Bodrum cilvesi
ABDULLAH Öcalan'la ilk görüşen gazetecilerden biri, bendim...
1990 Mart'ında Lübnan'da, PKK'nın Bekaa Vadisi'ndeki "Mahsun Korkmaz Akademisi" denen merkezinde birkaç gün kalıp çok uzun bir mülakat yapmıştım ve mülakatın bir kısmını Hürriyet'te yayınlamıştık.
Öcalan'a açıkça "Türkiye'den ayrılmak, bağımsız olmak istiyor musunuz?" diye sormuştum, hemen "Hayır!" demiş ve aynen "Batı'nın zevkini sürmek varken neden ayrılalım ki?" cevabını vermişti.
"Batı dediğiniz yerler Kürtler'e hiçbir zaman kapalı değildi ki" demem üzerine son cevabı "Oraların sefasını şimdiye kadar Türkler sürdüler, bundan sonra Kürtler sürecekler. Ayrılmak gibi bir arzumuz yok!" olmuştu.
Batman'ın BDP'li milletvekili Bengi Yıldız'ın Bodrum kaçamağı, bana Öcalan'ın bu sözlerini hatırlattı!
BATMAN'DAN BODRUM'A
Yıldız'ın Bodrum'daki görüntüleri çok tartışıldı, hakkında çok şeyler yazılıp söylendi ama bir tarafının üzerinde pek durulmadı: Mâlûm maceranın Bodrum'da yaşanabileceği ama Batman'da, özellikle de Ramazan ayında yaşanmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığı konusunda...
Güneydoğu Anadolu'nun her tarafı gibi, Batman da gayet muhafazakâr bir yerdir. Böyle bir yerde Ramazan'ın ortasında üzerinizde mayo, elinizde tepeleme dolu bira bardağı ve yanınızda da aile dostunuz yahut arkadaşınız gibisinden her ne ise bir hanımla beraber cilveleşmeniz mümkün değildir. Yapamayacağınızı bildiğinizden dolayı bu harekete hem siz cesaret edemezsiniz, gözünüzü karartıp yapmaya kalktığınız takdirde de yaptırmazlar, başınıza mutlaka bir iş gelir! Canınızın istediği gibi yaşayabileceğiniz yer, Öcalan'ın "Batı" dediği bölgelerdir ve Bengi Yıldız da zaten bunu yapmıştır.
"Ayrılma", "bölünme" yahut "bağımsız devlet" gibisinden endişeler bu yüzden boştur ve hakikaten boş olduğunu da Bengi Yıldız mükemmel şekilde kanıtlamıştır!
MALAZGİRT'E NE OLDU?
BDP'nin geçenlerde yapılan 2. Olağan Kongresi'nde parti tüzüğü değiştirildi, "Kardeşliğin temeli tarihin derinliklerinde yatar ifadesi" ifadesi tüzükten çıkartıldı ve bunun yerini "Demokratik özerklik" ibaresi aldı.
Kongre ile tescillenen bu işe, eski hukuk dilinde "kaziyye-i mensuha" denir ve "hükmü kaldırılmış, iptal edilmiş iddia ve iş" anlamına gelir. Bu vazgeçme, uzun zamandan buyana öne sürülen görüşlerin de artık bir tarafa fırlatıldığını değil, şimdiye kadar ortaya atılan "Malazgirt Savaşı'nda biz de vardık", "Çanakkale'de Kürtler de şehid oldular" yahut "Kurtuluş Savaşı'nı beraberce yaptık" gibisinden iddiaların da artık bir tarafa bırakıldığını gösterir. Üstelik bu kadarla da kalmaz, akıllarda bu iddiaların gerçek olmayıp boş yere mi ortaya atıldıkları yahut miadlarının mı dolduğu gibisinden soruları da getirir.
Böyle bir vazgeçmenin Bodrum'da Ramazan ayında bir hanım arkadaş refakatinde soğuk bira yudumlama macerası ile de yakın alâkası vardır ve bir yerde "Batı hayali"nin zamanla son bulmasına giden yolun maalesef açılması demektir.
Zira, "kardeşlik" tek değil, çift taraflı bir müessesedir. Bir tarafın kardeşlikten vazgeçmesi halinde diğer tarafın bunda ısrar etmesi gibi bir mecburiyeti de kalmaz!