Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        40 yaşına basan Boğaziçi Köprüsü bakıma alınacağı için bir seneliğine ulaşıma kapatılacak diye kara kara düşünüyoruz...

        "Bu bir sene boyunca ne halt edeceğiz, trafik meselesini nasıl halledeceğiz?" diye soranları mı ararsınız, "Dünyanın neresinde bir asma köprü bakım yapılacak diye kapatılmıştır?" diyenleri mi, yoksa "Köprüde acaba herkesten gizlenen bir hasar mı var?" diye her işin arkasında birşeyler bulmaya çalışanları mı...

        Benim üniversite yıllarım, yani 1970'le-rin ortaları, köprünün ilk senelerine rastlar...

        O senelerde Ankara'da yahut İstanbul'da ekonomi okumuş olan yaşıtlarım gayet iyi bilirler: Bizler, artık neredeyse birer efsane gibi hatırlanan ve isimleri hem iktisat hem de siyaset tarihine geçmiş olan o devrin en önemli iktisat profesörlerinin öğrencileri olduk.

        İsimleri iktisat tarihine geçti, zira zamanın az sayıdaki seçkin hocalarından idiler; siyaset tarihinde yeralmalarının sebebi ise mutlaka bir siyasî parti ile bağlantılarının bulunması, milletvekilliği ve bakanlık yapmış olmaları idi...

        70'li senelerin ortalarında hem akademik, hem de siyasîkimlikleri ile o devir Türkiye'sinin en önemli iktisatçıları olan bu hocaların derslerde ele aldıkları en önemli konu, yapımı yeni tamamlanıp ulaşıma açılmış olan Boğaziçi Köprüsü idi... Mikro, makro yahut uluslararası iktisat derslerinde söz dönüp dolaşır, mutlaka köprü meselesine gelir ve hocalarımız köprünün Türkiye'ye yapacağı zararları, getireceği dertleri, köprü yüzünden ileride yaşayacağımız problemleri ve çok daha önemlisi, inşaat masraflarının Türkiye'nin ekonomisini nasıl batıracağını anlatırlardı!

        AMERİKA ÖRNEĞİ

        İşin tuhaf tarafı, köprünün felâket olacağını söyleyen hocaların çoğunun Amerika'da bulunmuş olmaları ve orayı gayet iyi bilmeleri idi. Arada bir "Amerikalılar bu köprülerin benzerlerini bundan 100 sene önce yapmışlar, meselâ San Fransisco'daki Golden Gate Köprüsü'nün inşasının üzerinden şu kadar sene geçmiş. Amerika o zaman neden batmadı?" diye sorduğumuz olurdu. Ya "Amerika'nın ekonomisine siz ekonomi mi diyorsunuz? Emperyalizme mi özeniyorsunuz?" diye haşlarlar yahut 1929 buhranını köprü, gökdelen ve metro inşaatlarına bağlarlardı.

        Boğaziçi Köprüsü'ne karşı çıkmalarının aslında tek bir sebebi vardı: Mensubu oldukları siyasî partinin memlekete tek bir çivi çakmayı bile "israf" görmesi! Sadece hocalarımız değil, o siyasî partinin başındakiler de her vesile ile köprü projesine verip veriştirir, genel merkezlerinden "Mahvolduk, batıyoruz, felâket" terâneleri yükselirdi. Onlara göre, Türkiye'nin takip etmesi gereken sadece bir yol vardı: Tek parti döneminin sıkı devletçiliği! Devletin köprü yahut baraj yapmasını bir tarafa bırakın, lojman inşa etmesi bile israf, hem de çok büyük israftı...

        NOSTALJİ SAÇMALIĞI

        Bizlere köprü projesinin nasıl bir felâket olduğunu söyleyen hocalarımızın hiçbiri sonraki senelerde köprüyü protesto etmedi, "Bu millî âfeti kullanmayalım, karşı tarafa eskisi gibi vapurla geçelim" demedi, senelerce lâf ettikleri Boğaziçi Köprüsü'nden gönül rahatlığı ile gidip geldiler!

        Daha önce de defalarca yazdım ve söyledim: "İstanbul eskiden güzel, muhteşem bir şehirdi. Şimdi mahvoldu, perişan edildi, canına okundu, âââh nerede o eski İstanbul?" yakınmaları, temelsiz bir nostaljiden ibarettir!

        İstanbul 17. yahut 18. asırlarda belki güzeldi, pitoresk manzaralı hayâl gibi bir şehirdi ama 19. yüzyıldan sonra, hattâ 1970'lere kadar yaşaması çok zor bir yerdi! Yollar yetmezdi, susuzdu, elektrik zaten dertti; solgundu, tozluydu, fakirdi.

        Şehrin eski fotoğraflarına bakarsanız, fukaralığın her zerreye sindiğini görürsünüz...

        Bugünün İstanbul'u artık yaşanacak hâle gelmiş bir şehirdir. Zevksiz mimarların yarattığı çirkinliklerde, köprü meselesi de, zamanla halledilir.

        Yeter ki, ortada henüz hiçbirşey yokken 1970'lerin felâket tellâllığına yeniden soyunmayalım...

        Diğer Yazılar