyle hareket ettiklerini, faaliyetlerini her üniversitede ihtiyaca göre belirlenecek ekipler üzerinden yaptıklarını" söyleyen Kolektifler, hazır kuvvet sağlayamadıkları anlarda "eylemci adaylarını" da sahaya sürmektedirler ve işin aslı budur!

        Diğer Yazılar