Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Barcelona’da bir evsiz, elindeki kartona “Yardım edin” yazmış. İşte o el yazısı ‘font’a dönüştürüldü, satışa çıkarıldı, geliri de yine onun için kullanılacak...

Kimse sokaklarda uyumasın. Slogan bu. Evsizlere yardım amaçlı başlatılan bir proje. Zira Barcelona’da ortalama 3 bin evsiz insan var. 900’ü sokaklarda yatıp kalkıyor. Hani bizdeki gibi önlerinde bir karton olur, üstünde de yazılar yazar; “Açım, lütfen yardım edin.”, “Allah rızası için” gibi... Barcelona sokaklarındakilerse biraz farklı. Daha amaca yönelik, daha derin, daha vurucu... Mesela Francisco’nun kartonunda “Hepimiz bazen yardıma ihtiyaç duyarız” yazıyor. Ana Maria “Hiçbir şey iyi bir günaydın kadar yardım edemez” demiş. Jos é Luis ise “Hayallerim sizinkilerle aynı” yazmış. Juan Carlos “İnsanlara olan inancım dışında her şeyimi kaybettim” demiş. Miquel ise “Tahmin edemeyeceğiniz kadar korkunç” diye anlatıyor durumunu. Ancak umudu var. Elindeki kartonda “7 kere düştüysen kalk ve 8’inciyi dene” yazıyor.

Gelelim kampanyaya. İşte tüm bu kartondaki o yazı karakterleri; dijital ortamda fontlara dönüştürülüp satışa sunuluyor. Proje Arrels Derneği’ne ait. 1987’den beri faaliyet gösteriyor. 8 binden fazla evsize barınma, yeme-içme ve sağlık hizmetleri gibi desteklerde bulunmuşlar. Son çalışmaları “evsiz fontlar”ın geliri de yine evsizler için kullanılıyor. Projeye bireysel ya da kurumsal olarak katkıda bulunmak mümkün.

http://www.homelessfonts. org/ adresine girip fontlara bakabilirsiniz. Kişisel kullanımlar için 19 Euro, şirket için 290 Euro ödüyorsunuz; sonra o font sizin oluyor. Projeye katılan evsizlerden Miquel, yazısının hiç fena olmadığının farkında... “Sokakta bir gün; grafolog bir kız (yazıbilimci), yanıma geldi, kartonuma baktı ve yazımın deli ve deha karışımı bir adamın yazısı olduğunu söyledi” diye anlatıyor. Evsiz fontlar bir hayli ses getirdi. Ünlü bir şarap firması evsiz fontlardan birini şişelerin üzerindeki etiketlerde kullanmaya başlamış bile... Yazının sahibi Loraine adlı bir kadın... “Yazı karakterimin herhangi bir değeri olduğu bugüne kadar hiç aklıma gelmemişti. Meğer şişeleri süslemek için yeterince iyiymiş” diye anlatıyor. Bireysel olarak nasıl kullanabilirim diye sorarsanız; Twitter, Facebook gibi sosyal medya sitelerinde ya da whatsapp’daki yazı karakterinizi dönüştürebilirsiniz pekâlâ. Arrels Derneği’nin direktörü Chema Puig, evsizlerle yaptığı bu çalışmada izlenimlerini aktarmış: “Yeriniz yurdunuz belli olmasa da en azından bir köşeyi sahiplenmek istiyorsunuz. Aidiyet duygusu önemli. Biz evlerimizde kendimize nasıl bir alan yaratıyorsak, sokakta yaşayanların da kendilerine uygun buldukları bir yeri sahiplendiklerine şahit olduk. Bu bir tür kendini koruma şekli. Aslında kimse sizi görmüyor, kim olduğunuzu bilmiyor. Şu soruyu kendinize sormanızı istiyorum: Sokakta olsam nereye giderdim?

Bu güzel fikir şimdilik Barcelona’daki evsizleri kapsıyor ancak projenin destek ortaklarından Cyranoss McCann ajansının yöneticisi Laila Giliberts, dünyanın dört bir yanındaki evsizlere de ulaşmayı hedeflediklerini söylüyor. Malum; yazınız karakterinizle ilgili çok şey anlatır. Şimdi; o hep önünden geçip kimsenin dikkate almadığı yazıları inceleme vakti. Projenin sitesi vesilesiyle yazı sahiplerinin hikâyelerine de ulaşabiliyorsunuz. Ne tür yollardan geçmişler, kader nasıl ağlarını örmüş ve neden şu an sokaktalar... Aldıkları yanlış kararlar ve başlarına gelenlerden bahsetmekten imtinayla kaçınsalar da hepsinin sokakta öğrendikleri bir hayat dersi var.

PASAPORTU ÇALININCA SOKAKTA KALIYOR

Loraine, Londra’da doğmuş. İngiltere’de ne iş yapıyordu, ailesi var mıydı, buna dair bir bilgi paylaşmamış. Kendini sıradan, çalışkan ve sevecen biri olarak tanımlamış. “Ayın sonunda kirayı ödeyebilmek ve buzdolabını dolu tutmanın ötesinde beni endişelendiren pek bir şey yoktu hayatımda” diyor. Barcelona ise 2009 yılına kadar hep tatil için geldiği bir yer. Son gelişinde pasaportu çalınıyor. Üstelik bunu yapan her kimse pasaportu kullanarak yasadışı öyle çok işe bulaşıyor ki Loraine İngiltere’deki herhangi bir kuruluştan yardım alamıyor. Ve sonucunda Loraine, Barcelona’da evsiz kalıyor. Tanıdığı kimse de yok. Bir şekilde tutunması şart. Zamanla İspanyolca’yı öğreniyor. Hatta yeni hayatına da alışıyor. “Sokakta yaşamak inanılmaz bir macera. Eminim dünyadaki pek çok insan yıldızların altında uyuma hayalleri kuruyordur” diye anlatıyor. Birkaç İspanyol arkadaş edinmiş. Onların da yardımıyla geçimini sağlıyor.

