Azerbaycan, Türkiye olur mu?
BİZ bize benzeriz. Başkasından gelse canımız pahasına karşı koyacağımız şeylere bile bizden gelince boyun eğeriz. Boyun eğdiğimiz devlet, boyun eğdiren ise devlete biçtiğimiz kutsallıktır çoğu zaman.
Lakin devletten gelenin sineye çekilmesinin de bir sınırı bulunur. Devletin tüm dokunulmazlığı, kutsallığı en az kendisi kadar kutsal kabul ettiğimiz değerlere dokunmaya başlamasıyla sarsılmaya başlar.
Neyse lafı daha fazla uzatmadan meseleye gireyim. Halkın, devletinin kutsallığıyla çatışmaya başladığı, bize benzeyen ülke Azerbaycan.
Azeri halkının bugün içine düştüğü çatışmanın temelindeyse "Azerbaycan, Türkiye ya da İran olur mu" tartışması bulunuyor.
Azerbaycan, 1 ay önce üniversite öncesi okullarda başörtüsünü yasakladı.
Azerilerin bir kısmı yasaya şiddetle karşı çıkıyor. Geçen hafta tepkilerini göstermek ve "Azerbaycan, Türkiye olmasın" demek için Bakü'de sokaklara döküldüler. Coplanarak dağıtılan protestocu muhafazakârlar, sessiz kalınırsa Bakü'nün bundan aldığı cesaretle, Türkiye'deki gibi üniversitelerde de başörtüsünü yasaklayacağını öne sürüyor.
Bir de ılımlı Azeriler var. Bu kesim de "Bakın Türkiye yasakladı ama mesele içinden çıkılmaz bir hale geldi. Başörtüsü Türkiye'de toplumsal kutuplaşmanın simgesi haline geldi" diyor.
İran'ın nüfuzuna girmektense Türkiye'ye benzemeyi savunanlar ise iktidardaki Müsavat Partisi'nin taraftarları. "Ne pahasına olursa olsun modernleşme" diyor Müsavat.
Azerbaycan'dan benim objektifime yansıyan manzara bu yönde. Şimdi sıra geldi değerlendirmemize.
Bu tartışmanın yapılmakta olduğu ülke isviçre gibi bir ülke olsa "Tartışılsın, ziyanı yok" deyip geçebilirdim. Lakin söz konusu olan ülke Azerbaycan. Rejimini çevre ülkelere ihraç etmeyi gaye edinen komşusu Şii İran ile yakın mezhebi bağı olan Azerbaycan. Başörtüsü meselesi toplumsal kutuplaşmaya neden oldukça İran'ın Azerbaycan üzerindeki nüfuzu da artar. Korkarım ki bu kutuplaşma neticesinde de Azerbaycan, Türkiye'ye benzeyeyim derken İran oluverir.
Diğer taraftan Ermenistan ile her an sıcak bir savaşın içine sürüklenme tehlikesi de bulunan Azerbaycan, doğalgaz rezervleri de hesaba katıldığında birçok açıdan "hassas dengeler üzerinde duran bir madeni" andırıyor. Bu dengeyi sağlayan ise Azeri halkının birlik ve beraberliğinden başka bir şey değil. Bunun için bu ruhun korunması şart.
Üstelik bu ruha dokunmadan da reformlar yapılabilir. Yeter ki Azeri yönetimi, Türkiye'nin hatalarından ders çıkarmayı becerebilsin. Tamam kadınların daha özgür olduğu bir toplum yaratma gayesi alkışlanacak bir vizyon. Lakin önce eğitimden başlasınlar derim. Zira halka mal edilmeyen değişimlerin geçici olduğu ortada, inanmıyorlarsa şekil A'daki Türkiye veya B'deki İran örneklerine bir kez daha dikkatle baksınlar.
Sansürcü Twitter
CÜMLE âlem Wikileaks'i konuşuyor. İçinde Wikileaks kelimesi geçen yüzlerce mesaj saniye saniye Twitter'da. Lakin gelin görün ki Wikileaks kelimesi bir kez bile Twitter'da çok konuşulan mevzular yani "trending topics" listesine giremiyor. ABD'nin direktifiyle uygulanan bu sansürden çıkardığımız dersler nelermiş sıralayalım o zaman.
1. ABD, interneti bir dış politika silahı olarak görüyormuş.
2. Çin kendi Twitter'ını, Google'ını kurmakta haksız değilmiş.
3. Türkiye'nin de ülke bazında Twitter ile rekabet edebilecek milli bir Twitter'a ihtiyacı varmış.
4. En önemlisi, gelecekte güçlü olmak istiyorsa Türkiye'nin de kendi Silikon Vadisi'ni kurması gerekiyormuş.