Nefret tarihçiliği
GEÇEN gün, TV'de tarihimizin bilinmeyen son devri hakkında yeni bir kitap çıkartmış olan "tarihçi" bir hanımefendiyi dinledim...
Hanımefendi ekranda saydırıyor da saydırıyordu... 1915'den girdi, Dersim'den çıktı, Edirne olaylarına uğradı, Varlık Vergisi'nin ağzının payını verdi, döktürdü de döktürdü... Ne kadar eli sopalı, baskıcı, ceberrut ve kan dökmeye meraklı bir millet olduğumuzu uzun uzun, örnekleri ile anlattı!
Ama hakkını yemeyeyim... Gayet nazik konuştu. Meselâ İttihadçı liderler için ekranda başkalarının söylediği gibi "katiller" falan demedi, "Bunları toprak bile kabul etmez ama gene de öyle dememeye çalıştım" gibisinden sözler etti, yani lûtuf buyurdu!
Ne nezaket değil mi?
Derken söz Hrant Dink'in katledilmesine, oradan da Sabiha Gökçen'e uzandı ve "tarihçi" hanımefendi, rahmetli Gökçen'in Ermeni olabileceğine dair ortaya son derece önemli, bilimsel ve şimdiye kadar kimsenin düşünemediği bir kanıt koydu: Sabiha Gökçen Havaalanı'nın isminin değiştirilmesi tartışılıyormuş, Sabiha Hanım'ın hakikaten Ermeni olabileceğine bu tartışmanın başlaması ile inanmaya başlamış, zira Gökçen şayet Türk olsa imiş böyle bir değişiklik düşünülemezmiş fakat aslen Ermeni olanlar için isimlerinin kaldırılması mümkünmüş...
Bilimsel metodolojiye bakın!
AHRET POSTASI!
Hanımefendi, son dönem tarihimizi büründüğü karanlıktan yırtarcasına aydınlığa çıkartan asıl açıklamasını programın sonunda yaptı: Sabiha Gökçen'in meğerse şimdi tartışılan hayatının ayrıntılarını anlattığı yayınlanmamış hatıraları varmış, herşeyi yazdıktan sonra bunları bir Ermeni tarihçiye, Kevork Pamukçiyan'a emanet etmiş, hatıralar şimdi Pamukçiyan'da duruyormuş ve yayınlandığı zaman herşey ortaya çıkacakmış!
"Tarihçi" hanımefendi bu emsalsiz açıklamayı yaptıktan sonra Kevork Pamukçiyan'ın elinde bulunan bu çok önemli hatıraları yayınlaması gerektiğini de söyledi!
Emriniz olur hanımefendi, hiç merak buyurmayın! Kevork Pamukçiyan fermanınızı, talimatınızı almış ve talimatınızda buyurduğunuz hususu yerine getirmek için kolları sıvayıp derhal çalışmaya başlamıştır. Emrettiğiniz hatıraları en kısa zamanda yayına hazır hâle getirip "ahret postası" ile yayınevine gönderecektir!
Şakayı bir tarafa bırakıp meselenin acı bir cehalet ile dolu olan tarafını söyleyeyim: "Tarihçi" hanımefendinin geçen hafta ekrandan "Sabiha Gökçen'in hatıralarını yayınlamasını gerekir" dediği Kevork Pamukçiyan bundan tam 16 sene önce, 1996'da vefat etmiştir; yani gelmesi yaklaşmıştır! Sabiha Gökçen'in vefatı ise, 2001'dir!
İDEOLOJİ VE METOD
Ben, Kevork Bey'i tanıdım. Son derece nazik bir İstanbul beyefendisi idi ama daha da önemlisi, emsâli artık Ermeni cemaatinde de pek kalmamış olan bir âlimdi! Vefatından sonra Aras Yayıncılık'tan çıkmış olan cild cild eserlerine bakarsanız, ilmine siz de hayran kalırsınız.
Eski harflere arşiv belgelerini okuyacak derecede âşinâ olmadığınız halde geçmiş senelerin gazete haberlerine yahut birkaç hatırata dayanarak tarihçilik yapmaya çalışacaksınız... Bunu yaparken ideoloji ile metodolojiyi birbirinden ayıramayacak, işin içine "Biz ne kadar zalim, nasıl kan dökücü bir milletiz; asırlar boyunca azınlık, çoğunluk, dindar vesaire diyerek kesmediğimiz adam kalmadı" teraneleri ile bitmeyen kininizi de karıştırıp birşeyler karalayacak, sonra televizyona çıkıp 1996'da vefat etmiş bir kişiye "Elindekileri yayınla" diyeceksiniz!
İşte, nefret tarihçiliğinin Türkiye'de geldiği nokta!