Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BENİM minik iddiasız kırmızı arabam öteden beri insanlara batmıştır. Şimdi ise göz çıkarıyor. Artık "Alman arabası azizim bu, sağlam olur" deyişlerim de, "ama bu arabada ev yapımı mp3 CDlerimi çalabiliyorum baaaak"savunmalarım da kimseyi kesmiyor. "İş değiştirmeyi biliyorsun, ama aldığın maaşın hakkını veremiyorsun" eleştirisi en çok araba konusunda yoğunlaşıyor. Haksız da değiller. Bizim araba frene basıldığını iki üç saniye sonra algılıyor. Hem dizel hem yarı otomatik vites olunca 1.3 motor naapsın? Hantal, şişman ve astımlı bir yeniyetme gibi. Dik yokuşta boğuluyor, gazı verdiğin zaman durmak bilmiyor. Birlikte çok dengesiz, çok nevrotik günler geçirdik; ama anılara saygının da bir sınırı var. Lakin arabanı değiştireceksen buna değmeli, ancak değecek diye de çamlar devrilmemeli. Zira "başörtülü kadın" ve "araba" epeydir, son derece "siyasi" bir ikili...

        OTOMOBİLİN "SİYASALLAŞMASI"!

        "Günümüzde" trafik, cinsiyetçi, sınıfçı ve hatta siyasi çatışmaların tam gaz slalom yaptığı eşsiz bir arena... Araban küçük diye sıkıştırılırsın, "direksiyonda kadın var" diye sıkıştırılırsın. Lüks arabaya binmişsen durum vahim. Normal şartlarda Volvo'ya, Audi'ye, BMW'ye, yüzyıllık eziklikle yol verenler, sürücü kadın olduğunda epey tereddüte düşerler. Ama bir de başörtülüysen... Şenlik var demektir. Bu dönem, ailesi üç kuşaktır varlıklı olan başörtülü kadınların bile lüks arabaları nedeniyle hudutsuz hakarete uğradıkları bir dönem. "Senin altına o arabayı verenin..." ile başlayan sövgülerin sahipleri de genellikle lüks araba sahipleri. Ak Parti iktidarından memnun olmayanların öfkelerini ilk elden ve dolaysız boşaltabildikleri bir yer trafik, öfkenin yönü ise pek tabii iyi arabalara binmiş başörtülü kadınlar. Jip ve başörtüsü ikilisinin, Mehmet Bekaroğlu'nun muhteşem çıkışından sonra zaten yatacak yeri yok. Artık havayı o kadar çok kirletmeyen ve nispeten uygun fiyata satılan jip görünümlü arabalar bile (Honda CRV'ler mesela) direksiyonda bir başörtülü varsa, nahoş bir izlenim bırakıyor. Ha Mercedes'e binmiş Abdullah Çatlı, ha jipe binmiş başörtülü.

        TESETTÜRLÜ KADIN İÇİN ARABA KRİTERLERİ

        Bu arada, epeydir merak ediyorum, Bekaroğlu hangi arabaya biniyor ve bize bir araba markası/modeli tavsiye edebilir mi? Sahi, hangi arabayı kullanırsak acaba, durum toplumsal barışımız, hukuk savaşımız, siyasi mücadelemiz, Weberyen sürtüşmelerimiz, Marksist çatışmalarımız ve dini hassasiyetlerimiz açısından sakıncalı durumlara sebebiyet vermez, sorun yaratmaz? Hangi arabaya binersek, bugün arabayı değiştir diyenler yarın arkamızdan "bizimkiler de çok olmaya başladı" diye konuşmaz? Hangi arabaya binersek cumhuriyetin değerleri diyen ve Bentley kullanan adamlar tarafından "işte bunlar memleketi yedi bitirdi" gibi suizanlara maruz kalmayız? Ve bir de böyle bir araba varsa eğer, rahat mıdır aynı zamanda, kullanışlı mıdır? Tablo ortada, şartlar şöyle: 1) Çevrecilikten mütevellit kaygılara riayet edilmeli, havayı en az kirleten arabalardan olmalı. 2) Cinsiyetçi tutumlardan ileri gelen tehlikeler bertaraf edilmeli. Çok küçük araba seçilmemeli. (zira ümmeti müsliminin hatunlarında sıkıştıran, yol çalan ve önüne atlamana izin vermediğin zaman küfreden adamlara sabretme limiti dolmuştur. O orta parmak çıkmak üzeredir. Hürriyet'e haber olmak, "Tesettür vandalizmi! Başörtülü kadınlar trafikte hareket çekiyor" diyesi manşetlere çekilmek an meselesidir) 3) Sınıfsal durumlardan mütevellit hezeyanları ayaklandırmaman, çok gösterişli, mesela orta sınıf olsa bile sarı renkte bir araba kullanılmamalı. 4) Dindarlıktan mütevellit hassasiyetlere riayet edilmeli, maliyette aşırıya kaçmamalı. Bekaroğlu kriterlerine uygunluk aranmalı. (Hem, "altından yel geçen alete o kadar para verilmez" demiş eskiler.) 5) Güvenlik dikkate alınmalı. Sağlam olmalı, kaza anında cızlamı çekmemeli. Otomatik vites de şart. Çoluk çocuk taşıyoruz o arabalarda. 6) Estetik kaygılar da var. Araba dediğin görüntü itibariyle insanı germemeli, küt burunlu alık alık bakan arabaları değil, sivri burunlu çekik gözlüleri seviyoruz. 7) Şahsi kriterim: Mutlak surette mp3 CD çalabilmeli. istanbul trafiğinde delirmemenin yolu en "hip"lerden, en "goldies"lerden ve en sevdiklerinden oluşan karma CDler hazırlamaktır. İmkânı olmayan sesli kitaplara takılabilir. Sun roof gereksiz, klima yeter. O kadar da kalenderiz, ne navigasyon sistemi diyoruz, ne park sensörü... Fakat o da ne? Sanırım tüm bu kaygıların, kriterlerin hepsine uygun bir araba markası ve modeli yok... Sonuç: Arabayı değiştirmek hiç kolay değil. Değiştirsen, değiştirdiğine değmiyor, değecek olanı da deviriyor. Bazen şu tepemizdeki adamlar tuttukları işlerde yukarıdaki kriterlerin yarısının üzerinde düşünmüş olsalardı, şüyuu vukuundan beter "imajlar" vermeselerdi, bugün ben bu kadar çok düşünmek zorunda kalmazdım diyorum. Beni minik astımlı arabamla gömün...

        Diğer Yazılar