Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KÜLTÜR seviyemiz ve davranışlarımız üzerine ciddî bir araştırma yapmak isteyen sosyologlara, psikologlara vesair alanların uzmanlarına iki veri kaynağı tavsiye edeceğim:

        Okuyucu ve seyirci mesajları ile TV'lerdeki yarışma programlarındaki soruları ve verilen cevapları...

        Gazetecilerin mail adreslerine her gün, gazetelerin internet sayfalarındaki haberlere ve köşe yazılarına gönderilen okuyucu mesajlarından çok daha fazlası gelir...

        Ben aldığım mesajların tamamını okurum... Gerçi pekçoğuna cevap verme imkânı bulamam, buna en başta vakit yokluğu engeldir, hattâ çok sayıda mesaj alan hiçbir meslekdaşımın bunların tamamına cevap verebildiğini de zannetmem ama ben her gün hepsini mutlaka okurum...

        Mesajların ortak özellikleri, her seviyeden vatandaşın kültür ve davranış biçimleri ile bilgi seviyesini doğru ve en gerçekçi şekilde göstermesidir...

        KABAHAT, SİSTEMDE

        Okuyucuların ve seyircilerin yazdıklarından vardığım sonuçları sıralayayım: İfade kusuru, imlâ bozukluğu, haberde yahut makalede yazılanı çok başka şekilde anlama, hakkında malûmatı olmadığı konularda mutlaka yorum yapıp meseleyi başka taraflara çekme, işin içinde başka şeyler arama ve kendisinde son derece rahat bir biçimde başkalarına hakaret etme hakkını görebilme...

        Bazı doktora öğrencilerinin "Filân konuda tez yapıyorum, tezimde kullanabileceğim bilgi ve belgeleri adresime âcilen gönderir misiniz?" şeklinde okuyanı hayretlere düşürüp "Araştırma metodlarından bu derece habersiz bir talebe nasıl olmuş da doktora seviyesine gelebilmiş?" dedirten mesajlarından daha sözetmedim... "1800'lerde yaşamış olan büyük dedemin eniştesinin baldızı Hasene Hanım'ın Varna'daki tapuları hakkında bilginiz var mı?" yahut "Fotoğrafını gönderdiğim kırık tabak, bize anneannemin baldızının babasından kaldı. Kaç para eder?" gibisinden taleplerinden de...

        Meselenin temeli şudur: Senelerden buyana uygulanan kupkuru ve ekserisi işe yaramaz bilgilerle dolu eğitim sistemimiz, özellikle de gençlerin çoğunun okuduğunu anlama ve düzgün düşünme yeteneğini ellerinden maalesef almıştır! Bu mesajları gönderenlerin hiçbir kabahatleri yoktur; kabahat, bilgi ve idrak seviyeleri böyle olan ve işin içinde mutlaka başka şeyler bulunduğunu zanneden nesiller yetiştirmiş tuhaf sistemdedir!

        TV'lerdeki yarışma programlarında durum aynen böyle... Yarışmacılardan bazıları mutlaka işitmiş olmaları gereken basit sorulara bile cevap veremiyorlar ama sorulardan bazıları, cevaplardan da tuhaf!

        HEVES YOKLUĞU

        Geçenlerde, bir programda "İstanbul'a gelerek Fatih Sultan Mehmed'in tablosunu yapan ressamın kim olduğu" soruluyordu ve cevap şıklarında Gentile Bellini ile Fausto Zonaro'nun isimleri vardı...

        Soruya bakın! Bu ressamların her ikisi de 400 sene arayla da olsa İstanbul'a gelmiş ve Fatih'in tablosunu yapmışlardı. Bellini tuvaline hükümdarın portresini, Zonaro ise İstanbul'a girişini aksettirmişti; her iki eser de Fatih'in en meşhur tablolarının başında gelmekteydi ama soruları hazırlayanlar bunların farkında değillerdi, zira bilmiyorlardı...

        İşin daha da tuhaf tarafı, yarışmacının sanat tarihi okumuş olduğunu söylemesine rağmen nedense "Sorunuzda hata var. Bu ressamların her ikisi de İstanbul'a geldiler ve Fatih'in tablosunu yaptılar" diyememesi idi... Bir sanat tarihçisi bu basit bilgiye bile sahip değildi, zira ya hocaları öğretmemişti, yahut mesleğini sevmemiş, hiçbir heves hissetmemişti!

        "Sosyologların, psikologların ve benzer konuların uzmanlarının okuyucu ve seyirci mesajları ile yarışma programlarını derinlemesine incelemeleri gerekir" tavsiyesini bu yüzden yapıyorum: Eğitim sistemimizin öğrenciyi düşürdüğü seviyeyi en gerçekçi biçimde aksettirebilmeleri için...

        Diğer Yazılar