Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        CHP'li Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Meclis'in genel kurulunda geçen gün Sultan Abdülmecid Sempozyumu'na veryansın etti ve günlerdir tartışılan "Abdülmecid Sempozyumu" için bastırılan tuğralı davetiyeleri yerden yere vurdu.

        Olabilir, şahsî görüşüdür yahut partisinin düşüncesidir, dolayısı ile kürsüde istediğini söyleyebilir fakat böylesine şiddetli ve celalli üslûpla konuşan siyasetçinin sözettiği konuda ufak bile olsa hiç hataya düşmemesi gerekir! Meselâ, Muharrem İnce'nin yaptığı gibi Osmanlı Tarihi'ndeki Abdülmecidler'i hiçbir şekilde karıştırmaması şarttır.

        İnce'yi dinlediniz ise ve konu hakkında bilginiz de varsa, mutlaka farketmişsinizdir: Konuşmasına Sultan Abdülmecid'i konu alan Muharrem Bey birkaç cümle sonra Abdülmecidler'i birbirine soktu, "Sultan" Abdülmecid'i bir anda "Halife" Abdülmecid Efendi yaptı ve aralarında nesil farkı olan iki isimden tek bir tarihî şahsiyet yaratma başarısını gösterdi.

        İKTİDAR FARKEDEMEDİ

        İşin daha da tuhaf tarafı, bu yanlışı iktidar partisinden hiçbir milletvekilinin farkedememiş olması idi!

        Hatâlar zincirinin başlangıcını aslında Meclis'e bağlı olan Millî Saraylar Dairesi yaptı; adına sempozyum düzenledikleri Sultan Abdülmecid'den "Birinci Abdülmecid" diye bahsettiler ve öyle duyurdular.

        Padişah isimlerinin yazılışında kuraldır: Aynı isimde bir başka padişah olmadığı takdirde, o hükümdar için "Birinci" sözü kullanılmaz, adının başına "Sultan" unvânı ilâve edilir. Meselâ, Osmanlı Tarihi'nde "Orhan" ve "Abdülâziz" isimlerini taşıyan birer padişah vardır ve kural gereği "Birinci Orhan" yahut "Birinci Abdülâziz" değil, "Sultan Orhan" ve "Sultan Abdülâziz"

        denir.

        Abdülmecid için de öyle yapılır... Osmanlı Tarihi'nde bu ismi taşıyan tek bir padişah hüküm sürmüştür ve "Birinci Abdülmecid" değil, "Sultan Abdülmecid" diye bilinir. Son Halife Abdülmecid Efendi'ye ise padişah olmadığı için "İkinci Abdülmecid" değil, sadece "Halife Abdülmecid" denir.

        Millî Saraylar Dairesi padişahın isminde böyle bir hatâ yapınca konuyu bilmeyen ama mutlaka birşeyler söylemek ihtiyacı duyan milletvekilinin de aynı yanlışa düşmesi tuhaf da olsa, normaldir!

        Ama, tarih konusunda bilgi sahibi olmadan konuşmak ve herşeyi birbirine karıştırmak CHP'nin galiba kaderinde var...

        SEFİRİN TARİH BİLGİSİ

        Belki hatırlarsınız: Başbakan Tayyip Erdoğan, eşi ile beraber 2004 Ocak'ında New York'ta bulunduğu sırada Sultan İkinci Abdülhamid'in torunu ve Osmanoğlu ailesinin o zamanki "reisi" olan rahmetli Osman Ertuğrul Efendi ve hanımı ile bir kahvaltı etmişti.

        CHP, birkaç gün sonra bu kahvaltıyı Meclis'e taşımış ve partinin o sırada genel başkan yardımcısı olan İstanbul Milletvekili emekli büyükelçi Onur Öymen, verdiği soru önergesi ile Başbakana "Cumhuriyetimizin kurucuları tarafından sınırdışı edilen bir padişahın vârisleriyle görüşmenizin sebebi nedir?" diye sormuştu.

        Onur Bey'in bahsettiği padişah Sultan Abdülhamid idi ve sefir beyefendi 10 Şubat 1918'de, yani cumhuriyetin ilânından tam beş buçuk sene önce vefat eden hükümdarı cumhuriyetin kurucuları tarafından sürgüne gönderiyordu! Beyefendi üstelik cumhuriyet döneminde değil Abdülhamid'in, hiçbir padişahın sürgüne yollanmadığını, zira Türkiye'de o tarihte sâbık yahut "sâkıt" yani ıskat edilmiş, tahtından indirilmiş bir padişahın bulunmadığından da bîhaberdi!

        Muhalefet partisi adına konuşan yahut önerge veren milletvekillerinin tarih bahsinde üstüste ve bu kadar büyük hatalar etmeleri hakikaten ayıp ve tuhaf kaçıyor...

        Diğer Yazılar