Entellektüel tartışmaya bak!
MEŞHUR fıkradır: Hani yeniçerinin biri yoldan geçen Yahudi’yi çevirmiş, “Ulan siz Hazreti İsa’yı öldürmüşsünüz” diye yakasına yapışmış, Yahudi “Aman ağa hazretleri, o iş bundan tâââ 1500 küsur sene önce oldu” deyince yeniçeri “Ne zaman olduğu mühim değil, ben şimdi öğrendim” cevabını vermiş ya...Türkiye’nin en önemli klasik müzik dergisi olan Andante’nin Yahoo üzerindeki tartışma mekânı “klasikbatımuzigi” grubunda, iki haftadan buyana benzer bir “gecikmeli öğrenme” ama “bir türlü anlamama” hadisesi ve heyecanlı, üstelik amaçsız bir tartışma yaşanıyor. Tartışma, grup üyelerinden birinin Sinan Çetin’in bundan senelerce önce çektiği ve Türkiye’de 1930’larda uygulanan “alaturka yasağı”nı mizahî şekilde konu alan kısa filminden bahsetmesi üzerine başladı... Derken grup üyeleri işi döndürdüler, dolaştırdılar, evirdiler, çevirdiler, “devrimlerimiz” ve “Atatürk” çerçevesine sıkıştırıverdiler! Yok efendim Sinan Çetin bu filmi bile Atatürk’ün sayesinde çevirmişmiş de, bu şekilde bir film yapmak devrim düşmanlığı imiş de, Sinan Çetin zaten mâlûm bir gruba mensupmuş da, Türkiye’de klasik müzik alanında yüzağartıcı işler yapılıyor ve eserler besteleniyormuş da, vesaire, vesaire...
1926’YA KADAR UZANIR
Tuhaftır ama, Türkiye’de Türk Müziğinin radyolarda icrası 1934’te hakikaten yasaklanmıştır ve yasağın hazırlıkları o tarihten seneler öncesine, 1926’ya kadar uzanır. Aralarında profesörlerin, emekli sefirelerin, hattâ yine emekli paşaların bulunduğu grupta bu tartışma günlerden buyana devam ediyor ama her ne hikmetse hiç kimse meselenin aslına bir türlü gelemiyor. Bu toz-duman arasında tartışma grubuna üye olanlardan Allah’ın bir kulu çıkıp “Yahu, mesele Atatürk yahut devrimler falan değil, Türkiye’de uygulamaya konmuş olan alaturka yasağıdır. Bunun üzerinde konuşalım” demiyor. Yapılan iş mâlûm sözleri yeniden sarfetmek ve işi Sinan Çetin’e getirmek! Söyleyeyim: Sinan Çetin’i hiç tanımam, hattâ bir defa olsun karşılaşmadım ve nasıl bir insan olduğunu da bilmem. Ama eser üzerinden kişiye saldırmayı, hakaretler ve suçlamalar yağdırmayı da sadece bir “acz” olarak görürüm. Klasik Batı Müziği sitesinde kısa metrajlı bir filmi “devrim düşmanlığı” boyutuna getirerek didişmek, isimlerinin başında akademik unvanlar taşıyan yahut entellektüel veya sanatçı oldukları zanneden zevâta hiç yakışmıyor. Meselenin aslı, şudur: Atatürk 1934’te Türk Müziği’ni yasaklattı mı yasaklatmadı mı? Yasaklattı! Gerçek bir sanatçıya yakışan işin önce aslını ele almak, yorumu ondan sonra yapmak ve konuyu ideolojik boyuta getirip etrafa hakaretler yağdırmak değildir. Dolayısı ile kendinize yakışanı yapın, önce işin aslını yani yasağın mevcudiyetini öğrenip anlayın ve kerametlerinizi kendinize saklayın!
EUGENIA’NIN ARDINDAN
Türk müzikolojisi, geçen 20 Aralık günü çok önemli bir üstadını kaybetti: Romen asıllı Amerikalı hanım müzikolog Eugenia Popescu-Judetz, Amerika’nın Pittsburgh şehrinde hayata veda etti. Bu köşe, çok sevdiğim dostum Madam Eugenia’nın akademik çalışmalarından bahsetme yeri olmadığı için hakkında sadece şu kadarını söyleyeceğim: 17. asırda yaşamış Romen prensi Dimitri Cantemir’in musiki yönünün ayrıntılarını bilim dünyasına Eugenia öğretmiştir ve daha önemlisi, Türk müzikolojisinde son 40 sene içerisinde onun kadar çok ve kalıcı eser vermiş olan bir başkası yoktur. Toprağı bol olsun!