Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Birlikte bir haftayı geride bıraktık.

        Haberturk.com'da taze bir yazarım malumunuz.

        Desteğiniz ve mesajlarınız için teşekkürler.

        Ben şöyle yapalım diyorum, bundan sonra her Cumartesi günü köşeyi sizin mesajlarınıza açalım.

        Siz yazın, ben yanıt vereyim.

        İşte başlıyoruz, Ankara'dan M. Ferzan AŞIK yazıyor. Neden? başlıklı yazı için.

        "Öncelikle teşekkür ediyorum Özlem hanım size bu duyarlılığınız, çuvaldızı önce kendinize batırabilme cesaretini medenice gösterebildiğiniz için... Ülkemizin geldiği bu günlerdeki toplumsal sıkıntılarda ve açmazlarda az veya çok ama sorumluluğu olduğunu düşünerek görsel medyamız ve yazılı medyamız da toparlamalı gerçekten kendini. Zaten eğitimlisinin bile yaptığından utanmadığı ülkemiz insanlarının davranış bozuklukları göstermesini ve değerlerini her geçen gün yitirerek hızla dibe gidişini izledikçe okudukça gerçekten üzülüyorum... ama bu seviye düşüklüğünün asli sahibi sadece toplumumuzun bireyleri olmamalı, kurum ve kuruluşlarımızın, okullarımızın, siyasi partilerimizin, velhasıl yaşama gayreti içinde olduğumuz nefes aldığımız her alanımızın inanılmaz bir sistemsizlik, yapılanma, ahlak bozukluğu içinde olduğu yadsınamaz bir gerçeğimiz... acı olanda çözümsüzlük inancının toplumdaki bireylere artık sirayet etmiş olmasında...

        sorumluluk sahibi ve yönetim kadroları pozisyonunda bulunarak çözüm merci olması gereken statüde yer alanların yetersizlikleri, beceriksizlikleri,etik değerlerden uzak oluşları ve inandırıcılıklarını kaybetmiş olmaları bu sürecin malesef sona ereceği günlerin yakınlığı konusunda tereddütlere düşürüyor ben ve benim gibi düşününleri... İnanın her geçen gün çürüyen böyle bir toplumda nefes almaktan bu olaylara şahit kalma zorunluluğunda oluşumdan nefret ediyorum, henüz bu yıl okula başlayan 7 yaşındaki kızımı bekleyen günleri düşündükçe ve her gece o uyurken başını okşadığımda ona bırakacağımız geleceğimize dair duyduğum ümitsizlikten kahroluyorum..."

        Sevgili Ferzan Aşık,,

        Her kelimenize katılıyorum.

        Sevgiler.

        *******

        Aynı yazıyla ilgili olarak sıra Almanya'dan Sevil OEZ'de.

        "Çok sayın Gürses,

        Ben Almanya'dan Sevil Oez.

        Birkaç gün önce Habertürk kanalında 17 aylık bebeğe koruyucu bir aile arandigini izledim.

        Acaba bebeğimize ona çok sevgi ve saygı verebilecek bir aile bulundu mu? Bilginiz var mı?"

        Sayın Oez,

        Bebeğimiz devlet koruması altında. Annesi ise cezaevinde. Yargılanma süreci bitmeden, dava sonuçlanmadan bebeğe bir aile bulunması hukuken imkansız.

        Bekleyip göreceğiz. Sevgiler.

        ******

        Bir başka mesaj, Mehmet TUNCEL'den.

        "Sevgili Özlem hanım,

        Habertürk"te yapmış olduğunuz programları ilgiyle seyrediyorum.

        Sizinle taban tabana zıt sayılabilecek bir dünya görüşüne sahip olmama rağmen bence ihtiyaç duyulan bir bakış açınız var.

        Günlük yazılarınızı gecikmiş bir çalışma olarak görüyorum. Nihayetinde başladınız.

        Allah utandırmasın... Canı gönülden başarılar diliyorum."

        Sevgili Mehmet Tuncel,

        Çok teşekkürler. Ayrıca taban tabana zıt olmamız bence harika. Farklı görüşler zenginleştirir.

        Desteğinizi bekliyorum.

        ******

        İsmail Kızıltaş ise "Ecevit Öldü" yazımı okuımuş Bakın ne diyor:

        "Selam,

        Gazeteler ve internet ten okudugum 100'e yakın yazarların yazılarının içinde , sizi birinci sıraya koydum ve teşekkür ettim. Beni etkileyen samimiyetiniz...

        Not: Lütfen Ali Saydam'a kendinizi ezdirmeyin, bu yazı sizin ne kadar güçlü, samimi ve çok iyi bir gözlemci olduğunuzu gösteriyor."

        Ali Saydam, işte budur!.. Duy artık kamuoyunun sesini.

        Şaka bir yana çok teşekkürler. Ali Saydam'la ilgili "gereği yapılacaktır"!

        *****

        Son mesaj ise bir soru içeriyor. Beni televizyonda da çok yakın takip eden bir okurdan, Hasan Kaplan'dan gelmiş.

        "Size bir şey sormak istiyorum: Bilim ve Tanrı yazınızda oğlunuzun adının Uzay olduğunu belirtmişsiniz, isim olarak Uzay pek de alışkın olmadığımız bir şey, nedeni nedir acaba?"

        Öncelikle Hasan Kaplan'a yakın ve devamlı desteği için bir özel teşekkür. Aynı soruyu başka okurlarım da soruyor. Uzay'ın isim babası, öz babası! Yani eşim. İkimiz de bu dünyanın ötesinde bir büyük gerçekliğe inandığımızdan, 2000'li çocukların başka bir gerçeğe ve çağa ait olduklarını düşündüğümüzden oğlumuzun ismi Uzay. Biz memnunuz ama umarım o da ilerde, "Ya, siz ne yapmışsınız böyle, ne Uzay'ı baba ya.." demez!!!

        ****

        Benden kurtuluş yok!

        Yarın da görüşeceğiz. İyi haftasonları.

        ozlemgurses@haberturk.com

        Diğer Yazılar