Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sosyal medyaya yönelik yasal düzenleme TBMM Adalet Komisyonundan geçti. Kısa bir süre sonra Genel Kurulda kabul edilip uygulanacağını söylemek mümkün. Yasa teklifi aslında mevcut bulunan 5651 sayılı “İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele kanununda” değişiklik yapıyor. Değişiklik teklifinin en önemli sözcüğü “Sosyal ağ sağlayıcı”…Yani insanların sosyal medyada oluşturdukları içerikleri depolamalarını sağlayan gerçek veya tüzel kişiler…Hal böyle olunca tanımlamaların ve hesaplara yönelik müdahalelerin açık ve seçik bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Değilse insanların ifade hürriyetini engellemek zaten can çekişen birlikte yaşama arzusunu yerle bir edebilir. Kötü niyetli olanları bir tarafa koyarsak insanlar bu mecralarda görüşlerini açıklayarak sosyalleşiyor ve/veya siyasal katılım sağlıyor.

İletişim ve halkla ilişkiler konusunda önemli çalışmaları olan Prof.Dr. Paul Starr “Günümüzde medyayla ilgili konuşmak aslında kaçınılmaz olarak siyasetle ilgili konuşmaktır” diyordu. Sosyal medya bu sözün geçerlilik kazandığı mecraların başında geliyor. Twitter, Youtube, Facebook ve hatta giderek Instagram bile siyaset alanını yönlendirir hale geldi.

Çıkarılacak yasanın iki önemli yönü dikkat çekiyor. Birisi ilgili sosyal medya şirketlerinin vergilendirilmesi diğeri de kişi ve kuruluşların paylaştıkları içeriklerin denetlenmesi. İşte konu denetime gelince Türkiye’de işler farklı bir noktaya gidebiliyor. Siyasetin, siyasetçinin meseleleri kendi durduğu yerden irdelemesi ve böylesi çözümler üretmeye çalışması kutuplaşmayı, nepotizmi daha da derinleştiriyor.

Yasanın gerekçesinde bazı örnekler sıralanıyor. Sahte isim ve hesaplarla paylaşım yapma, farklı siyasi düşüncedeki kişilere, boşandığı eski eşine, herhangi bir alanda rakip olarak gördüklerine, farklı dinlere ve milletlere yönelik küfür, iftira ve hakaret edenler karşısında tedbir alınması zorunluluğundan bahsediliyor. Evet doğru bunlar oluyor. Ama burada en önemli husus uygulamayı ve denetimi yapacak organların tarafsızlığı olacaktır.

Yasanın birkaç önemli detayı var. Birincisi ve belki de en önemlisi Türkiye’de günlük 1 milyondan fazla erişimi olan sosyal medya şirketinin yasal bir temsilcilik açması…Eğer bu bir kişi olacaksa Türk vatandaşı olması zorunlu. Ve bu kapsamda Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırmaları gerekecek. (ki bu son ifade Almanya’da çıkarılan benzer bir kanunda da eleştirilmişti.)

Bunu yerine getirmeyen şirkete iki kez idari para cezası verilmesi, bu sürede koşul sağlanmazsa ilgili sitelere Türkiye’den reklam verilmesi yasağı getiriliyor. Buna rağmen yine temsilcilik açılıp bildirilmezse iki aşamada siteye %90’a varan oranda (bant genişliğinin) erişim engeli konulması öngörülüyor. Hakim kararı ile tespit edilen bir içerik 24 saat içerisinde sosyal medyadan kaldırılmazsa bunun için de hukuki sorumluluk ve tazmin etme şartı getiriliyor.

Bana göre değişikliğin en çok fayda sağlayacak yönü kullandığımız sosyal medya hesabının Türkiye’deki temsilciliğine hakkımızdaki bir içerik sebebiyle başvurabilecek olmamız. Başvurunun 48 saat içerisinde olumlu ya da olumsuz cevaplanması gerekiyor. Ve olumsuz cevap verilecekse bunun gerekçesinin açıklanması isteniyor.

Yine de bu haliyle yasanın nihai amacına ulaşması kuşkulu gözüküyor. Bir defa sosyal medya şirketinin temsilcilik açması ve içeriği Türkiye’de barındırması hayli sürpriz olacaktır. Zaten 2021’i öngören bir raporlama planlanıyor.

Harvard Üniversitesi’nden Prof.Dr. Cass Sunstein “Herhangi bir iletişim sistemi bireylerin seçtikleri şeyi görmesine ve duymasına izin verirse de bunlara izin verdiği için arzulandığını söylemek yetersiz kalır. İnsanların beklemediği, seçilememiş şeylere maruz kalması ve paylaştıkları deneyimler de önemlidir” diyor. Bir başka ifadeyle sosyal medyada istemediğimiz halde maruz kalabildiğimiz bir tür saldırı/kumpas çabaları sorunun temel alanlarından biri olsa gerek. Bunun üzerine gitmek için yasal düzenlemenin dışında kutuplaşma değirmenine su taşıyanların kendi durumlarını sorgulamalarını umut ediyorum!

Umutsuzluk her geçen gün artsa da umut etmek istiyorum.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!