TEMİZ İNSANLAR ÖNÜNÜZDEN GEÇERKEN...

Gemma 37 yaşında. Madrid doğumlu. Başkentte uzun süre yaşadıktan sonra hayatına sıfırdan başlamak için Barcelona’ya taşınmış. Ancak bir dolu talihsizlik ve yanlış karar sonucu kendini sokakta buluyor. Duygusal ve sakin biri. Sokağın size sunduğu en önemli avantaj; bolca zaman diyor. “Tahmin edemeyeceğiniz kadar boş vaktiniz oluyor. Ama tabii yine de sokakta olmanın çok da sevimli bir durum olduğu söylenemez. Temiz ve bakımlı insanları önünüzden geçip giderken görmek size bazı şeyleri özlediğinizi hatırlatıyor. Kahvaltı, temiz kokmak, metro bileti için yeterli paranın olması gibi... Kısaca evsiz olmak caddelerde uyumaktan çok öte bir şey. Sokaktaki hayat zor, ama güzel yanları da var. İnsan doğasını anlamanın en iyi yolu mesela... Sokakları en çok da kendimi bir okuldaymışım gibi hissettiğim için seviyorum. Bu çok uzun süredir yanından geçtiğim ama artık içinde olduğum bir okul.”

ADAPTE OLMAYA ÇALIŞIYORUM

Luis Serra, Güney İspanya’da doğmuş, büyümüş ve yine burada kendine bir aile kurmuş. Ancak 35 yaşında boşanıyor ve yeni bir hayat arayışıyla Barcelona’ya geliyor. Kolay olmuyor tabii. Her türlü işi denemiş, hiçbirinde istikrar tutturamamış. Çekingen biri. Küçük şeylerden mutlu olduğunu anlatıyor. Dağda yürüyüş yapmak ya da tuttuğu takım Barca’nın galip olması gibi mesela... 4 yıl Barcelona’da kaldıktan sonra kendini, aklına dahi gelmeyecek bir durumun içinde bulduğunu söylüyor. Neden, nasıllar yok. Detaya girmiyor. “Sokaklar hiç olmadığı kadar tehlikeli, artık daha çok karmaşa, daha çok tansiyon var. Hızlı hareket etmek, uyuyacak güvenli bir yer ve tabii yiyecek bir şeyler bulmak. Bunları öğreniyorsunuz. Adapte olmaya ve koşullar ne olursa olsun daha iyisini yapmaya çalışıyorum.”

4 KITA, 20 ŞEHİR VE SOKAKLAR...

Guillermo’nun hayatı Arjantin’de başlamış. 4 kıtayı gezmiş, 20’den fazla ülke görmüş. “Ancak Barcelona sokaklarında şansım tersine döndü” diyor. “Ne zaman iyi bir müzik duysam o tarafa yöneliyorum. Kısaca hangi sokakta olacağıma kulağıma takılan müzik karar veriyor. Nihayetinde hayatımızı değiştirmek, yeni şeyler denemek için ihtiyacımız olan güç elimizde. Bunu göz önünde bulundurduğunuzda acınacak bir halde gibi mi duruyorum bilmiyorum. İçinde bulunduğum cehenneme sebep olan ben miyim ya da bir başkası mı? Bunun da kararını vermek zorlaşıyor. Tek bildiğim yalnız bir adamım, artık bunu kabullendim. Yalnızlık insanın sahip olduğu tek gerçek dünyası. Hele de yalnızlığınız benimkine benzer türdense onu dünyalara değişmezsiniz.

‘Ne öğrendin derseniz...’

Francisco, İspanya doğumlu ancak Brezilya’da büyüyor. Grafiker oluyor. İki tür el yazısı olduğundan bahsetmiş. Biri kendi biri diğerleri için. “Kendi yazım bir hayli okunaksız” diyor. Yeni yer görme, yeni kültürler tanıma heveslisi. Bu, onun bir yerde sabit kalıp yaşamasına en büyük engel olmuş. Yaş almış ve olgunlaşmış bir adam olarak dönüyor İspanya’ya. Düşünceleri değişmiş. Asıl hedefi doğduğu yerde artık kök salmakmış. Sonunun sokak olacağını hiç hayal etmediğini anlatıyor. “Sokağı deneyimlemek bütün kibrimi benden aldı. ‘Ne öğrendin’ derseniz; yaşamınızın her döneminin size yeni şeyler öğrettiği... Öğrenmeyi bıraktığınız gün; yaşamıyorsunuz demektir. Barcelona sokakları hayatımı değiştirdi. Zor olanın ne demek olduğunu gördüm. Ama neyse ki bir sürü iyi yardımsever insan var. Sokağın en iyi yanı onlarla karşılaşıyor olmanız...”

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!