Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Galatasaray'ın dün gece puan kaybetmesi Fenerbahçe'yi bu sezon ilk defa 'kaybedecek hiçbir şeyimiz yok' psikolojisinden çıkarmıştı. Artık Fenerbahçe'nin de kaybedebileceği bir şey vardı. Bu ortamda ne gördük sahada?

        İlk yarı boyunca oyun üstünlüğünü rakibe vermemek üzere programlanmış iki takım izledik. Altını çiziyorum. Oyun üstünlüğü almaya çalışan değil, rakibe üstünlüğü vermemeye çalışan iki takım seyrettik. Fenerbahçe'nin sıklet üstünlüğünü bir kenara koyduğumuzda dengeli bir ilk yarı izlediğimizi söyleyebiliriz. İki takımın da atak olgunlaştırmakta zorlandığı bir ilk yarı oldu. Buna karşın konuk takımın atak üstünlüğünü aldığını gördük. Alex'in olağan performansının uzağında görünmesi Fenerbahçe'nin atak olgunlaştırmasını olumsuz etkiledi. Ev sahibi Beşiktaş ise devre sonuna kadar kaleye gitmekte zorlandı. Buna rağmen devre sonunda Quaresma'nın net gol pasını Almeida değerlendirdi ve ev sahibi devreyi önde kapadı. Fenerbahçe savunması yediği bu golde kaleye fazla gömülerek Quaresma'ya gol pası, Almeida'ya da gol vuruşu imkanı yarattı.

        İkinci yarıya baskılı başladı Fenerbahçe. Özellikle devrenin ilk 15 dakikasında belirgin bir baskısı vardı konuk takımın. Neden gelmedi gol?

        Fenerbahçe gerçekten de belli bölümlerde baskı oluşturdu. Ancak baskı kurduğu dakikalarda fırsatları netleştirmekte zorlandığını gördük. Bunun bir nedeni Beşiktaş'ın çok adamla savunma yapması ve rakibe alan bırakmamasıydı. Diğeri de böyle savunmaları açmanın yolu olan 1 'e 1 oyunların Fenerbahçe tarafından denenmesiydi. Konuk takım baskı kurduğu devre başında Baroni'nin yakaladığı fırsat dışında net gol fırsatı oluşturamadı. Özellikle o bölümde Stoch daha fazla topla buluşturulabilirdi. 1'e 1 oynayabilen ilk oyuncusundan yeteri kadar yararlanamadı konuk takım. Oysa Stoch kalabalık savunmayı açabilecek etkiyi yapabilirdi. Devrenin ilk 15 dakikası bittiğinde Fenerbahçe'nin kurduğu baskıya rağmen bir net fırsat yakaladığını, Beşiktaş'ın ise Veli ve Almeida ile iki net gol fırsatı yakaladığını gördük.

        60. dakikada biri zorunlu olmak üzere 2 değişiklik yaptı Aykut Kocaman. Kalan yarım saatte bu değişiklikler işe yaramamış olmalı ki 'istekli ama etkisiz' bir Fenerbahçe seyrettik. Doğru mu?

        Doğru. Son yarım saatte istekli ama etkisizdi Fenerbahçe. Bunu değişikliklere bağlarsak hocaya haksızlık etmiş oluruz. Zaten Gökhan sakatlandığı için çıkmak zorunda kaldı. Emre ve Özer'in orta sahadaki varlığı teoride topu Fenerbahçe'de bırakacak bir değişiklikti. Özer'in bire bir oynama isteği de antrenör tercihine gerekçe oluşturur. Değişikliklerde sorun yoktu. Sorun Alex'in sakatlık etkisinden kurtulmamış olması nedeniyle optimal performansla oynamamasıdır. Bir diğeri Semih'in aldığı topları etkili kullanamaması. Semih haftalarca 18 dışında kalmış bir oyuncu. Haliyle asıl gücünden uzak. Teoride sahada olması doğru. Tüm takım yüzünü kaleye dönmüşse en az bir iki oyuncunun takımın kalanıyla yüz-yüze oynaması gerekir. Ancak uygulamada gerçekleşmemesinin nedeni Aykut hocanın yanlışı değil, performans sorunudur. Bu sezon ilk defa 'kaybedecek bir şeyi varken' çıktı sahaya Fenerbahçe. Böyle sıkıntılı bir sezonda bu yükü taşımak kolay değildir. Performansın önüne konan psikolojik bir engeldir bu. Önemlidir de.

        Son yarım saatte Beşiktaş'ın daha etkili oynadığını gördük.

        Evet. Fenerbahçe'nin tam anlamıyla organize olmadan yüklenmesi Beşiktaş'a çok boş saha bıraktı. Çok sayıda atak ve azımsanmayacak sayıda gol fırsatı izledik ev sahibinden. Ancak sakatlığı henüz geçmemiş olmasına karşın Volkan Demirel'in harikulade oynadığını gördük tekrar. İnanılmaz formda ve özverisiyle fark yarattı sahada.

        Maçın yıldızı?

        Takımı kaybetti ama Volkan fedakarlığı, cesareti ve kurtarışlarıyla benim aklıma gelen ilk oyuncudur.

        Diğer Yazılar