Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİRÇOK eğitim uzmanı ve pedagog bu konuda hemfikir. Çocuğunuz eğer yılın son ayında doğmuşsa; yani ekim, kasım veya aralık doğumlu ise ilk öğretime başladığında diğer aylarda doğan arkadaşlarıyla aralarında farklılıklar olabiliyor. Çocuklar küçükken aralarındaki yaş farkı bir veya iki ay bile olsa çok şey fark ediyor. Yani sınıf ortalamasında arkadaşlarından 10 ay küçük olan bir çocuk kendini kötü hissedebiliyor. Bu nedenle yılın özellikle son üç ayında doğan çocukları olan ailelerin okula başlama aşamasında çocuklarının yeterli olup olmadıklarını mutlaka bir uzmana danışmaları gerekiyor...

        Bebeklerimiz küçükken yaşadıklarımızı düşünelim. Kıyaslarsak, dört aylık bir bebekle on aylık bir bebek ne kadar farklı gelişimde oluyorlar. Küçük olan henüz kendi başına oturamıyorken diğeri emekliyor, hatta tutunup ayağa kalkabiliyor çoğu zaman. Çocuklarda yaşlar büyüdükçe aralarındaki gelişim, davranış ve algı farkı kapanmaya başlıyor. Yani bir çocuk 9 yaşına geldiğinde 12 yaşında bir başka çocuk ile daha rahat iletişim kurabiliyor. Bunların bir de küçük hallerini düşünelim. 1 yaşında olan bir çocuk ile 4 yaşında olan bir çocuk ne kadar farklı ise özellikle 7 yaş öncesi dönemde çocukların doğum tarihleri ve aralarındaki ay farkı da önemli oluyor.

        Çocuğunuzun üzerinde eğitim baskısı kurmamak, hem onun zorlanmaması hem de okulda kendini kötü hissetmemesi için bu karar verilirken dikkatli olmak gerekiyor. Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinde çocuk yıl sonu doğumlu ise kesinlikle normalde ilkokula başlayacağı zamandan bir yıl sonra başlatıyorlar. Ülkemizde de özellikle özel okullarda bu konuda kayıt öncesi gözlemler yapılıyor bildiğim kadarıyla...

        Bu konu ilgi alanımda, çünkü biri büyüğü 30 Haziran 2009 diğeri 3 Haziran 2010 doğumlu iki bebeğimin arasında sadece 11 ay 3 gün bir zaman var. Çoğu insan "aynı yıl ver hiç uğraşma tekrar tekrar" derken ben tam tersi bir düşüncedeyim. Rüzgar zaten piyangodan çıktı, çocuğum her konuda fedakâr bir de ilkokula başlayacağı zamanı erkene alıp oyun zamanından çalmak istemiyorum.

        Bir anne olarak gözlemlediğim ve çok önemli olduğuna inandığım bir konudan bahsetmek istedim bugün. Ayrıca sizlerden bu konuda gelen sorulara da uzmanlardan yanıt aldım. Bu konular çok önemli, iyice düşünmek gerekiyor, biz ailelere yine büyük iş düşüyor...

        *

        Yılın sonunda doğan çocuklar okula 1 yıl geç başlamalı!

        PSİKOLOJİK Danışman Dilek Kırcaoğlu diyor ki: "Son yıllarda çocukların okul hayatı için olgunluk durumunu belirleyen ölçekler uygulanmaktadır. Özel durumlar dışında her çocuğun ilköğretim eğitimi alması hem çocuk hakları açısından hem de eğitimde fırsat eşitliği bakımından zorunlu olduğuna göre bu testin uygulanmasındaki mantık benim için çok anlaşılır değildir. Ancak bu yıl sonunda doğan çocukların durumu özel durumlardan biri. Teste hiç ihtiyaç olmadan bu ailelerin çocuklarını bir yıl geç okula başlatmak üzere program yapması gerekmiyor. Ve duyanın duymayana söylemesi bu konununda artık toplumca farkında olmamız da lazım."

        *

        Uzman görüşü

        OKUL için hazır mı? Metropolitan Okul Olgunluğu Testi okula gidecek çocukların psikolojik olarak okula hazır olup olmadıklarını ölçüyor. Peki 5 ve 6 yaş çocuklara uygulanan test nasıl yapılıyor? Eğitim Koçu, Koçluk ve Danışmanlık Merkezi'nden Psikolog Aysun Erol'a bu soruyu sordum. "Çocukların okula, okulun gerektirdiği kurallara ve öğrenmeye hazır olup olmadığını saptamak amacıyla yapılan bir testtir. Okula hazırlanırken olması gereken fizyolojik, çevresel ve zihinsel faktörleri değerlendirmekte kullanılır" dedi. Metropolitan Okul Olgunluğu Testi; Kelime Anlama, Cümleler, Genel Bilgi, Eşleştirme, Sayılar, Kopya Etme gibi 6 alt test ve toplam 100 maddeden oluşur. Testin sonucunda, çocuğunuzun okul için gereken olgunluğa ne ölçüde hazır olduğu ve düzeyiyle ilgili sağlıklı veriler elde edilir.

        *

        'Çocuğunuzun okul olgunluğunu anlamak lazım'

        OKULA yeni başlayan öğrencilerin, olgunluk ve adaptasyon durumlan incelendiğinde, "okul öncesi eğitim"in oldukça etkili olduğu görülmekte. Son yıllarda yapılan araştırmalar, okula yeni başlayan ve uyum sorunu yaşamayıp okuma yazmayı seri öğrenen, aynı zamanda da iletişim ve davranış sorunu yaşamayan çocukların, okul öncesi eğitimini iyi aldığı görülmekte.

