Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Azerbaycan ve Türkiye arasında imzalanan “Şuşa beyannamesi” iki ülke arasındaki askeri/güvenlik boyutuna yeni bir çehre kazandırdı. Meselenin tarihsel ve jeo-stratejik boyutları olduğu için anlaşmadan yansıyanlar bazı ülkelerde dikkatle takip edildi. Şüphesiz bunların başında Rusya ve Ermenistan geliyor.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir soru üzerine Azerbaycan’da Türk askeri üssünün bugün değil ama ileride kurulmasının imkan dahilinde olduğunu açıklaması Kremlin yönetiminin hoşuna gitmedi.

        Putin’in sözcüsü Peskov “Türkiye’nin bu hamlesi nedeniyle Rusya’nın kendi güvenliğini ve çıkarlarını teminat altına almak için adımlar atmasının gerekebileceğini” söyledi.

        Aynı açıklamadaki bir başka detay da aslında NATO’ya ders çıkarır türden...

        Peskov “Azerbaycan ve Ermenistan’ın çatıştığı Güney Kafkasya’daki ortamı istikrarlaştırmak için Rusya’nın NATO üyesi Türkiye ile yakın iletişimde olduğunu” ifade etti.

        Bu kısa açıklama bile Rusya’yı iki düşman ülkeden biri ilan eden NATO’nun güvenliği için Türkiye’nin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Her ne kadar diğer iki NATO ülkesi Fransa ve ABD, bu süreçte istedikleri etkinliği gösteremeseler de (!) Türkiye aracılığıyla Güney Kafkasya’da bir konuşlanma alanı bulabildikleri çok açık.

        REKLAM

        Bu NATO için o kadar kıymetli ki...

        Üs kurma meselesine gelince aldığım bilgi çerçevesinde yakın gelecekte bir askeri üs kurulması pek mümkün değil gibi. Her iki ülkenin de buna hakkı var. Belki bu anlamda Azerbaycan’ın Bağlantısızlar Hareketinin aktif bir üyesi olduğu da hatırlanmalı.

        Ancak altı çizilmesi gereken bir husus var ki Karabağ’daki anlaşma maddelerinin uygulanmasında yaşanacak aksaklık, aykırılık ve yoğun çatışma riski neticesinde Türkiye’nin bu üssü kurmasının önü tamamen açılacak!

        Öyle ki dünyada Rusya’nın bugün 20’den fazla ülkede askeri üssü ve/veya askerleri bulunuyor. Bu üslerden en önemlisi Ermenistan’da ve 3000’nin üzerinde askerinin yanı sıra füzeleri de konuşlanmış durumda. Erivan’da da bu üsse bağlantılı teçhizatlar olduğu biliniyor. Yine Karabağ’daki ateşkesin bir parçası olarak Azerbaycan sınırına yakın bir bölgeye yerleşen “Rus Barış Gücü” askerlerinin de varlığıyla Azerbaycan ve Türkiye arasındaki bölgede ciddi bir Rus askeri varlığı çoktan yerini almış durumda. Askeri üssün olduğu Gümrü, Kars’a sadece 66 kilometre mesafede.

        Ya Suriye ve Kırım... Rusya’nın ikisinde de oldukça geniş kapasiteli askeri üsleri olduğu malumunuz.

        Şimdi böyle bir tablo karşısında sormak lazım.

        Türkiye’nin Azerbaycan’ın daveti ve onayı ile askeri bir üs kurması bir NATO tehdidi olabilirken Türkiye-Azerbaycan stratejik ortaklığını bu denli çevrelemek neyin tehdidi olmakta?

        Eğer ateşkes, barış ve huzur iklimi gerçekten önemliyse buna tüm paydaş ülkelerin özen göstermesi gerekmiyor mu?

        Diğer Yazılar