Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez Avrupa’da egemen bir devletin sınırları uluslararası hukuk dışında değiştirildi. Ukrayna’nın bir parçası olan Kırım, 2014 yılında Rusya tarafından yasadışı ilhak edildi. Ardından bir de referandum gerçekleşti.

        Türkiye başından bu yana meseleyi “yasadışı ilhak” olarak değerlendiriyor ve tanımama kararını güçlü bir şekilde sürdürüyor.

        Rusya, yarımadayı Ortadoğu ve Akdeniz’deki tarihsel hedeflerinin bir sıçrama merkezi olarak görüyor olmalı ki 30 binden fazla asker konuşlandırdı.

        2014’teki yasadışı ilhakın ardından insan hakları ihlalleri yaşanmaya başlandı.

        Dahası, Kırım’ın demografisi değiştirilme sürecinde…Ukrayna'daki yetkililer şuana kadar 500 bine yakın Rus vatandaşının Kırım’a taşındığını belirtiyor.

        Başkent Akmescit'teki (Rusya Simferopol diyor) Kırım Tatar halkının resmi temsilcisi olan Meclis, Uluslararası Adalet Divanı'nın kararına rağmen Kırım’da yasaklanmış vaziyette. Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun belirttiğine göre Kırım’ı terk eden Kırımlıların sayısı 50 binden fazla ve bunların yaklaşık 30 bini Kırım Tatarı. Kırımoğlu “30 bin belki çok önemli bir sayı olarak görülmeyebilir, ancak bu eski Sovyet Birliği sınırları içinde yaşayan ve Stalin tarafından 1944 yılında gerçekleştirilen soykırımdan sonra sağ kurtulan Kırım Tatar halkının % 10’udur bu sayı. Tutuklananların yaklaşık % 77’si, evlere yapılan baskınların % 95’i, kaçırılan ve öldürülenlerin % 90’ı Kırım Tatarıdır."

        REKLAM

        Şu ana kadar BM Genel Kurulu’nun aldığı 7 karar, AGİT, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ilhak girişimini tanımadıklarını ortaya koydular.

        Özellikle Ukrayna'nın bir süredir Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusunda diplomasi trafiğini hızlandırdığı anlaşılıyor. Avustralya, Arnavutluk, Kanada, Avrupa Birliği, Japonya, Gürcistan, Moldova, Karadağ, Yeni Zelanda, Norveç, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletleri çeşitli düzeylerde önlemler açıkladılar. Bu yaptırımlar Rusya’ya ek maliyetler sağladığı gibi her yıl ülke bütçesinden yaklaşık 3 milyar dolarlık bir yük getirdi.

        Öte yandan Rusya bu süreçte özellikle enerji odaklı hibrit bir propaganda uygulamaya devam ediyor. AB ülkelerinin enerji bağımlılığında Rusya’nın etkisi düşünüldüğünde Kırım konusunun zor bir evrede olduğı söylenebilir. Ayrıca mülteci hareketliliği, siber saldırılar, ve dezenformasyon boyutları buna eklenebilir.

        Bu koşullar altındaKırım için daha etkili ve kapsamlı bir yaklaşım isteyen Ukrayna Devlet Başkanı V. Zelenski, bir kararname imzaladı. Böylece hükümete "Kırım Platformu"nu organize başlatma talimatı verildi. 100’den fazla ülke bu Platforma davet edildi. İlk zirvesini Ağustos 2021’de Kiev’de toplaması planlanan Kırım Platformu 4 temel organdan oluşacak. Devlet ve Hükümet Başkanları; Dışişleri Bakanları; parlamenterler boyutu ve uzmanlardan oluşan kısım…Bir de Kırım Platformu Fonu kurularak masraflar bu fondan karşılanacakmış.

        Konuyla ilgili dün Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Emine Cabbar’da konuştuk. Aynı zamanda bir Kırım Tatarı olan Cabbar, zirvenin nihai belgesi olarak açıklanması için Kırım Nizamnamesi üzerinde çalıştıklarını söyledi. Önemli bir ifadesi vardı: “Bugün Kırım, rehine olarak tutulan 2.5 milyon Ukrayna vatandaşı ile beraber fiilen Rusya’nın askeri üssüdür.”

