Komşuluk sizlere ömür...
%72 içki içen komşu istemiyormuş. Acaba kimsenin aklına içmenin türüne bağlı diye bir cevap gelmedi mi, geldi de ankete mi tekabül etmedi? Tepki duyulan "efendi gibi içmeyi bilmeyen" gece yarısı eve nara atarak gelen ve apartman boşluğuna tüm bilinçdışını kusan "kader içicileri" mi, yoksa Rutkay Aziz sesiyle "her akşam bir kadeh şarap alırım, hah hah haaa..." diye konuşan ve içmeyi sınıfsal bir ayrıcalık, ilerlemenin ve medeniyetin sembolü olarak dayatan "sosyal içiciler" mi? Bunlar cevapların analizi açısından önem teşkil eden ayrımlar. "Mahalle" kavramının olduğu dönemlerde, içenin bir derdi olduğu varsaydırdı ve mahalle de ona şefkat duyardı, en hafif ihtimalle onu eğlenceli bulurdu. Toplum olarak ilk gruptan ikrah getirmeye durduysak, hem merhametimizi yitiriyoruz hem de sıkıcı bir toplum oluyoruz demektir. Şahsen yekdiğerine "içiyor olmaklığı" ile hava atmayan bir komşuyla ne gibi dertler yaşanır ki, bu oran bu kadar bu denli yüksektir, hiçbir fikrim yok.
%52 Hıristiyan komşu istemiyormuş... Beni en çok şaşırtan veri... Tüm saftoronluğumla "niye ki?" diye sormak isterim. "Hollyvvood filmlerinin cenaze töreni sahnelerinde rahibin okuduğu kısımlar nereden abi?" gibi mevzularda güzel güzel konuşmak var iken? Son kertede, komşuluk yapıp yapmamak o kişinin nasıl bir Hıristiyan olduğuna bağlı değil midir? Acaba denekleri rahatsız eden Batı dünyası ile Hıristiyanlık ortak paydası üzerinden bağ kurmuş, dolayısıyla lokal değerlere oranla fazla Batılı bir hayat tarzı yaşayan ve aslında hiç de dindar olmayan Hıristiyanlar mıdır?
%64 Yahudi komşu istemiyormuş... Bu topraklarda Müslümanlar ile Yahudiler'in ilişkisi mesafeli bir saygı ekseninde gelişti ve ilerledi hep. Ama araya "siyonizm" ve "Filistin" girdi; dolayısıyla bu veri anlaşılır. Öte yandan benzer bir soru Yahudiler'e sorulduğunda elde edilecek cevapların daha barışçıl ve hoşgörülü olacağını da hiç sanmıyorum. Dindar bir Müslüman, dindar bir Yahudi'nin doğal "ötekisi"dir zira. Yine de cevap, nasıl bir Yahudi olduğuna bağlı, şeklinde olacaktır benim için. Doğrusu Museviliğin ritüellerine göre yaşayan iyi huylu bir Yahudi komşum olmasını arzu ederdim; İslam'a ait sandığımız birçok edim, kural, kaide ve alışkanlığın ne kadarının Musevilikten geldiğini takip ve tesbit edebilmek için eşsiz bir kaynak olurdu.
%26'sı başka bir ırk veya renkten komşu istemiyormuş. Yuh artık. Renk de insana batar mıymış kardeşim. Kunta Kinte diye ölen, Shogun diye çıldıran bir halk ne zaman "beyaz adam" refleksleri gösterir hale geldi? Değil komşu, bir Japon gelinimiz olsun -origami yapalım-; aileye bir Afrikalı girsin -wodoo büyüsü öğrenelim-şeklindeki tüm çabalarım hüsrana uğradığı için halen bizarım.
%43 Amerikalı bir aile ile komşuluk etmek istemiyormuş...
Cevabım şu: "Nasıl bir Amerikalı olduğuna bağlı" "Dünyaya çok ezivet ettik, Bush yönetimi imajımızı mahvetti" kıvamında "mahcup" bir Amerikalı komşu tadından yenmez diye düşünüyorum.
MAHALLE-SİZ BASKI
Söz konusu anketin, komşuluk ile ilgili kısmına bakarak fark ettiğim şey şu: Asıl tepki, Batılı hayat tarzlarına, gerek kültürel gerekse siyasi olarak Batı ile özdeşleşmiş kodlara, (içki içen komşu ya da Amerikalı, Yahudi, Hıristiyan komşu istememe örneklerinde olduğu gibi)
Fakat Batılılaşmayı, komşuluğu öldürmek noktasında yakalamış olduğumuz da bir gerçek.
*
Oysa peygamber, "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir" derken, git bak bakalım içkici mi, Hıristiyan mı diye sormuyor; bağlamı, "komşuluk" üzerine inşa ediyor.
Belki taassuptan belki de modernlikten gerçek şu ki insanların diğerine tahammül işi düşmüş vaziyette. Komşuluğun kılı kırk yaran filtrelere muhtaç hale gelmesi, "mahalle" kavramının da sonudur. Bu kadar ötekileştirici tutumlarla mahalle olunmaz, site hayatı kurulur. Dolayısıyla aslında, mahalle baskısı teorik zeminini yitirmiştir. Çünkü "baskı" meşruiyetini yekdiğerini sahiplenme, hemcinsin için kaygılanma, kendini ondan mes'ul hissetme gibi hasletlerden alır. O halde bir baskı varsa bu mahalle baskısı değil, mahalle-siz baskıdır ki herhalde yeni bir durumdur söz konusu olan...