Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN, Tarih ve Dil Kurumları'nın başına musallat olan bir tehlikeden, hazırlanan bir yasa taslağı ile bu iki kurumun özerkliklerinin ellerinden alınması tehdidinden bahsetmiştim.

        Bugün, tasarının yasalaşması halinde Türk tarihçiliğinin nasıl bir darbe yiyeceğini anlatacağım...

        Atatürk, bizzat kurdurduğu Tarih ve Dil Kurumları'nın yaşayabilmeleri ve faaliyetlerini devletten destek istemek zorunda kalmadan sürdürebilmeleri için mükemmel bir çözüm bulmuş, Türkiye İş Bankası'ndaki hisselerinin gelirlerini bu kurumlara bırakmıştı.

        Kurumlar bu sayede senelerce devlete el açmadılar...

        Derken 12 Eylül geldi ve askerî yönetim, kurumların hukukî statüsünü değiştirdi. O günlerde bir-iki kurum daha yaratıldı ve Tarih Kurumu ile Dil Kurumu, bunlarla beraber oluşturulan "Yüksek Kurul" adındaki bir garabete bağlandı.

        HESAPLAR BLOKE!

        Yapılan bu hukukî değişiklik etkisini önce mâlî, sonra da bilimsel alanda gösterdi. Atatürk'ün vasiyetnamesinde "tenfiz memuru" olarak görevlendirdiği CHP hukukî yapının değiştiği iddiası ile İş Bankası'nın gelirlerini ödemeyi reddetti, üstüne üstlük Anayasa Mahkemesi de, 1995'te kurumların kanunlarını iptal etti. Neticede, o zamana kadar çok önemli işler yapmış olan kurumların ilmî faaliyetleri parasızlık yüzünden durma noktasına geldi.

        Açılan davalar senelerce devam etti, bundan birkaç yıl önce her iki kurumun da lehine sonuçlandı ve CHP bloke ettiği paraları kurumlara ödemek zorunda kaldı. Ama, Türk Tarih ve Dil Kurumları kuruluş kanunları iptal edilmiş olduğu için gelirlerini kullanamadılar ve hâlâ kullanamıyorlar. Sadece faizlerinin bir bölümünden, üstelik yukarılardan onay alarak istifade edebiliyorlar.

        Bugün her iki kurumun bankada beşer yüz milyon liraları var fakat bu paraya dokunamıyorlar. Türk Tarih Kurumu yaşayabilmek ve yayın faaliyetini devam ettirebilmek için geçen sene bu 500 milyon liranın faizinden sadece 6 milyonunu kullanabildi ve bu sene lütfedildi, kurumun başkanı olan ama işini iyi yaptığı için birileri tarafından şimdi devreden çıkartılmaya çalışılan Prof. Dr. Ali Birinci'nin kapı kapı dolaşıp dil dökmesi sayesinde bütçe tenezzülen 10 milyona yükseltildi!

        NE YAYINLAR YAPILIR!

        Tarih Kurumu'nun gelirlerinin tamamını kullanabilmesi halinde Türk tarihçiliğinin nasıl bir noktaya geleceğini hayal etmeye çalışın! Batı'da Türkler ile ilgili yayınların tamamının Türkçe'ye çevrilip yayınlanması bir yana, parasızlık yüzünden hayata bir türlü geçirilemeyen ciddî akademik projelerin önünde hiçbir engel kalmaz ve tarihçilikte dünya sıralamasının çok büyük ihtimalle en önünde yeralırız!

        Yayın konusunda bir örnek vereyim. Hammer Tarihi'ni çoğumuz biliriz ama Hammer'den daha önemli olan bir başka eserden, yedi cildlik koskoca "Zinkeisen Tarihi"nden pek haberdar değilizdir...

        Tarih Kurumu'nun parasızlık yüzünden şimdiye kadar bir türlü yayınlayamadığı eseri, şimdi idealist bir yayınevi çıkartıyor. Kitabın sadece tercümesi için 100 küsur bin lira ödeyen yayıncı ise hâlâ kirada oturuyor ve kendisine ait bir eve sahip değil!

        İşin özü, şudur: Hazırlanan yeni tasarıda Tarih ve Dil Kurumları'na, hükmî şahsiyetlerini ortadan kaldırmanın yanısıra öylesine büyük darbeler indirecek hükümler vardır ki, böyle bir fenalık 12 Eylül yönetiminin bile aklına gelmemiştir!

        Bu iş, üstelik, hayatları boyunca kalıcı tek bir eser verememiş, ömürlerini gerçekleşmemiş projeler hazırlamakla hebâ etmiş ve dolayısı ile tarihçiliğimizde bir yer edinememiş zevâtın şahsî hırslarına bırakılamayacak kadar önemlidir.

        Diğer Yazılar