Kaddafi'yi hangi Libyalılar öldürdü?
HADİ filmi biraz geriye saralım. Kaddafi bir kanalizasyon borusunda saklanırken Libyalı devrimciler tarafından yakalanıyor. Yapmayın, etmeyin, ayıptır, günahtır falan diyor ama nafile. Libyalı genç isyancılar tarafından feci şekilde dövülüyor. Herkes silahlı. Lakin garip bir şekilde kimse oracıkta çekip vurmuyor da. Birkaçı, dövenleri engellemeye bile çalışıyor. Bir süre böyle yerlerde yaka paça sürüklendikten sonra da bir araca atılıp olay yerinden kaçırılıyor. Ve kameralar kararıyor.
Bundan sonra ekranlara yansıyan görüntülerdeyse Kaddafi'nin cesedi var artık. Dirisine çektirilen ıstırabın bir başka şekli de ölüsüne çektiriliyor. Soğuk hava deposunda teşhir ediliyor cesedi, neyse ki 6 günün nihayetinde gömülüyor. Bu finalle Kaddafi'nin nezdinde bütün insanlığa çektirilen eziyet biraz olsun dindi.
Manzara fazla söze gerek bırakmıyor aslında. Günlerce ceset görmek zorunda kaldık. Yakalandığı ana ilişkin videolarda cabası. Ajans sıralarına düşen öyle bir fotoğraf vardı ki, görünce insanlığımdan utandım desem abartmış olmam sanırım. Söz konusu bu görüntüde Kaddafi'ye neler yapıldığını yazmak dahi istemiyorum.
Neyse tüm bunlar ekranlara yansıyanlar. Haliyle yapılan analizler de bu görüntülerin ürünü. Kimse yeni Libya'nın evrensel insani değerlere vereceği önem açısından fazla umutlu olamıyor. Kaddafi'yi işkenceyle öldüren ve yeni dönemde İslam'a uygun bir yönetim sistemi inşa edeceğini ilan edenlerden fazla bir şey beklenmemeli deniyor.
Lakin ben bu kanaatte değilim. Libya toplumunu bir arada tutabilecek yegâne tutkal olan İslam'ı rehber edinmelerinde hiçbir beis görmüyorum. Din-siyaset ilişkisinin farklı şekilleri var, hangisini tercih edeceklerini bekleyip görmek gerekiyor.
Kaddafi'yi işkenceyle öldürenlerin de Libya'nın yeni sahipleri olduğuna inanmıyorum. Zira kamera arkasında yaşananlar, işin görünenden çok farklı olabileceğine işaret ediyor. Kaddafi'yi işkenceyle öldürenler, kuvvetle muhtemel Fransa ve İngiltere istihbaratları için çalışan Libyalı ajanlar. Libya'nın 200 milyar dolarına çöreklenenler, Kaddafi'nin mahkemede gerçekleri açıklayarak "Batı'nın çıkarlarına zarar vermesini" engellediler. Filmin sonunu belirleyen de bu hesaplar oldu. Ayrıntılarda bu iddiayı destekliyor.
Bir kere Kaddafi'nin yerini tespit edip saldırıya geçen Libyalı isyancılar değildi. Batılı istihbarat örgütleri, Kaddafi'nin saklandığı yeri iki hafta önceden öğrendiler. Ölene kadar da her hareketini adım adım izlediler. Ajanlar Kaddafi'yi izlerken, efendileri de Paris ve VVashington'da yaptıkları toplantılarda şu sorunun cevabını aradılar: "Kaddafi'nin hangi hali, ölüsü mü yoksa dirisi mi Batı'nın işine yarayacaktı?"
Neticede ölüsünde karar kılındı. Ve devrik liderin konvoyu bu karar doğrultusunda Fransız uçaklarınca bombalandı. Kaddafi bombalamadan kurtulunca yaşananları izledik. Lakin izlediklerimiz Kaddafi'nin Libyalı isyancılar tarafından öldürüldüğünü doğrulamıyor. Yüzü gözü kanlar içinde olsa da Kaddafi araca bindirilene kadar konuşup hareket edebilir halde.
Ne olduysa sonra oluyor. Kaddafi başından vurularak öldürülüyor. İşte bu noktada aylardır Libya'da Kaddafi'nin izini süren İngiltere ve Fransa ajanı Libyalılar geliyor aklıma. Batı basınına yansıyan haberlerde bu şahısların isyancılar gibi giyindiği ve ajan olduklarını anlamanın imkânsız olduğu yazılıp çizildi. Şimdi ben de haliyle merak ediyor ve soruyorum: İki hafta önceden hazırlığı yapılan operasyon için Paris'ten düğmeye basılırken o ajanlar neredeydi? Kaddafi'yi yaka paça sürükleyen, döven, işkence edenler 'isyancı görünümlü' Fransa ve İngiltere ajanı Libyalılar mıydı yoksa?