Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Türk siyasetinde erken seçim tartışmaları hiç bitmez. Bir kere başladıktan sonra en ufak boşlukta tartışma açığa çıkar. Özellikle yasama dönemi açısından 2 yıl dolduğunda zaman baskısı daha da azalır. Böyle bakıldığında Türkiye’de 8 kez erken seçim yapılmış ve bir kez de seçimler yenilenmiştir. 24 Haziran’da da bir erken seçim için sandık başına gitmiştik. Dolayısıyla bu ülkede erken seçim için “mümkün değil” yorumlarını zorlama buluyorum.

Konuyla ilişkili bir başka tartışma da siyasi partiler yasası ve %10’luk ülke barajının değiştirilmesidir. Bir türlü nihayete ermez! Oysa 1983’te kabul edilen Siyasi Partiler Kanunundan bugüne kadar 29 kez değişiklik yapılmıştır. Haliyle, 12 Eylül sonrası hazırlanan yasanın ruhu değişmediği için hâlâ gündeme geliyor.

Son günlerde benzer bir tartışma iklimi dikkat çekiyor. Yeniden gündem olan bu başlıklar bir kez daha siyasetin gidişatını etkileyecek gibi görünüyor. Zira iktidarın içerisinden çıkan yeni partiler ve ittifakları değiştirebilecek siyasal etkileşimler benzer bir zaman diliminde ortaya çıkıyor. Millet İttifakı kendi içerisinde gerilirken, Cumhur İttifakı bu gerginliği daha da tırmandırabilme hedefinde…

NE OLMUŞTU?

Önce Ocak ayında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun Millet İttifakı’nda olup olmayacağına yönelik bir soru üzerine “İttifak için erken, seçim ortamında bakacağız. Parlamenter sistem, güçler ayrılığı gibi demokratik temel kurallar noktasında görüş birliği var. Hatta yüzde 99 oranında diyebilirim” dedi. Mayıs’ta bir gazeteye verdiği demeçte ise Kılıçdaroğlu “Eğer baskın seçim olursa İyi Parti’ye verdikleri destek gibi Davutoğlu ve Babacan’ın kurduğu partilere de grup kurmaları için destek verebileceklerini” söyledi.

Bu açıklamadan birkaç gün sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli siyasi partiler yasası, seçim yasası başta olmak üzere birtakım kanunlarda değişiklikler yapılması çağrısını dile getirdi. Bayramın birinci günü de bunu tekrarladı. AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da değişiklik için komisyonlar oluşturulduğunu açıkladı. Kamuoyunda salt milletvekili transferi açısından bakılsa da MHP’nin şu anki hazırlıkları daha kapsamlı bir düzenlemeyi içeriyor. Seçim sistemi, dokunulmazlıklar ve siyasi etik bahsinde de bazı değişiklikler masada. Konuyu yeniden gündeme getiren MHP, siyaset kurumunun faaliyetlerinin ahlaki temellerini oluşturacak, siyasi partilerin ve yönetim kadrolarının her kademedeki faaliyetlerini etik esaslara bağlayacak bir düzenleme yapılmasının gerekliliğini savunuyor. Öyle anlaşılıyor ki mecliste grup kurma şeklinde ya da buna yönelik transferlerde belirli koşullar/kısıtlamalar getirilmek isteniyor.

NEDEN ÖNEMLİ?

Çünkü bu tüm siyasi partilerin sorunu. Sadece yeni kurulan partilerin seçime katılabilmeleri açısından değil, eğer grup kurabilirlerse hazine yardımı da alacaklar ve seçime daha güçlü hazırlanma imkanı bulacaklar. Kanaatimce tartışmanın ilkesel boyutlarından birisi de budur. İktidarın böyle bir yöntemi meşrulaştıracak girişimler yapması, yani kimi partilerin seçime katılımını engellemesi ne kadar yanlışsa, bir partinin pek de doğal olmayan yollardan hazine yardımı alması o kadar yanlıştır.

Hukuken buna imkan var mıdır? vardır. Ancak meşruluk denilen bir kavram da vardır siyasette. Türkiye’de benzer koşul ve zamanlama ile rekabet eden onlarca parti olduğu unutulmamalı. Değilse tüm partiler, milletvekillerinin kendi iradeleri ile yapacakları olası katılımlarla grup kurabilme sayısına ulaşabilirler. Her parti mecliste temsil edilse demokrasi daha da güçlenir.

Fakat grup kurma meselesini bir tarafa bırakalım dün bir partideyken onun politikalarını, sembollerini, değerlerini kutsayanların, daha yeni bir seçim bile yokken bir çırpıda başka bir parti için aynı kutsiyeti atfetmeye başlaması halinde vatandaş olarak düşünmenizi öneririm…

Öte yandan demokrasi bir çoğulculuk rejimidir, çoğunlukçuluk değil. Görüş ve düşünceleriyle, program ve tüzükleriyle, iddia ve vaatleriyle siyasi partiler milli iradeyi oluşturan parçaların parlamentodaki temsil makamlarıdır. Aslında siyasi partiler yasasında değiştirilmesi gereken çok önemli maddeler vardır. Bu tartışma başlamışken tüm partilere önerim, parti içi demokrasiyi tıkayan, temsilde adaleti sarsan esas maddelerin değiştirilmesini gündeme getiriniz. Gerçekten siyasi partiler ve seçim yasaları ülkenin ihtiyaç duyduğu şekilde değişse, inanın siyasette yeni bir dönem başlar.

Bu konuya devam edeceğiz…

• Öncelikle Ramazan Bayramı vesilesiyle yayınlanan kardeşlik ve beraberlik mesajlarının bu kez nihayete ermesini diliyorum! Lafta kalmasın, bu millet gerçekten birlikte yaşayabilsin, ülkemde huzur olsun istiyorum. Bayram günü bile bozgunculuk yapan insanları görünce Azerbaycan’ın büyük şairi Bahtiyar Vahapzade’nin şu sözü geliyor: Korkarım insanlar yaşarken bir gün insanlık ölecek.” En kötü bayramınız böyle olsun!

*


• Bu bayramda el öpemedik, ziyaret yapamadık. Bu sebeple biraz buruktuk. Ancak sanırım bu kez hiç olmadığı kadar fazla kişiyi aradım ve aynı şekilde arandım. Olan bitene iyi yerden bakmak istenirse ben buradan baktım bayramın ilk iki günü…

*


• Dün Uluslararası Türk Akademisi'nin 10.kuruluş yıldönümüydü. Bilmeyenleriniz olabilir bu kuruluş Kazakistan’ın başkentinde bulunuyor. Kurulduğu gün oradaydım. Akademinin kuruluşundan hemen önce Ankara'da konuşan Nursultan Nazarbayev "Atatürk'ün vasiyetini gerçekleştiriyoruz demişti." Şimdi çok farklı bir noktada ne mutlu ki…Akademi 10 yılda önemli yerlere geldi.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!