Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        NEWSWEEK dergisinde bu hafta çıkan Türkiye analizini, gazetelerimiz birinci sayfadan verdiler. Şimdi, iki günden buyana Osmanlı İmparatorluğu'nun yeniden canlanıp canlanamayacağı meselesi konuşuluyor.

        Analizi kaleme alan Niall Ferguson, Avrupa tarihçiliğinin son dönemdeki en önemli isimlerinden kabul edilir. Sömürgecilik tarihinin yanısıra para ve ekonomi tarihinde de uzmandır. Bir zamanların en büyük sömürgeci gücü olan Britanya İmparatorluğu'nda sömürgeciliği her bakımdan temsil eden bir aileye mensup olduğunu, aile büyüklerinin imparatorluğun dört bir yanına yayıldığını, değişik kıt'alarda yaşadıklarını ve konunun da bu yüzden ilgisini çektiğini yazar.

        Oxford Üniversitesi mezunu olan Ferguson, şimdi 47 yaşında ve hem İngiltere'de, hem de Amerika'daki Harvard Üniversitesi'nde ders veriyor ama tarihçiliğinin yanısıra bir başka alanda da yoğun şekilde çalışıyor: Uluslararası şirketlere yatırım danışmanlığı yapıyor.

        FARKLI KAVRAMLAR

        Bu danışmanlık nereye ne miktarda para aktarılacağı, üretimin ne şekilde planlanacağı yahut pazarlamada ne gibi teknikler kullanılacağı şeklinde değil, çok daha "derin" ve başka bir şekilde oluyor: Ferguson, yatırım yapmak isteyen şirkete yatırım bölgelerinin sömürgecilik asırlarında üretime nasıl katkıda bulunduğunu, özellikle de İngiliz İmparatorluğu'nun güçlü zamanlarındaki fonksiyonunu hatırlatıyor.

        Çalışma alanını son senelerde para tarihine kaydıran Niall Ferguson, TV'lere bu konuda belgeseller hazırlamasının yanısıra, "sanal tarih" üzerinde de çalışıyor.

        "Eğer" yahut "şayet" temeline dayanan ve "Filânca olay o şekilde değil de başka türlü yaşansa idi acaba ne olurdu?" sorusuna cevap arayan "sanal tarih", bir yerde bir istatistiğin "probability" kavramı yani "ihtimal hesabı" gibidir. Geçmişi değişik ihtimaller üzerinden yorumlayan tarihçiler, gelecek konusunda da bu ihtimaller çerçevesinde senaryolar hazırlarlar.

        "Osmanlı'nın yeniden canlanması" senaryosu da bu şekildeki ihtimallerden biri, daha doğrusu Ortadoğu ile ilgili iki ihtimalden, yani "demokratikleşme" ve "askerî darbe" düşüncelerinden sonra gelen üçüncü ihtimal...

        Bu "canlanma" kavramını, "Yeni Osmanlıcılık" hayali ile karıştırmamak gerekiyor. "Yeni Osmanlıcılık", geçmiş özlemi içerisindekilerin ortaya attıkları ve hayata geçmesini bekledikleri bir hayal; "Osmanlı'nın canlanması" ise bölge ülkelerinin önemli kararları birlikte alacakları bir merkezin ortaya çıkmasıdır.

        MİRASIN TAKSİMİ

        Dikkat edildiğinde, Ortadoğu ülkelerinin tarihin eski dönemlerinden itibaren bağımsız değil, her zaman için bir bloğun parçası oldukları görülür. Bu blok Roma, Bizans yahut Osmanlı örneklerinde bazen bölgenin tamamını içine almış; bazen de Memlûk ve Sâsânî modellerinde olduğu gibi alan bakımından dar ama daha sıkı bir birlik olmuştur.

        Bugünlerde artık sadece Niall Ferguson'un değil, daha başka kişilerin ve çevrelerin de telâffuz ettikleri "Osmanlı'nın yeniden canlanması" kavramı ile kastedilen işte budur; yani yeni bir Osmanlı İmparatorluğu değil, bir blok! Bloğa "Osmanlı" denmesinin sebebi de, bu imparatorluğun bin küsur sene boyunca varolmuş birliğin son örneğini teşkil etmesidir.

        Böyle bir "canlanma" olur veyahut olmaz, hattâ böyle birşeyi bizler bile belki pek göremeyiz ama bana sorarsanız, Ortadoğu'da "Osmanlı modeli"nden önce başka işler olacak, sınırlar değişecek!

        Senelerdir söyledim ve yazdım: Büyük devletlerin miraslarının taksimi, büyüklüklerine göre uzun zaman alır...

        600 küsur sene devam etmiş olan Osmanlı İmparatorluğu tarihe mâlolalı şunun şurasında daha 90 küsur sene oldu ama mirası henüz tam olarak paylaşılmadı.

        Ortadoğu'da, Balkanlar'da ve Kafkasya'da hâlâ yaşanan anlaşmazlıkların temel sebebi işte bu miras kavgasıdır ve huzur, bölgede işte bu mirasın âdil biçimde taksiminden sonra hâkim olacaktır.

        Diğer Yazılar