Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Türkiye bir süredir problemli olduğu ülkelerle farklı seviyelerde normalleşme adımları artarken komşu Yunanistan’la olan ilişkiler giderek daha da gerginleşiyor. Oysa 13 Mart 2022’de Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in İstanbul ziyareti sonrasında olumlu bir hava esmişti. Hatta Yunan basınında “İki ülke arasında yeni bir dönem” başlığı atılmıştı.

        Buna karşın iki ülke arasındaki sorunlar ciddi bir süredir birikiyordu. Ege’deki adalarda ve silahsızlanma ilkesine aykırılık, karasularını artırma tehdidi, Doğu Akdeniz’deki Türk egemenlik haklarının yok sayılması, Kıbrıs’ta anlaşmazlıklar, Türkiye’nin Libya ile vardığı anlaşma, sığınmacıların olası hareketliliği derken Yunanistan içerde ve dışarda Türkiye’nin yaşadığı birtakım sorunları da kullanarak maksimalist hedeflerini gerçekleştirmeye çalışıyordu.

        Aslında Yunanistan’ın Ege Denizi’nde anlaşmazlığı derinleştiren ve karasularını, hava ve deniz yetki alanlarını genişletmeye yönelik tutumu bugünün meselesi de değil. Çok uzun zamandır farklı seviyelerde bu hedefe doğru ilerliyorlar. Lozan ve Paris Anlaşmalarının silahtan arındırma yönündeki kararlarını yok sayan Yunanistan yönetimi Türkiye’nin bu konudaki karşı çıkışına 1923’ten günümüze 16 haritayla yanıt vermeye çalışmaktadır.

        Askeri çevrelere göre adalara yaptıkları asker yığınağı ve askeri güç kapasitesinde belirgin bir artış dikkat çekmektedir. Halen 9 askeri üste ABD varlığı söz konusudur.

        Ancak hukuki ve siyasi gerçeklerden kopuk bu yaklaşımın Türkiye nezdinde kabul görmesi mümkün değil. Zira bu yönelimin devam etmesi durumunda Türkiye’nin önce Ege’de sonra Doğu Akdeniz’de kendi sınırlarına hapsedilmesi istenmektedir. Ve sorunun sadece bu başlıklarla da ilgili olmadığı, Yunanistan’ın mevcut pozisyonunun Türkiye’nin Suriye, Libya, Ukrayna ve Güney Kaflasya’da atabileceği birtakım adımların sınırlanmasına dönük bir tür araçsallık taşıdığı göz ardı edilmemeli.

        Yunanistan ile artan gerginliğin bir önemli boyutu da şüphesiz Türkiye-ABD ilişkilerinin tarihinin en kötü dönemlerinden birinden geçiyor olması…Obama ve Trump döneminde de sorunlar vardı ancak bu kez liderler seviyesinde sorunları hafifletebilecek, öteleyebilecek bir mekanizma yok. Birçok sahadaki görüş ayrılıkları dikkate alınacak olursa kısa vadede böyle bir ihtimal de gözükmüyor. Fransa başta olmak üzere AB ülkelerinin de Yunanistan’a desteği gizli değil.

        Bu gelişme Atina'yı oldukça mutlu ediyor.

        Bir yandan ABD askeri varlığını kendi topraklarında güçlendirerek caydırıcılık alanını artırmak istiyor, bir yandan da hukuksuz bir biçimde Ege Denizi'ndeki yayılmacılığını test ediyor.

        Geçen ay ABD Kongresi'nde konuşan Miçotakis’in Türkiye’ye yönelik düşmanca tavrı onlarca kez alkış alırken Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine veto kartını göstermesini daha geniş boyutta irdelemek gayet doğal! NATO eğer ortak bir askeri/savunma ittifakı ise NATO üyesi bir ülke bir başka NATO üyesine karşı neden silahlandırılıyor?

        Bu noktada pekiştirilen Yunanistan-ABD ittifakını Emekli Amiral Cem Gürdeniz iki açıdan değerlendiriyor. Birincisi ilerde Yunanistan’ın Ege ve Doğu Akdeniz’de jeopolitik çıkarları gündeme geldiğinde artık karşısında ABD’nin gölgesi altındaki bir Yunanistan olacağını göstermek ikincisi de Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılanmasına yönelik olası bir harekatında Türkiye’yi “Mavi Vatan” sahası üzerinden baskılamak.

        Tüm bu gelişmeler ve tehlikeler karşısında ülkenin siyaset üstü bir tavır sergilemesi gerekliliğini vurgulamak istiyorum. Seçim yaklaşırken Türkiye’de bunu anlatmak ve gerçekleştirmek mümkün olmasa da bu çağrıyı yinelemek gerekiyor. Dün Yunan Ekathimerini Gazetesinde Tomas Ellis imzalı yazıda şöyle çağrı yapılıyordu. “Türkiye'de kim iktidarda olursa olsun, Yunanistan'ın duruşu 3 şeyi içermeli: İstikrarlı ittifaklar ve ortaklıklar; daha güçlü caydırıcılık yeteneklerinin sağlanması ve iç birlik (taraflar vergiler, emekli maaşları, sağlık hizmetleri ve enflasyon vb konularda tartışabilir ama Türkiye konusunda değil).”

        Diğer Yazılar