"Efendiler"
Geçen hafta Cuma gecesi "Bildiğin Gibi Değil"in konuğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan'dı.
10 Kasım'a denk gelen o Cuma sevgili ortağım Ali Saydam'la Sayın Saylan'ı ağırlamamız tesadüf değildi elbette.
Türkan Saylan da gündeme göre bir hazırlıkla gelmişti yayınımıza. ÇYDD üyelerinden eğitimci Gülsün Kaya'nın hazırladığı Nutuk yorumunu anlattı önce.Gülsün Kaya İ.Ü. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi bölümünde yüksek lisans çalışması yapmış bir Türkçe öğretmeni. Gülsün öğretmen tüm gençlerin kolaylıkla takip edebileceği bir Nutuk yayını hazırlarken bakın neyin peşine düşmüş. Onun yazdıklarından aktaralım:
Öteden beri "baylar" sözcüğünün, Nutuk'taki "efendiler" sözcüğü yerine kullanılması doğru mudur diye düşünürdüm.
Mustafa Kemal Atatürk "efendiler" derken bu ülkenin erkek yurttaşlarına mı seslenmiş?
Mustafa Kemal Atatürk, ülkenin yarısını oluşturan kadın yurttaşları önemsememiş mi?
Söylev'in sonundaki Gençliğe Sesleniş'te Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'i koruma ve kollama görevini erkek gençlere mi vermiş, kız gençlere güvenmemiş mi?
Gülsün Kaya işte bu soruyla başlamış araştırmaya. Yine kitaba dönelim:
Atatürk "efendiler" derken yalnızca "baylar" demek istemiş olamaz!
Peki, Türkçe'ye Yunanca'dan girmiş, "kendi kendini yönetebilen" anlamına gelen, dilimizde "öğrenim görmüş, saygıdeğer kişi" anlamlarının yanında "erkekler için seslenme sözcüğü" olarak da kullanılmış "efendi" sözcüğünün başka bir anlamı yok mu?
Ne derinlikli bir anlam. "Kendi kendini yönetebilen". Tam da Atatürk'e yakışan bir seçim değil mi? Gülsün Kaya savını bizzat Atatürk'ün sözleriyle kanıtlıyor:
Atatürk "efendiler" sözcüğünü hangi anlamda kullandığını çeşitli zamanlarda çeşitli yerlerde dile getirmiş. Bunlardan biri Büyük Söylev'ini vermesinden kısa süre önce 25 Ağustos 1927'de İnebolu'da yaptığı bir konuşma.
Bu konuşmada: "Efendiler! Bu hitap münasebetiyle ufak bir noktayı tekrar edeyim. "Efendiler" dediğim zaman başka bir yerde olduğu gibi burada da bunun medlulü ( gösterdiği, anlattığı ) hanımefendiler ve beyefendilerdir." diyor.
Atatürk "efendiler" sözcüğüyle hem kadınlara hem erkeklere, hem kız hem erkek gençlere seslenmiştir. Atatürk'ün "efendiler sözcüğünü, Türkçe'ye "baylar" biçiminde çevirmek doğru değildir!
Görüyorsunuz değil mi? Yıllardır "baylar" olduğunu zannettiğimiz bu hitabın altında ne manalar gizliymiş meğer. Atatürk "efendiler" derken "kendi kendini yönetebilen, öğrenim görmüş erkekler ve kadınları" kastediyormuş. Yani aslında on yıllar önce hayalini kurduğu ve hedefini gösterdiği çağdaş Türkiye'nin kadınlarını ve erkeklerini tek manada bir kelimede birleştirmiş. Nedir o mana : "kendi kendini yönetebilen".
Çetin Altan hergün yazıyor, olsun bir de ben yazayım. Türkiye, Birleşmiş Milletler'in 2006 yılı "İnsani Gelişme Endeksi"nde, yine Yunanistan'la, Kıbrıs Rum Devleti'nin 65 basamak altında. Endeksin oluşumunda kullanılan kriterleri de hatırlatalım: Çocuk ölümleri, ortalama yaşam süresi, eğitim ve kadın-erkek eşitliği..
Görünen o ki Atatürk'ün"efendiler" diye hitap ettiği biz değiliz.
"Kendi kendimizi yönetmek" konusundaki tercihimizin ne olduğunu görmek içinse 2007 Kasım'ını beklemek zorundayız.
Yarın yine buluşacağız.
Not: Yazıda sözü geçen öğretmen Gülsün Kaya'nın "Nutuk" çalışmasını Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden temin edebilirsiniz. Hem de 2 YTL'ye.
www.cydd.org ya da 0.212.252 44 33