        Bakan Yardımcısı Cabbar’a göre bunlar, sözde mutlu yaşam bahaneleri ile örtbas ediliyor ve karşı duranlar cezaevine atılıyor. Emine Cabbar şöyle devam etti: “Benim ülkemde 7 yıldır Donbas’taki savaş devam ediyor, vatanım olan Kırım’ın işgali devam ediyor ve ülkemin topraklarının %7’si işgal altında. Türkiye’nin büyük desteği ve dayanışması için minnettarız. Ukrayna’da, dost kara günde belli olur derler. Bunu çok takdir ediyoruz! Kırım Platformu çalışmaları kapsamında güvenlik, Kırım’ın askerileştirilmesi ve bunun özellikle Karadeniz ve Akdeniz Bölgesinde doğuracağı sonuçlar gibi konulara önem verilecek. Ortaklarımız, bugün Rusya’nın artan tehdidin kaynağı olduğunu ve tüm dünyayı yanıltan bir partner olduğunu anlamalıdır."

        Bu arada ABD Başkanı Biden Kırım konusunda birkaç gün önce şu açıklamayı yaptı: “Bu hüzünlü yıl dönümünde, önemli bir gerçeği tekrar vurguluyoruz: Kırım, Ukrayna’nındır. ABD, Rusya’nın Kırım’ı sözde ilhakını asla tanımayacak ve Rusya’nın saldırgan eylemlerine karşı Ukrayna’nın yanında yer alacaktır."

        Eğer Kırım Platformu katılacak ülkelerdeki doğru isim ve kuruluşlardan oluşursa, yasadışı ilhak konusunda etkili bir mekanizma sunabilir gözüküyor.

        Türk Anayasalarında Egemenlik...

        Türk Anayasalarında Egemenlik...
        0:00 / 0:00

        Zaman zaman bana ulaşan kitapları sizlerle paylaşıyorum. Hasan Basri Pehlivan tarafından kaleme alınan Türk Anayasalarında Egemenlik Kavramı bunlardan biri. Yazar aynı zamanda Turan Araştırmaları Derneği başkanlığını yürütüyor. Bu yönüyle Türk Dünyasına da katkılar sağlıyor. Müjdat Öztürk'le birlikte hazırladıkları "Önce Söz Vardı" adlı TV programına 2015 yılında konuk olmuştum. Konuştuğumuz konu da tam da yukarıda yazdığım 1. yıldönümünde Kırım'ın işgaliydi.

        Daha çok kavramsal bir içerik sunan çalışma, aslında yazarın akademik tezi üzerine inşa edilmiş. Kitapta Hunlar döneminden bu yana Türk anayasallaşma süresince egemenliğin değişimi incelenmiş. Türk kağanlık sisteminin demokrasinin yanı sıra meşruiyet ve adalet kavramlarını da unutmadığıönemle vurgulanıyor. Bunun yanı sıra Kuvvetler ayrılığının da altı çiziliyor. Mevcut Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin diğer sistemlere göre kontrol ve fren mekanizmalarının sınırlı olduğubelirtilse de bunda 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere dönemsel zorunlulukların etkisinin olduğu ifade ediliyor.

        Malumunuz “egemenlik” konusu siyasilerin çokça başvurdukları bir dayanaktır. Siyasetle ilgisi olmayan bir vatandaş bunu duyduğunda genellikle kendisine ait bir kavram olduğunu sanır. Evet teorik açıdan öyledir. Ancak uygulamada seçmenin yetki verdiği temsilcilerinin kullandığı bir imge haline gelir. Üstelik bu bile egemenliğin mutlak ve sınırsız olduğu anlamına gelmez. Egemenliğin kullanımında seçmen-parti, iktidar-vatandaş arasındaki dengenin dışında etkileyiciler vardır. Zira bir ülkenin iç ve dış bağımsızlığı egemenliğin kullanımında tartışılmaz bir yerde durur.

        Diğer Yazılar