Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan "Dindar nesil yetiştirme" sözlerini telâffuz edince kıyamet koptu... Sağcısı, solcusu, muhafazakârı, ateisti kim varsa hâlâ tepki üstüne tepki yağdırıyor...
Bu yazacaklarımı okuyacak olanların çoğunun bana demeyeceklerini bırakmayacaklarından emin olarak peşinen söyleyeyim: Türkiye'de yeni bir neslin yetiştirilmesi hakikaten lâzımdır ve meselenin esası, bu neslin dindarlığı değil, "bilgili" olması şartıdır!
Değişiklik neden mi lâzım? Gençlik artık maalesef bomboş da ondan! Kültür kalmadı; çok değil, bundan sadece on sene önce olup bitenler bile bilinmiyor, okumak zaten hakgetire ve hepsinden daha önemlisi, birşeyler öğrenme merakı hiç yok.
12 Eylül'ün Türkiye'ye verdiği en büyük zarar, "Siyaset ile uğraşmasınlar, sağ-sol kavgaları yeniden hortlamasın" düşüncesi ile böylesine "boş" bir gençlik yetiştirmesidir.

"HEPİMİZ BİLMEMNEYİZ!"
Türkiye'de gençler arasında hâkim olan kültür, aslında sosyologlarımızın şikâyet ettikleri "pop kültürü" bile değil, Batı'da, özellikle de Amerika'da hâkim olan asıl pop kültürün beşinci, onuncu sınıf taklidinden ibaret bir özentiden ibarettir. Gençlerimiz isimlerini ezberledikleri pop ikonlarının sadece uçukluklarına hayrandır, duydukları özentiyi "kültür" zannetmektedirler, okumak zaten hakgetiredir, bilgi ise onlar için sadece işitilenlere dayalı ve çoğu yalan-yanlış dedikodu kırıntılarıdır. Öğrencilerine okuma ödevi olarak dünya edebiyatının klasiklerini veren lise hocalarının Victor Hugo'nun dört cildlik koskoca "Sefiller"inin tamamını değil, 40-50 sayfalık özetini tavsiye ettiği ve en meşhur Türk yazarlarının kitaplarının bile asıllarının yerine aynı şekilde suyunun suyu hülâsalarının okutulduğu bir eğitim sisteminin başka türlü öğrenci yetiştirmesi zaten mümkün değildir.
Böyle yetişen neslin düşünce sistemi sadece etraftan duyduğu sloganlarla sınırlı kalır ve klavye vasıtası ile "Hepimiz tinerciyiz" demeyi çok önemli, büyük ses getiren bir protesto sanırlar. Hattâ bu yaratıcılık noksanı içerisinde günün birinde tepki niyetine "Hepimiz bilmemneyiz!" demeleri bile mümkündür.
Gençlerimizin bilgi kaynaklarını merak mı ettiniz? Twitter'dan, Facebook'tan yahut Wikipedia'dan ama Wikipedia'nın aslından değil, yalan-yanlış ve yarım yamalak tercüme edilmiş Türkçesinden buyurun! Saatlerini bilgisayar başında "sosyal medya" dedikleri dedikodu sitelerinde geçiren, bildiği herşey o sitelerde yazılı olanlarla sınırlı kalan ve meramını sadece 100-150 kelime ile anlatmaya çalışan neslin bütün sermayesi artık maalesef budur.

HAYRANLIK KRİZİ
İşin daha da tuhaf tarafı ise, gazetelerde neredeyse tam sayfa köşe sahibi olan ama boş yetişmiş bir nesilden beter şekilde çoluk-çocuğun vakit öldürdüğü Twitter, Mwitter misâli yerlerde arz-ı endâm etmeyi, saatlerini "hakara-makara" dedikleri gevezeliklerle geçirmeyi "çağa uymak" zanneden kazık kadar yazarlarımız var! Okumak, onlar için de bir zahmet, bir züldür; kahramanları Batı'nın pop ikonlarından ibarettir, "kültür" kavramı yabancı film kahramanlarının replikleri ile sınırlıdır. Yazılarında verdikleri örneklerde bizden tek bir kaynak bile bulamazsınız, referansları sadece hayran oldukları Anglo-Sakson, özellikle de Amerikan basınıdır, oralarda yazan ne varsa âyet gibidir ve daldıkları bu hayranlık krizini "kültür" zannederler!
Başbakan Erdoğan'ın "yeni bir nesil yetiştirme" sözü işte bu yüzden bir yerde doğrudur. Yeni nesil ister dindar, ister daha da lâik, isterse başka birşey olsun ama şimdiki gibi "boş" olmasın, yeter!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!