Tahminim doğru çıktı
BUNDAN iki hafta önce ne demiştim?
“Tunus ile Mısır arasında çok fark vardır. Tunus’ta yaşananların aynını Mısır’da beklemek hatadır. Tunuslular’ın sokağa dökülmelerinden sonra cumhurbaşkanı tası tarağı topladı, memleketini terkedip gitti ama böyle birşey Mısır’da olmaz, gösterilerle yönetim yıkılmaz. Hüsnü Mübarek’e görevini bıraktırmak zordur, sonuna kadar direnir. Mısır’da üstelik bir devlet geleneği vardır, iktidarı hiçbir zaman sokak belirlememiştir” dememiş miydim?
Tahminlerimin, söylediklerimin ve anlattıklarımın hepsi doğru çıktı. Mübarek hâlâ koltuğunda oturuyor, Tahrir Meydanı’ndakilerin gücü iktidarı değiştirmeye kâfi gelmedi, üstüne üstlük Müslüman Kardeşler de 70 küsur senelik tarihleri boyunca yönetim ile ilk defa masaya oturup görüşeceklerini duyurdular.
Mısır’ın modern tarihini bilenler, iktidarın sokağın baskısı ile hiçbir zaman değişmediğini gayet iyi hatırlarlar. Ülkenin bugüne kadar yaşadığı en büyük halk ayaklanması olan 1882’deki Orabi Paşa isyanında bile değişiklik elde edilememiş, isyan halk üzerinde büyük tesir yapmasına rağmen, etkileri sadece fikir alanında kalmıştı. Saad Zaglul‘un 1919’da İngilizler’e karşı başlattığı ayaklanma da bir hayli ses getirmiş ama hemen bir sonuca varılamamıştı.
Tarih, iktidarın Mısır’da güç vasıtası ile değişmesine sadece bir defa şahit oldu: “Hür Subaylar”ın 1952’de yaptıkları askerî darbede...
İDEOLOJİ VE GERÇEK
Bir ülkede yaşanan hadiseleri o hadisenin geçmişte meydana gelmiş benzerlerini bilmeden yahut hatırlamadan ve günlük heyecanlara kapılarak değerlendirmeye kalkışmak, bu işi yapanları yanlış neticelere götürür. Hele, hayatınız boyunca bir defa olsun adım atmadığınız ve üstünkörü bildiğiniz bir memleket hakkında ideolojinizin coşkusu ile “Devrim geliyor, geldi, büyüdü, yayıldı, ezdi, yaktı, yıktı” gibisinden yorumlara girişmek, bu yorumların sahiplerini maalesef çuvallatır, o kadar!
Kahire’de iktidarın yeni sahibi artık yavaş yavaş belirlenecek. Mübarek‘ten sonra büyük ihtimalle âkil adamlardan biri, ama uzun değil, geçici bir müddet için ülkenin başına geçecek. Asıl lider işte bu geçiş döneminden sonra ortaya çıkacak ve Mısır bir aşiret devleti değil, binlerce senelik bir medeniyetin merkezi olduğunu da böylelikle tekrar göstermiş olacak.
İSPAT ET SERDAR’CIĞIM!
Serdar Turgut, geçen gün benim Mısır konusunda “Orada 1 milyon insan yürüyemez, 20 bin kişi bile toplanamaz, toplanırlarsa bunun iki misli adam ölür, 20 bin kişiyi bulsunlar, kellemi keserim” dediğimi “birilerinden işittiğini” yazmış ve “Kellesi neden hâlâ omuzunda acaba diye soruyorlar” demiş.
Ben “Mısır’da şunlar olursa veya bunlar yaşanırsa kellemi keserim” diye ne zaman ve nerede konuştum Serdar‘cığım? Böyle sözler ettiğimi kulaklarınla işittin de mi yazdın, yoksa artık Türk gazetelerini okuyup Türk TV’lerini seyretmek sana eskisinden fazla sıkıntı verdiği için okuma ve dinleme işlerini başkalarına havale ettin de onlardan gelen bilgilere göre mi kalem oynatıyorsun? Gazetecilik ne zamandan beri dedikoduyu gerçek zannetmek oldu? Yoksa, New York Times’ta sistem artık böyle mi işliyor?
Şimdi, bana mâlettiğin bu ifadeleri, meselâ “kellemi keserim” sözünü nerede sarfettiğimi bana hatırlatmanı bekliyorum! Kulaktan dolma ifadelere dayanarak yahut “Bu dediğin bu anlama gelir, ne farkı var?” diye kaçamak şekilde değil, “Şu gün, şu programda, aynen bu ifadeleri kullandın...” diye açıkça ve dürüstçe!
Ve tenezzül buyurup bir araştırma yapacak olursan, benim hakkımda şimdiye kadar yazılmış olan en lutufkâr, en yüceltici ve dolayısı ile de beni en fazla utandıran ifadelerin sana ait olduğunu, “...Murat’ın gözleri ve gözbebeğindeki hareketlenmeler ...süper bir zekâyla karşı karşıya olduğunuzu ortaya koyar. ...Okuyucu bu süper zekânın ve bilgi birikiminin sadece gazetedeki sonuçlarıyla yetinmek zorundadır. Bu yüzden şanssızsınız aslında. ... Eminim ki yazamadıkları yazdıklarından çok daha fazladır” sözlerinin de senin kaleminin eseri olduğunu lutfen hatırla!
Birkaç sene içerisinde ne oldu da senin gözünde “düşündüğü kadar bilgili olmayan” bir kişi haline döndüm?
Değişen ben miyim yoksa sen misin Serdar‘cığım?