Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN akşama doğru, TBMM Genel Sekreteri Sadettin Kalkan aradı...

        Konu, mâlûm: Pazar günü yazdığım ve hâlâ tartışılan Yalova'daki rezalet, yani Meclis'e bağlı olan Atatürk Köşkü ile yanıbaşındaki sosyal tesisteki yolsuzluklar ve fuhuş iddiaları...

        Sadettin Bey bunun için aradı ve ânında avaz avaz bağırıp çağırmaya başladı: "Yazdıklarının hepsi yalan! Böyle birşeyi bize sormadan önce nasıl yazarsın?" gibisinden hem suçlu hem güçlü terâneleri...

        Bu konuda Cemil Çiçek'in açtırdığı soruşturma tamamlanana kadar bir şey yazmamaya karar vermiştim. Ama Meclis bürokrasisinin bu tavrı ve basına peşpeşe açıklamalar göndermeleri üzerine bugün de birşeyler söylemem farz oldu!

        Ben, "Nasıl yazarsın?" diye hesap sorarcasına böyle bir haykırışı en son 12 Eylül'de, sıkıyönetim komutanlığında basını takiple görevli binbaşıdan işitmiştim! Sadettin Kalkan "Yalaaan!" ve "Bize danışmadan böyle şeyleri yazamazsın" tavrını değiştirmeyince "Sen önce git, efendiliği ve karşındaki ile nasıl konuşulacağını âmirin olan Meclis Başkanı'ndan öğren, beni ondan sonra ara!" dedim ve telefonu kapattım.

        Sadettin Bey, lâf arasında Millî Saraylar'ın çiftlik olmadığını söyledi...

        Birinci derecede aile yakınlarını başında bulunduğun kuruluşlarda işe almak kanunen yasak olduğu halde sen kardeşin Muhammed Kalkan'ı Hereke'deki Meclis'e ait fabrikaya yerleştireceksin; bunun doğru olup olmadığını soran gazetecilere de "Meclis'e herkes yakınını almak için uğraşıyor. Kamer Genc'in de oğlu burada çalışıyormuş. Meclis'te onun oğlu çalışıyorsa benim kardeşim neden çalışmasın? Bunda bir aykırılık mı var?" diyerek kendini müdafaaya çalışacaksın!

        'ÇİFTLİK' BİLE DENMEZ!

        Doğru... Bu zihniyetle idare edilen yere "çiftlik" değil, "aile şirketi" denir. Meclis Başkanı'nın bir geceyarısı bizzat yaptığı baskınla ortaya çıkan ve soruşturması hâlâ devam eden Yalova'daki utanç verici hadiselerden habersiz olmaya yahut bütün bu rezaletler Meclis Başkanı'nın kulağına gidinceye kadar olup bitenlere ses çıkartmamaya da başka şey denir ya, neyse... Cemil Bey'in dediği gibi "Ne denirse!..."

        Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Yalova'da olup bitenler hakkında yazdıklarımı ve yaptığı geceyarısı baskınını dün doğruladı ve sosyal tesislerdeki fuhuş iddiaları hakkında da "Ne denirse... " dedi ama başkanın bu sözlerinin ardından genel sekreteri bir açıklama yapıp "iddialar gerçekdışıdır" demeye kalkıştı! Sonra bir önceki cümlesini, yani "Böyle bir şey mümkün değildir" yalanını bizzat tekzip etti, "Duyum alınır alınmaz gerekli işlemlerin yapıldığını" söyledi ve tesislerden yararlananların manevî şahsiyetlerinin töhmet altında bırakıldığını ileri sürdü!

        TBMM'nin Genel Sekreteri Sadettin Kalkan, manşetten verdiğimiz ve Meclis Başkanı tarafından da doğrulanan rezalet hakkında "yalan" deyip üste çıkmaya çalışmakta ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nı yalanlamaya cüret etmektedir, mesele budur!

        BALIK TUTAN BÜROKRAT!

        Meclis'in idarî bünyesinde yeni düzenlemeler için çalışan Cemil Bey, Dolmabahçe Sarayı'nın rıhtımında balık tutan ve personele balıkların oltasına takılması için yem atma görevi veren bir genel sekreter yardımcısının mevcudiyetinden tabii ki haberdardır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden Millî Saraylar'a "müşavir" olarak tayin edilen ve deniz manzaralı odada emekliliğini bekleyen bir başka zâtın kapısında belediyenin vaktiyle verdiği otomobil ile şoförün hâlâ hâzır ve nâzır durduğunu da elbette biliyordur. Beykoz Kasrı'nın başındaki mimarın yerine emekli bir bankacının tayin edilmesi, orman müdürlüğündeki bir ayniyat memurunun saraylardan sorumlu makama getirilmesi ve Millî Saraylar'daki ek göstergeli tam 15 müşavirin ne iş yaptıkları gibisinden hususlar da mutlaka bilgisi dâhilindedir!

        Cemil Çiçek, ciddî bir devlet adamıdır. Millî Saraylar için şart ve çok gecikmiş olan yeni organizasyon şemasını hazırlarken hem bu olup bitenleri gözönüne alacak, hem de bazı bürokratlarının kendisini yalanlamaya bile cür'et ettiklerini eminim mutlaka hatırlayacaktır!

        Diğer Yazılar