ÜLKEMİZDE üniversiteye girişte, genel adı Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) olan merkezi bir sınav sistemi uygulanıyor.

1974 yılından beri uygulanan ÖSYS’de yapılan değişikliklere kısa bir göz atalım:

- ÖSYS, 1974 ve 1975 yıllarında, aynı gün sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki ayrı oturumda yapıldı.

- 1976-1980 yılları arasında, aynı günde ve tek oturumda yapıldı.

- 1981-1998 yılları arasında, ÖSS ve ÖYS olmak üzere iki basamaklı sınav haline getirildi. Öğrencilere ilk basamakta sözel ve sayısal olmak üzere toplam 172, ikinci basamakta ise toplamda 326 soru soruluyordu. 105 puanı geçen önlisans, 120 puanı geçen de lisans programlarına yerleşme hakkı kazanıyordu.

- 1999 yılında bu sınavlardan ikinci basamak kaldırıldı, tek basamaklı ÖSS aynı kaldı, sözel ve sayısal toplam soru sayısı 176’ya çıktı. Ancak lise müfredatı esas alındı ve Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) da hesaplanmaya (alan içi 0.5; alan dışı 0.2) başlandı. Lisans ve önlisans giriş puanları değiştirilmedi.

- 2002’de önlisans programlarına ilgili alanlarından mezun olan öğrenciler sınavsız geçiş yapmaya başladı.

- 2003’te baraj puanları değişti ve 4 puan türüne çıktı. Test puanlarının hesaplanmasındaki katsayılar değişti; önlisans programları için 160, lisans programları için 185 puan şartı getirildi. Ayrıca OBP katsayısı ve hesaplama yöntemi değişti.

- 2006 yılında, tek sınav iki bölüm halinde uygulanmaya başlandı. Bir bölümünde temel yeterlilikler, diğerinde ise lise müfredatına uygun sorular soruldu.

- 2010’da iki aşamalı sınava geçildi: YGS ve LYS. YGS temel yeterlilikleri ölçüyordu, LYS ise ayrı tarihlerde yapılan 4 ayrı sınav olarak uygulandı.

- 2012 yılında çıkarılan bir kanunla, OBP’nin değeri ve hesaplanma yöntemi değiştirildi.

Bütün bu değişikliklerin çok ilginç iki ortak yanı var: Birincisi, bu değişikliklerin hepsinin gerekçeleri ve amaçları aynı. İkincisi ise hiçbirinin bekleneni vermemiş olması.

YENİ SİSTEM

YÖK, üniversiteye giriş sınav sistemini geçen hafta tekrar değiştirdi. İki ayrı zaman diliminde yapılan YGS ve LYS gitti, yerine YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) geldi.

Yeni sınav tek zaman diliminde ve bir günde iki oturum halinde yapılacak.

Bütün adayların girmesi zorunlu olan ilk oturumda, Türkçe ve temel matematik sorularından oluşan Temel Yeterlilik Testi (TYT) yapılacak. Bu test 40 adet Türkçe ve 40 adet matematik sorusundan oluşacak ve geçtiğimiz senelerde olduğu gibi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak müfredatından hazırlanacak.

Öğleden sonraki ikinci oturumda ise Türk dili ve edebiyatı-coğrafya, sosyal bilimler, matematik ve fen bilimleri olmak üzere 4 test yer alacak. Bu testlerdeki sorular ortaöğretim (lise) müfredatına dayalı olacak.

Temel yeterlilik testi puanının en az 150 olması gerekiyor. Temel yeterlilik puanı 180 ve üzerinde olanlar ise lisans programlarına yerleştirilecek.

GEREKÇE VE AMAÇ DEĞİŞMEDİ

Kısaca sınav tek günde iki bölüm halinde yapılacak, test soruları ve puan türleri azaltıldı. Sürpriz yenilik ise temel yeterlilik puanı 200’ün üzerinde olan aday, puanını bir sonraki yıl için de kullanabilecek.

Böylece, 2010’da iki sınav uygulamasına geçilirken kullanılan gerekçeler ve amaçlarla tekrar tek sınav sistemine dönülmüş oldu.

Sınav sisteminin adı, süresi ve soru sayısı değişti ama temel felsefesi, yaklaşım tarzı ve misyonu değişmedi. Ancak yine de tek sınav sistemine dönülmesinin ve özellikle 200 puan ve üstünün 2 yıl süreyle geçerli olmasının, çok olumlu kararlar olduğu belirtelim.

Yıllardan beri ister tek ister iki sınav olsun, öğrencilerin seçilip sıralandığı ve istediği programlara girebilmek için yarıştığı bu sınavların, toplum ve öğrenciler üzerinde yaptığı baskıyı azaltmayacağı da bilinmelidir.

Bu gerginliği bir nebze olsun azaltmanın tek yolu, aynı sınavı yılda en az 3-4 kez tekrar etmek, alınan puanların geçerliliğini 2-3 yıla çıkarmak ve öğrencinin aldığı en yüksek puanı kabul etmektir. TOEFL benzeri bu yöntem için soru bankası oluşturulması ve sınav sorularının kamuoyu ile paylaşılmaması gerekir.

Soru sayısının azaltılması ve sayısal, sözel puanların hesaplanmasında birbirlerine katkısının olmaması, hem öğrencilerin şansını hem de başarı ölçümünün geçerliliğini tartışmalı hale getirecektir. Ayrıca taban puanların düşürülmesi gerekebilir.

Puan türlerinin çok fazla olması sistemin anlaşılmasını zorlaştırıyordu. Ancak puan türünün 4’e düşürülmesi de çok sayıdaki lisans programlarının beklediği uygun öğrenciyi seçme imkânını vermeyebilir. Bu husus da göz önünde tutulmalıdır.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!