Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ciddiyim... Ciddiyiz ailece... Dün sabah kocamla, sabahın çok erken saatinde yatakta Rüzgar ortamızda üçümüz kıkırdarken birbirimize baktık ve aynı anda "Keşke..." dedik. Minicik bebeğimiz, ailemizin sürprizi, kaçak yolcu olarak aramıza katılan bebeğimiz de artık büyüdü diye çok üzülüyoruz bir süredir. "Evimizdeki bebek kokusu yavaş yavaş gidiyor" dedik. Pusetler, yataklar, oyuncakları çevremizle yavaş yavaş paylaşmaya başladık. Evden bu tarz

        ürünler azaldıkça içimizde bir boşluk oluşmaya başladı.

        Alışveriş merkezlerine girince küçük bebek giysilerine gidiyor elim istemeden bugünlerde yeniden. Tüm bunları konuştuk muhtemelen tüm Türkiye uyurken dün sabahın köründe.

        RÜZGAR KÜÇÜK BİR HERKÜL

        Aramızda Rüzgar dıgıl dıgıl konuşurken, içindeki sonsuz enerjiyle yatakta sabah dansı yaparken... İçimiz acıdı, cız etti. Daha dün emekleyerek peşimizden gezen sadece gak

        guk diyen minicik kuzumuz "Dur dur dur", "Del del del", "Anne", "Baba", "Alide abla" diye ötmeye başladı. Yürümeyi bırakın resmen koşuyor, taklalar atıyor, yuvarlanıyor ve parka tek başına tahterevalli denen acayip şeyin bir tarafını kendi kendine havalara kaldırıyor. Küçük bir Herkül gibi.

        KORKMAYIN DELİRMEDİM

        Öyle hızla büyüyorlar ki ve biz karı-koca bu işe o kadar ama o kadar çok bozuluyoruz ki sormayın. Şaka değil, ciddiyiz.

        Bugünlerde tekrar doğurasım var. Yeniden hamile olasım var. Göbeğimin ve memelerimin kocaman olmasını istiyorum yeniden. Kısacık tişörtler giyerdim hamileyken. Kısa ve bol elbiseler... Yüzüm dolardı, parlardı, içim taşardı. Canım yemek yemek isterdi, benimle birlikte tüm ofis yerdi. Son zamanlarda yeniden içimde öyle bir enerji istiyorum. "Keşke bir can daha getirebilsek dünyaya, keşke bir mucize daha olsa" diye konuştuk dün. Rüzgarımız gibi. Kendiliğinden gelen. Bizi sevinçten delirten...

        Emre Berent, Kaila Maya ve Rüzgar Ege'nin yanına bir isim daha koysak diye geçti içimizden. Pırıl pırıl bir isim...

        Bugünlerde hissiyatım bu dostlar. Şimdi bu yazıyı okuyan herkes, başta annem olmak üzere

        "Delirdi kız!" diyecek ve eve doluşup beni sakinleştirmeye çalışacak. Hayatın 27 beden jean pantolon giyerken ne kadar şık ve 36 beden gezerken ne kadar hafif olduğunu anlatacaklar. Çocukların artık büyüme yoluna girdiklerini, Bora ile hafta sonlarını "Atla Paris'e git" şeklinde geçireceğimiz eski günlere sonunda geri dönmüşken belamı mı aradığımı soracaklar.

        Ama nafile... İçime düştü bir kere.

        Gerisi hikâye!

        Diğer Yazılar