        ■ Bu araştırmalara ve gözlemlere göre, çocuk gelişiminde etken faktörler neler? Yanıtı Bünyamin Şahin'den aldık:

        Anne babaların eğitim düzeyleri çok etkiliyor. Ebeveynleri yüksek tahsilli olan çocukların okul olgunluk düzeyleri daha yüksek oluyor. Bir de okul öncesi eğitim alma durumu etkili oluyor 5 ya da en azından 5+ yaşında okul öncesi eğitim alan çocukların okul olgunluk düzeyleri, bu eğitimi almayanlara göre daha yüksek olmakta.

        ■ Anne babanın eğitim düzeyinin yükseltilmesi uzun süreçte alınabilecek bir toplumsal sorunumuz. Bunun dışında başka neyi mercek altına almak lazım?

        Kesinlikle okul öncesi eğitim. Okul öncesi eğitim yani ana okulu, Milli Eğitim Bakanlığı örgün eğitim sisteminde bile olsa maddi imkânlara bağlı olduğundan, buna imkânı olmayan ailelere bir şekilde, "çocuklarına nasıl eğitim vereceklerinin" anlatılması ve bu eğitimin onlara kazandırılması gerekli bence.

        ■ Peki neler yapılabilir sizce?

        Belediyeler ve Halk Eğitim Merkezleri aracılığı ile, okul öncesi eğitim kursları açılması sağlanıp, bu çalışmalara katılım sağlanabilir. Bazı merkezlerde, küçük gruplar halinde düzenlenen atölye çalışmalarına katılınabilir. Bu anne babalar, evde çocukları ile basit ama çok faydalı eğitimler yapabilirler, örneğin sesli hikâyeler okuyup, çocuklarından dinlediğini anlatmasını ve canlandırmasını isteyebilirler. Mutlu ve hüzünlü zamanlarında neler hissettiklerini çocuklarından dinlemek isteyebilirler; Bu onların aynı zamanda dil eğitimine de ciddi katkı sağlayacaktır.

        Özellikle babalar, haftada en az bir gün çocuklan ile paylaşım içeren oyunlar oynamalılar. Bu ebeveyn ile çocuk arasında iletişim kurulmasını sağlayacaktır.

        Çocuğun çevresine zarar veren davranışlarını onarmak adına, mini senaryolar yazılıp drama çalışması yapılabilir, sonradan da ona ne hissettiği anlattırılarak empati yapmasını sağlanabilir. Küçük doğa gezileri ve etkinlikleri ile projeler yaptırılabilir.

        ■ Sonuç olarak okul öncesi eğitim çok önemli ancak hazırlık ve olgunluk için ailelere iş düşüyor diyorsunuz?

        Okul öncesi eğitime önem verilmeli ve imkânlar dahilinde elden gelen yapılmalıdır. Çocuktaki karakter eğitiminin önemli bir bölümü de okul öncesi dönem ve okula başlama yıllarıdır.

        Bu eğitimin, okula başlama sürecindeki çocuğa; çevresi ile iletişim, anlatılanı anlama ve tepki verme, uyaranlarla pozitif etkileşim, dil becerileri gelişimi gibi alanlarda mutlak katkı sağlayacağı bilinmelidir.

        ■ Çocuğun okula hazır olup olmadığını belirleyen testlerle ilgili görüşünüz nedir?

        Belli aralıklar ile; 0-6 yaş arası yapılan ve çocuğun yaşına göre gelişimini ölçen, değerlendiren Denver II Gelişim Testi var uygulanan ve yine; 4-6 yaş arası yapılan, çocuğun ilköğretim 1. sınıfta verilecek yönergeleri algılama ve uyum düzeylerini ölçen Metropolitan

        Olgunluk Testi var. Bu testlerin bilinme ve uygulanma durumu, sosyo-kültürel seviyeleri orta üstü olan ailelerde daha yüksek. Örneğin bizim merkezimize gelip bu gibi testlerden faydalanan çocuklar, daha çok özel anaokulu, özel ilköğretim çocukları olmakta. İmkânlar

        dahilinde bu testlerden aslında herkesin faydalanması lazım.

        *

        Bizim evin halleri

        Koşarken satranç oynamanın adı oryantiring

        TÜRKÇE okunuşu "oryantiring" İsveç dilinde "orientering" İngilizce kullanımı "orienteering" olan bir spor katıldı hayatımıza. Amacı haritada işaretlenmiş hedefleri en hızlı bulmak üzerine kurmak olan bir spor. Koşarken düşünmeyi, strateji kurmayı öğretiyor çocuklara bu spor. Hangi yol daha hızlı? En kısa yolun bazen aslında fiziksel olarak en uzak yok olabildiğini gösteriyor. Kaybolmadan ilerlemek, çevreyi iyi okuyabilmek, haritayı üç boyutlu düşünmeyi öğretiyor. Ve bütün bunları kalbiniz hızlıyken, durmadan koşarken yapacaksınız! Boşuna dememişler "orienteering koşarken satranç oynamaktır" diye...

        Geçen hafta Emre okulunda bir süredir devam ettiği oryantiring kursunu bitirdi. Sertifikasını aldı. Pek mutluyuz ailece çünkü ormanda veya bir arazide kaybolsak artık oğlumuz bizi kurtaracak. Yönü o bulacak... Oryantiring hakkında daha detaylı bilgi isteyenler bu adrese bakabilirler: http://o-tr.geven.net

        Diğer Yazılar