Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YÜZ, insanın afişe olmuş fakat hâlâ tam olarak çözülememiş sırlarından biri. BBC için yapılmış ve ülkemizde Tiglon tarafından yayımlanmış "İnsan Yüzü" adlı belgeselin yalancısıyım. Yapılan araştırmalara göre ilk tanışmalar ve karşılaşmalarda insan, karşısındakinin yüz ifadesini alıp taklit ederek geri yansıtıyor; görüşmenin devamı, ilk saniyede takındığınız ifadenin gülümseme mi, somurtma mı olduğuna bağlı.

        Belgesel, "gülme terapileri" adı verilen bazı etkinliklere yer vermiş. İnsanlar, terapiyi idare eden kişinin bir komutuyla sahte kahkahalar atmaya başlıyor ve devamında bu mutlaka hakiki bir neşeye dönüşüyor. Çünkü mutluluk hormonunu tetikleyen salgılar, kendinizi zorlayarak güldüğünüz anlarda da, içinizden gelerek gülüyormuşsunuz gibi salgılanıyor. Taklidi neşe, tahkiki neşeyi getiriyor yani.

        "Gülümseme" sadece insanın bireysel mutluluğunun değil, çoğul insan topluluklarının mutluluğunun da anahtarı olabilir mi?

        Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan yüz bin insanın beyaz fon önünde verdiği "gülümsemeyi" fotoğraflamayı amaçlayan "Yüzbinyüz" projesi ekibine göre, evet öyle.

        PARİS'TE TÜRKİYE, MOSKOVA'DA KAHİRE

        "Yüzbinyüz" ekibi her coğrafyadan, her meslek grubundan, her renkten, her dinden, her anlayıştan insanın gülümseyen fotoğraflarından oluşan bir "aile albümü" için yola çıkmış vaziyette. Ama asıl planlanan, o albümü oluşturan parçaların yine birbirinden çok farklı coğrafyalara yayılması, sergilenmesi. Paris'in göbeğine Türkiyeli bir itfaiyecinin, gazetecinin ya da Cem Yılmaz'ın gülümseyen yüzünü; Moskova'nın orta yerine Kahireli bir ailenin, Dubaili bir öğretmenin gülümsemesini yerleştirmenin "iyi bir tanışma" olduğunu düşünüyorlar. Çünkü dünya küçüldü ama tanışma mesafeleri kısalmadı. İnsanlık dirsek dirseğe geldi, burun buruna geldi, ama hâlâ "yüz yüze" temas yeterince sağlanabilmiş değil.

        Araya statüler, hiyerarşiler ve kimlikler karışıyor.

        Hayatımızı başıboşluktan ve anlamsızlıktan kurtardığı için sarıldığımız kimliklerimiz, kimi zaman o güçte olmadıkları için, kimi zaman da yaptığımız eksik okumalar yüzünden yanıltıcı sonuçlar veriyor. Milliyetlerimiz, vatan sevgimiz, kültürel kodlarımızla hakikatin bir bölümünü aydınlatabiliyoruz. Fakat gözümüz o kadar çok kamaşıyor ki, aydınlanmayan bölüm iyiden iyiye karanlıkta kalıyor. Diğer insanları ve insanlık hallerini göremez oluyoruz. Hatta soğuyoruz ondan. Kendi varlık algımıza anlam temin eden şeyi; Türk olmayı, Fransız olmayı, Musevi olmayı, Müslüman olmayı, erkek olmayı, zengin olmayı, Batılı "gibi" olmayı, mütesettir olmayı, Kemalist olmayı yahut bilmem hangi tarikatın müntesibi olmayı, o kadar yüceltiyoruz ki, bunun dışında kalan ister istemez "yabancı" oluyor. "Yabancı"nın dezavantajı bizi ilgilendirmemeye başlıyor, giderek, güvenliğimizin "yabancı"nın gitmesine, yok olmasına bağlı olduğunu bile düşünür hale geliyoruz.

        Birilerinin çıkıp, bir şeyleri hatırlatması gerekiyor o noktada. İnsanlık dediğimiz şeyin bölünemeyen en temel unsurunun, en hakiki ortak paydasının "insan" olduğu gerçeğini hatırlatması. Bu hatırlatma kulağa hiç zekice gelmiyor, ama kalbi yakalıyor işte. Kurumlara olmuyor bu, insana oluyor.

        Yüzbinyüz ekibi gönüllü olarak çıktıkları ve kimseden parasal herhangi bir talepte bulunmadan sürdürdükleri bu işte, tek tek pek çok insanı heyecanlandırsalar da lojistik destek vermesi gereken kurumlarımızı, komisyonlarımızı, ajanslarımızı henüz yeterince etkileyebilmiş değiller.

        Şimdiye kadar 7 bin insan yüzünü fotoğraflamış olan ekip, kimseye gönül koymadan işine devam ediyor. Bakalım dervişane söylemlerle atıldıkları bu devrimci yolculukta, kendisine "yabancı" icat etmeye teşne hale gelmiş ruhlarımızı "gülümseme"nin yakınlık ima eden parantezine almayı başarabilecekler mi? İşin hoş tarafı, bu sorunun cevabı evet olanları da hayır olanları da "gülümsetecek" olması.

        Not: Merak edenler, ekibin 29 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında İstanbul Kadir Has Üniversitesi D Blok'ta ziyaret edilebilecek "İnsanbul" sergisini kaçırmasın.

        Diğer Yazılar