Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        "REVAK" diye bir çeşit sundurmaya, ön tarafı açık, arkası bir binaya bitişik, üstü kapalı yapılara derler. Eski Yunan ve Roma'dan buyana büyük ve önemli binaların bir bölümlerinde yahut tamamında revaklar vardır.

        Kâbe de böyledir, etrafı plânlarını Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Mimar Sinan'ın yaptığı ve 1590'da Mimar Mehmed Ağa'nın inşa ettiği revaklarla çevrilidir. 500 kadar küçük kubbe ile süslü bu gayet zarif bölüme, "Osmanlı revakları" denir.

        Osmanlı revakları, çok yakında tavaf alanının genişletilmesi bahanesi ile yıkılacak ve Kabe'de böylelikle artık tek bir Türk eseri kalmamış olacak!

        Ankara'nın, İslâm'ın bu en kutsal mekanındaki tarihî hatıramızın yokedilmesini engelleyebileceğini hiç zannetmiyorum. Unutmayalım, bundan tam on sene önce de hadisenin bir benzeri yaşanmış, Suudi buldozerleri Kabe'nin yanıbaşında bulunan ve bir zamanlar Türk garnizonunun kullandığı Ecyad Kalesi'ni yerle bir etmişler ve Ankara'dan cılız bir-iki protestodan başka hiçbir ses işitilmemişti. Hattâ bu tarih, kültür ve vefa katliamına karşı koskoca basınımızda bendenizin ve Ahmet Hakan'ın haricinde yüksek ses çıkartan olmamış, bu yüzden mahkemelere düşmüş, Suudiler'in "istenmeyen adam" listesine alınmıştım ve Suudi Arabistan'a girişim hâlâ yasak!

        Kâbe manzaralı daire

        Yerle bir edilen Ecyad Kalesi'nin yerine ne dikildiğini hatırlatayım: "Zemzem Towers" dedikleri, devremülk sistemiyle işletilen zebellâh gibi binalar yaptılar ve bazı yeni zenginlerimiz de bu binalardan hiç utanmadan ve sıkılmadan, Kâbe manzaralı daireler satın aldılar!

        Çok yakında yıktırılacak olan Osmanlı revakları konusunda ilim sahibi bir dostumun, Prof. Dr. İskender Pala'nın geçen gün okuduğum bir yazısı beni biraz üzdü.

        Prof. Pala "Tavaf alanı genişleyecek ve hacıların daha kolay ibadet etmeleri sağlanacaksa, Osmanlı revaklarının yıkılmasına asla karşı çıkılamaz, çıkılmamalıdır" diyor, "Her geçen gün hac ve umre talebinin arttığı bir dünyada insanları eziyetten kurtaracak böyle bir girişimin ancak şükranla karşılanacağını" iddia ediyordu. Sonra, bana çok daha tuhaf gelen bir teklifte bulunuyor, Suudiler ile işbirliği yapmamızı ve sökülen revakları Türkiye'ye getirmemizi tavsiye ediyordu! Kâbe'yi çevreleyen Osmanlı revakları, Prof. İskender Pala'ya göre kültür merkezi, müze ve hattâ düğün salonu bile olabilir, bu iş sponsorlara verilebilirdi!

        Aczin böylesine pes!

        Bu gibi tekliflerle, yani "Yıkacaklarsa yıksınlar ama bâri çöpe atmasınlar da bize versinler, biz kullanalım" düşüncesi ile ilgili olarak böyle bir düşüncenin aczin ulaşılması çok zor bir aşaması olduğunu ve bize hiç mi hiç yakışmadığını söylemekten başka bir yorum yapmayacağım.

        İş bu aczi kabule geldiği takdirde, o revakları çok daha hayırlı başka işlerde de kullanabiliriz: Suudiler ile anlaşır ve sadece revakları değil, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Arap çöllerinde isyancı kabilelerin hançerleri ile karınları deşilen onbinlerce Mehmetçik'in kemiklerini de Türkiye'ye getirir ve burada monte edeceğimiz Kâbe revaklarının ortasına defnederiz. Mekâna "Din kardeşlerimiz tarafından şehidlik mertebesine ulaştırılan Mehmedçik Parkı" gibisinden bir isim verdik mi hem o şehidlerin, hem revakların inşasını emreden Kanunî Süleyman'ın, hem de her iki mimarın, Sinan'ın ve Mehmed Ağa'nın ruhları şâdolur!

        Harem-i Şerif'teki revakların İstanbul'a, Üsküdar'ın Harem semtine yakışacağını, "semtin adı ile Kabe'nin ruhu arasında münasebet bulunduğunu" söyleyenlere de hatırlatayım:

        Üsküdar'daki "Harem", adını Mekke'deki Harem-i Şerîf'ten yani Kâbe'den değil, bir zamanların Üsküdar Sarayı'ndan, o sarayın harem dairesinin bulunduğu yerden alır. Harem'in hemen ilerisindeki "Salacak" da haremde ölenlerin cenazelerinin çıkartılmasında kullanılan kapının, yani "Salacakapı"nın bugünlere isim olarak uzanan hatırasıdır. Dolayısı ile vakti zamanında bir saray hareminin bulunduğu, yani ismini gözdelerin şakıdığı bir mekândan alan yer ile Kâbe arasında bağlantı kurulduğu takdirde, o bağlantıyı kuranların bilgi seviyelerinin tartışılması şart olur!

        Diğer Yazılar