Nüfus defterleri
GAZETELERDE geçen hafta ayrı ayrı ama aslında birbiri ile bağlantılı iki haber vardı: Dışişleri Bakanlığı'nın 1915 olaylarının 100. yıldönümü münasebetiyle dış temsilciklerimizi kripto ile uyarması ve Osmanlı Arşivleri'ndeki nüfus defterlerinin araştırmacılara açılmış olması...
Bakanlık, elçiliklere gönderdiği kriptoda Ermeni diasporasının 2015 için yoğun hazırlıklar yaptığını hatırlatıyor ve "Dikkatli olun, diaspora ile yakın temasa geçerek bu faaliyetleri engelleyin" diyordu.
Ne kadar kolay halledilebilecek bir iş değil mi? Diplomatlarımız diasporanın önde gelen isimlerine gidip söze "Haydi gel Agop, kahveler benden" ile başlayacak, enseye bir şaplak ile mâlûm iki fıkra anlattıktan sonra yakınlaşıp "Yapma be abi! Vazgeç şu 2015 sevdasından" diyecek, Ermeni tarafı da "Seni kıracağıma kafamı kırarım daha iyi gözüm" deyip vazgeçecek!
O kriptoyu kim yazdı ise ya 1915 olaylarının ne olduğunu bilmiyordur; yahut Ermeni tarafının bugüne kadarki faaliyetinden, propaganda maksadıyla gösterdiği çabadan ve 2015 için senelerden buyana yapılan hazırlıklardan, dolayısı ile de dünyada olup bitenlerden haberdar değildir!
SADECE ERKEKLER VAR
Ve işin diğer tarafı, Osmanlı Arşivleri'ndeki nüfus defterlerinin araştırmacılara açılması meselesi:
Arşivlerde bundan senelerce önce yapılması gereken bir iş nihayet yapılabildi ve Rumeli vilâyetlerinin kayıtları hariç, bütün "Nüfus defterleri" araştırmaya açıldı...
Şimdiye kadar sadece ikisi yayınlanan ve büyük alâka gören nüfus defterleri, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1831'de başlayıp 1847'de tamamlanan, askerlik yapabilecek olanlarla vergi mükelleflerinin belirlenmesi için yapılan ve sadece erkeklerin yazıldığı ilk nüfus sayımının Osmanlı Arşivleri'nde muhafaza edilen kayıtlarıdır.
Yüzlerce defterden oluşan nüfus kayıtlarında İstanbul, Bolu, Trabzon, Hüdavendigâr, Ankara, Sivas, Harput, Erzurum, Çıldır, Kars, Van, Aydın, Konya, Adana, Maraş, Halep, Diyarbakır ve Kıbrıs vilâyetleri yazılıdır. En fazla defter 577 adet ile İstanbul'a, en azı da sadece altı defterle Diyarbakır'a aittir.
Defterlerin bu kadar sene sonra araştırmacılara açılmasının çok faydalı ve son derece önemli bir hizmet olduğunu söylemeye gerek bile yok... Demografi yani nüfusbilimi uzmanlarının yanısıra soyağacını çıkartmak isteyen ve bunun için gerekli olan eski harfleri okumayı bilenler de bundan böyle arşive gidip araştırma yapabilecekler.
Darısı, Nüfus İdaresi'nde bulunan 1904 sayımı belgelerinin başına!
İSPAT ETMESİ ZORDUR
Ama, meselenin aynı şekilde önemli olan bir başka tarafı, daha doğrusu yapılan işte büyük bir hata var: Araştırmacıya defterlerin değil, dijital kayıtlarının sunulacak olması!
Nüfus defterlerinin açılması, özellikle 1915 olaylarının tartışılması bakımından gayet önemlidir, zira Ermeni araştırmacıların da ilk müracaat kaynakları bu defterlerdir. Ancak kötü niyetli yabancı bir araştırmacıya defterin kendisini değil de CD'ye alınmış dijital görüntülerini verdiğiniz takdirde işiteceğiniz ilk söz, "sansür" olur! "Defterlerin aslını göstermediğinize göre, işinize gelmeyen sayfaları taramamış, sansürlemişsiniz" derler ve böyle bir iddianın gerçek olmadığını ispat etmeniz son derece güçtür, belgenin aslını çıkartmak zorunda kalırsınız.
Dünyanın bütün büyük arşivlerinde araştırmacıya arzu ettiği belgenin önce orijinali gösterilir, daha sonra da istediği kısımların mikrofilmleri verilir. Dolayısı ile, 1915'in 100. yıldönümünde yapılacağı muhakkak olan yaygaralara şunun şurasında dört sene kalmışken, saçma sapan bir dijitalleşme aşkı yahut gereksiz bir otorite gösterme uğruna üstümüze bir de "sansürcü" yaftası yapıştırmaya kimsenin hakkı yoktur.