Futbolumuz artık şaibelidir!
TELEVİZYONLAR dün iki ayrı memlekette futboldan kaynaklanan kutlama görüntüleriyle doluydu: İspanyollar milli takımlarının İtalya'yı yenerek Avrupa şampiyonu olmasının, bizim Fenerbahçelilerde başkanları Aziz Yıldırım'ın tahliyesinin sevincini yaşıyorlardı...
Bir memleketin milli takımının, rakipleri olan diğer ülkelerin takımlarını tek tek al-tederek şampiyonluğa yükselmesi o memleketin halkını tabii ki mutlu eder, sevinçten başları göklere erer ve başarıdan sonra sokaklara dökülmeleri de gayet normaldir...
Aziz Bey'e şimdilik geçmişler olsun ama, "şike" ve "çete" iddialarından suçlu bulunarak mahkûm edilmiş ve Yargıtay'ın kararın gelmesine kadar serbest bırakılmış bir klüp başkanının tahliyesinin bayram gibi kutlanmasına ne diyeceksiniz?
İşin tuhaf tarafı da işte burada, Fenerbahçelilerin neyi, niçin kutladıklarında! Şike iddiasının mahkeme tarafından gerçek kabul edilip cezalandırılması mı kutlanıyor, yoksa mahkemenin şike gibi çok büyük bir ayıbın futbolda yaşanmış olduğunu karara bağlaması mı?
GÜMBÜRTÜYÜ DÜŞÜNÜN
Meselenin bütün bu toz-duman arasında gözden kaçan en önemli tarafını pek kimse dile getirmedi, ben hatırlatayım: Futbolumuz artık şâibe altındadır! Türkiye'nin en büyük klüplerinden birinin başkanı iddialar doğrudur veya yanlıştır ama başta şike olmak üzere bazı suçlardan mahkûmiyet alıyorsa, futbolda güzel hasletlerden bundan böyle pek bahsedilemeyecektir, zira spora leke düşmüştür, en önemli kavramlardan sayılan centilmenlik başta olmak üzere futbola mahsus bazı özellikler artık yoktur, elden gitmiş demektir.
Ama, önceki günden buyana tahliyenin sevinci yaşayan Fenerbahçe taraftarları, görüldüğü kadarıyla başlarına bir yumruk inmiş olduğunu henüz farkedemediler. Bu yüzden sağlıklı analiz yapamıyorlar ve şâibe belâsını da şimdilik göremiyorlar. Taraftar, Aziz Yıldırım'ın koltuğunda kalıp kalamayacağını tartışmak yerine onun ve onunla beraber yargılananların mahkûm edilip Yargıtay'ın kararına kadar serbest bırakılmalarının doğacak tepkileri azaltmak düşüncesinden kaynaklanmış olabileceğini görebildiği anda, şimdi yaşanan sevincin yerini çok sıkıntılı anlar alacaktır.
Üstüne üstlük, Yargıtay'ın kararı tasdik etmesi halinde kopacak gümbürtüyü ve stadlarda bundan böyle neler yaşanacağını düşünün...
ŞUYÛU VUKUUNDAN BETER!
Bunları tahmin etmek için kâhin olmaya hiç gerek yok, söyleyeyim: Futbolda "Şuyûu vukuundan beter" sözü artık kural hâline gelecek ve Yargıtay'dan çıkacak karar ne olursa olsun, komplo teorilerine zaten meraklı olan milletimiz, özellikle de Fenerbahçe ile oynayacak klüplerin taraftarı herşeyden önce "şike" meselesine sarılacak. Sloganlar hemen her maçta bu şekilde atılacak ve gönül hiçbir şekilde istemese de kavga ve gürültü gırla gidecek. İşin çok daha zor bir tarafı daha var: Evdeki çocuğunu şike iddialarının sadece bir kara çalma olduğu konusunda iknaya çalışan onbinlerce fanatik taraftar baba, tek kelime bile edemeyecek.
Yukarıda yazdım, tekrar hatırlatayım: Türk futbolu artık artık maalesef şaibeye bulaşmıştır ve bunun böyle olmasında iddiaların zamana yayılmasının, Federasyon'un bir türlü karar verememesinin, ortaya her dâim bahaneler sürülmesinin ve spor yargısı ile resmî yargı arasındaki iletişimsizliğin rolü büyüktür. Şaibe ise, zaten temizlenmesi çoook uzun yıllar alan ve hakikaten belâ olan bir kir gibidir!
Muammer Karaca'nın seneler boyu ve bazı geceler tulûât gibi oynadığı "Cibali Karakolu"nda geçen dillere destan bir hadise vardır...
Üstad seyirciye döner, "Bu memleketi ne kurtarır? Ne getirmemiz lâzım?" diye sorar; hınzır seyircinin biri "Komünizm!" diye bağırır ve Muammer Bey hemen "Getirin, getirin de onun da içine edelim" der!
Futbolu işte böyle yaptık ve bu hâle getirdik!