Cinler ve periler
Geçen gün haberturk.com’da bir haber yayımlandı. Hem de bir ajans haberi. Nişanlı çift yol kenarında, uçurum yanında, gece yarısı fotoğraf çektiyorlar araç içinde ve sonra fotoğrafa bir bakıyorlar ki o saatte orada olması mümkün olmayan cidden garip minicik bir çocuk var arabanın yanında, camın hemen dışında. Çevresinde ışık hareleri ile... İnsanı ürküten bir görüntü. Cidden tüylerim gördüğüm an diken diken oldu. Facebook’ta hem HT Hayat’ın hem de benim kişisel sayfamda ilginç haberleri, o günün en özel, en duygusal yazılarını paylaştığımız gibi bunu da paylaştım. “Hanımlar ürktüm bakınız...” dedim. Birçok kişi benimle hemfikir oldu, bazıları fotoğraf hilesi dedi, bir kısmı asparagas bir haber olduğunu iddia etti. Tartışırken gördük ki belli bir kuşak bu görüntülerden ürküyoruz biz. İstemesek de ürküyoruz. Korkuyoruz. Korku filmlerini çok seviyoruz o ayrı ama içimizde bir yer hile arasa bile içimizi ürpertiyor bu hikayeler. Çünkü... Bu tepkileri veren bizler o hikâyeler ile büyüdük aslında... Hiç unutmuyorum rahmetli anneannemin hikâyelerini. Dizinin dibinde otururduk, anlatırdı. Annem kızardı “Anlatmayın korkacak çocuklar” diye.
Faltaşı gibi açılmış gözlerimize bakarak gülme krizine girerdi teyzem. Babam ise bayılırdı bu hikâyelere. Eski kitaplara, efsanelere. Zamanında yazdıkları Ege gazetelerinde yayımlanmış, korku kitapları ve hikâyeleri yazmış babam yıllar boyunca bu konuları doğal olarak taşıdı eve. Bilinmeyen adlı ansiklopedi serileri olurdu bizim evde diğer binlerce kitabın yanında. Ruhlar, cinler, kendi kendine hareket eden eşyalar, metafizik hikâyeleri ve cinlerin öyküleri... Hatta şu anda günümüzde bile doğurursun, emzirme döneminde ilk günler korkutur herkes seni “Loğusa basması olmasın aman, yastığın altına şunu koy, bu duaları oku, şunu yap” gibi. Soğan kabuklarının cinlerin parası olduğunu da, eğer ayakları ters olan birini görürsen gözüne asla bakmamak gerektiğini de, karabasan öykülerini de büyüklerden dinleyerek büyüdü bizim kuşak. Şimdiki çocukların sahip olduğu gibi bilgisayarlar, televizyonda yüzlerce farklı şey, bu kadar iyi çocuk kitapları, oyunlar falan olmadığı için elektrikler kesildiği anda konuşmalar, sohbetler yapılırdı evlerde. Bu tarz konulara bizim kuşağın ilgisi bundan bence. Bunlarla büyüdük biz. Büyük şehirler dışında, olumsuz teknolojiler ve internetin olmadığı yerlerde halen hayat böyle.
Biz bu modern hayatların içinde, bunları unuttuğumuz anda karşımızda haberturk.com gibi ülkemizin en çok okunan ve sadece habercilik yapan sitesinde pat diye çıkınca karşımıza paralize olduk geçtiğimiz gün. Kediler senin görmediklerini görür, bebekler meleklerle konuşur, yalnız değiliz, “Aman üç harflilerin adını ağzına alma, sokağa sıcak su dökme görmediğin bir varlığın canını acıtma ki kızdırma” şeklinde büyüyen biri olarak okurlarımızla konuşurken gördüm ki biz böyle acayip ama bir o kadar da güzel, kendi halinde Kızılderililer kadar özel hayat bakışı olan, ayrıcalıklı bir milletiz.