Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ESKİLERİN "Beyza Hanımefendi" dedikleri belâ sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada müptelâlarını senelerden buyana kasıp kavurur, hayatları, aileleri ve ocakları söndürür, mahveder.

        "Beyza Hanımefendi" otuzlu-kırklı senelerde İstanbul'un sosyetesinde ve entellektüel çevrelerinde kokaine verilmiş olan isimdir.

        Arapça'daki "bayda" yahut bizim telâffuz ettiğimiz şekli ile "beyza" kelimesi "beyaz" mânâsına gelir ve kokainin rengi de beyazdır ya; eskiler işte böyle bir kelime oyunu yapmış ve müptelâsı oldukları bu başbelâsı toza bir de dişilik vasfı yakıştırıp "Beyza Hanımefendi" demişlerdir.

        20. yüzyılın ilk çeyreğinde bizde ve dışarıda yayınlanmış gazeteler ile dergilerde sık sık kokain ilânlarına rastgelirsiniz. Kokainin diş ağrısına devâ olduğundan tutun saç dökülmesini engellediğine ve dinçlik getirdiğine dair türlü türlü faydaları sıralanır, hattâ Beyoğlu tarafındaki o zamanın büyük eczahaneleri günlük gazetelere "Taze kokain gelmiştir" diye ilânlar vermişler ve vitrinlerine de bu mealde duyurular koymuşlardı.

        ŞAŞIRTAN İSİMLER

        Kokainin satışı, uyuşturucu kapsamına alınmasına, daha doğrusu ne olduğu tam olarak anlaşılıp yasaklanmasına kadar serbestçe devam etmiş ve zamanın monden zevâtı, özellikle de bazı sanatçılar onsuz edemez hâle gelmişlerdi...

        Batı'da böyle bir moda başlayacak da bizim aşırı tiplerimiz ile sanatçılarımızdan bazıları modadan geri kalacaklar!

        Mümkünatı yoktu, kokain bizde de toplumun bir kesiminde, özellikle de İstanbul'da yayıldıkça yayılmıştı ve müptelâları zarafet gösterip kokainden "Beyza Hanımefendi" diye bahseder olmuşlardı.

        O senelerin entellektüel muhitini anlatan kitaplara, makalelere ve hatıralara bakın; Beyza Hanımefendi'nin nasıl revaçta olduğunu anlar ve bu hatuna gönül verenlerden bazılarının isimlerini gördüğünüzde de "O da mı?" deyip hayretlere düşersiniz.

        Bu müptelâ sadece bize değil, bütün dünyada da yaygındı ve 1980'lerin İran'ı, kokain ile diğer uyuşturucuların kullanımına son verebilmek için emsaline rastlanmayan bir uygulama başlatmıştı:

        Şah zamanı İran'ında gayet yoğun olan uyuşturucu trafiğini Şah'ın ikiz kızkardeşi Prenses Eşref'in idare ettiği söylenirdi ve uyuşturucu belâsı ortaokullara kadar inmişti.

        MÜCADELENİN BÖYLESİ!

        İslâm Devrimi içkiyi ve kadınların açıkdolaşma-larını yasaklarken uyuşturucu işine de şiddetle müdahale etti, kullanıcılara ilk yakalanmalarında sayısı hâkimin takdirine kalan ve 80 ile 200 arasında değişen kırbaç cezası veriliyor ama satıcılar idam ediliyordu.

        Sert cezaların bile pek bir işe yaramadığı görülünce, çok daha sertinden medet umuldu: "Böylesine adî bir işin sorumluluğu sadece satıcılara ait değildir, onları iyi yetiştiremeyen ailelerin de kabahati vardır" deyip uyuşturucu satarken yakalananlardan bazılarını anneleri, babaları yahut akrabaları ile beraber astılar! Çeteler gerçi çökertilemedi ve İran'da uzun seneler öncesine dayanan uyuşturucu âdeti bir türlü son bulmadı ama trafikte yine de bir azalma görüldü.

        Beyza Hanımefendi bugün bizde gayet revaçta, ortalıkta bol bol arz-ı endâm ediyor ve polis-adliye haberlerine bakarsanız sanatçı kesimin, özellikle de oyuncuların gönlünde geniş mi geniş yere sahip... Gönül verenler o kadar çok ve hatuna öylesine bir muhabbetle bağlanmışlar ki, Beyza Hanım kucaktan kucağa dolaşıp duruyor ve hanımefendiden soğuyup ayrılmanın mümkinatı yok!

        Polisin son operasyonları sırasındaki gözaltılara ve sonradan açılan dâvâlarda geçen ifadelere baktığınızda Beyza Hanım'ın TV'lerde yayınlanan dizilerin neredeyse tamamını ele geçirip oyuncuların birçoğu üzerine hâkimiyet kurduğunu; ifadeleri okuduğunuzda da, "sanatçılar"ın ortak ve tek rahatlama vasıtası olduğunu görürsünüz...

        Uçuk bir-iki yazarın arada bir "Kokain usturuplu kullanıldığında öyle pek tehlikeli değildir" yahut "Esrarın zararı sigaradan daha az, çocuğum keşki sigara yerine esrara başlasaydı" diye saçmalamasına bakmayın; uyuşturucu uyuşturucudur ve kullanım yaşı Türkiye'de gittikçe aşağılara inmektedir!

        Uyuşturucu baskınları hakkındaki haberleri okuduğumda, aklıma "Beyza Hanımefendi'nin belirli meslek grupları arasında kucaklardan inmemesinin sebebi acaba müptelâlarının sosyal statü edinme vasıtası olmasın?" sorusu geliyor.

        Sosyologlarımız tenezzül edip de konuya eğildikleri takdirde belki birşeyler öğrenebiliriz...

        Diğer Yazılar