Son Dakika

Obeziteyi önlemek için işe nereden başlanmalı

19.08.2018 - 02:18 | Güncelleme:

Geçen hafta bu köşede çıkan yazıyı, ciddi medikal politik dergilerden Medimagazin sütunlarına taşıdı. Yazı yayınlanır yayınlanmaz özellikle hekim ve beslenme uzmanı çevresinden birçok geri dönüş aldım. Bir bölümü “Hoca, bu da nereden çıktı” diye eleştirdi, bir bölümü hak verdi.

OBEZİTE İLE İLGİLİ AYRI UZMANLIK ALANLARINA İHTİYAÇ VAR

“Sağlık Bakanlığı’nın 100 günlük icraat programı ve iki önemli madde” yazısında “Obezite ile kalıcı mücadele etmek için önce metabolizma ve beslenme bilim dalının endokrinoloji bilim dalından ayrılması, sonra da uzman sayısının artırılması gerekir” diye yazmıştım.

Yazı ile ilgili bir bölüm okur obezite ile mücadelenin bir ekip işi olduğunu, olayı sadece metabolizma ve beslenme uzman sayısına indirgemenin doğru olmadığını, zaten diyetisyenlerin 4 yıl beslenme eğitimi aldığını, doktora beslenme dersleri vermenin de ek uzmanlığın da gereksiz olduğunu yazdı.

Diğer bir bölüm okur da obezitenin bir estetik sorun olmadığını, bir metabolizma veya hormonal bir bozukluk sonucu olarak ortaya çıkan bir hastalık olduğunu, obezitenin ana nedeni bulunmadan ve bununla ilişkili olarak önlemler alınmadan sadece beslenme reçeteleri ile ya da cerrahi yöntemlerle çözümlenemeyeceğini yazdı.

Obezite tedavisi birçok okurun yorumlarında belirttiği gibi bir ekip işi. Bu ekipte doktor da, beslenme uzmanı da, psikolog da, fizyoterapist de bulunmalı ama bu ekibin orkestra şefi konu ile ilgili spesiyalize olmuş bir metabolizma ve beslenme uzmanı olması şart.

Obeziteye neden olan birçok hastalık var, bu prediyabet ya da insülin direnci olabilir, cusingh hastalığı olabilir, hipotroidi veya genetik bir sorun olabilir, o hastalığı bulacak, tanıyı koyacak uzmandır.

Nasıl kardiyolojik bir hastalığı kardiyoloji uzmanı olmadan, kanseri onkoloji uzmanı olmadan önlemek mümkün değilse, aynı şekilde obeziteyi de bu alanın uzmanı olmadan tedavi edemezsiniz.

UZMANLIK YÖNETMENLİĞİ DEĞİŞMELİ

Benim geçen yazıda anlatmak istediğim bu. Bu konuda da Türkiye’de 15 milyon kişiyi ilgilendiren obezite sorununu 650 civarında endokrinoloji ve metabolizma uzmanıyla çözmek mümkün değil.

Ülkemizde bu alanda uzman sayısı çok yetersiz. Bunun ana nedeni de 1933 yılındaki Türkiye’nin sağlık sorunları profiline göre hazırlanmış tıpta uzmanlık yönetmeliğinin halen uygulanıyor olması ve aynı şekilde yürütülmeye çalışılması.
Bugünün Türkiye’sinde sağlık gündeminde birçok şey değişti, o zamanın en önemli sağlık sorunu olan bulaşıcı hastalıklarla savaş kazanıldı. 

Ama kronik hastalıklar çok arttı. Bugün toplumun en yaygın 4 hastalığı obezite, koroner kalp hastalıkları ve hipertansiyon, kanser ve diyabet.

Mahşerin dört atlısı olarak isimlenen bu dört hastalık günümüzde en yüksek 4 ölüm nedeni ve tümü birbiriyle bağlantılı, hepsinin merkezinde obezite ve diyabet var. 

Bu nedenle sorun acil ve önemli, bir an önce obezite ve diyabetle mücadele için metabolizma ve beslenme uzmanlığını ayırmalı ve sayısını artıracak önlemleri almalı.

Pediatride zaten bu iki dal farklı, ayrı bir endokrinoloji ve ayrı bir metabolizma ve beslenme uzmanlığı var. Ama iç hastalıklarında böyle bir uzmanlık yok, endokrinin içinde kaybolmuş durumda.

ETKİN OBEZİTE MERKEZİ NASIL OLMALI

Öncelikle belirtmek isterim ki, Sağlık Bakanlığı’nın 100 günlük icraat programına “Obezite Tedavi Mükemmeliyet Merkezleri”nin girmesi önemli bir adım.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çığ gibi büyüyen obezite sorunu ile bana göre mücadelenin önemli iki ayağı var. Birincisi toplumun obeziteden korunması, ikincisi obezitenin etkili tedavisi.

Obezite merkezleri başından iyi kurgulanırsa hem önleme hem de tedavi programları etkili olarak birlikte yürütülebilir. Bu şart.
Toplumun obezite konusunda duyarlı hale gelmesi, bilinçlendirilmesi tedavinin daha hastalık ortaya çıkmadan engellenmesi açısından tedavinin önemli bir parçası.

Sürdürülebilir mücadele önce kalifiye ekip kurulmasıyla mümkün. Yeterli sayıda uzman diyetisyen, uzman psikolog ve fizyoterapist olmadan obezitenin bütüncül tedavisi mümkün değil. Metabolik cerrah da artık bu ekibin bir parçası.
Önce bu ekibin özel eğitimi ve uzmanlaşması gerekir. Beslenme yüksek okullarının, psikoloji ve fizyoterapi bölümlerinin obezite alanında uzman ekipler için yüksek lisans ve doktora programları açması gerekir.

Bariatrik cerrahinin de cerrahi ihtisasından sonra ayrı bir uzmanlık eğitiminin olması gerekir. Bugün cerrahide ayrı bir metabolik cerrahi uzmanlık eğimi olmamasına rağmen binlerce cerrah ana işini bırakıp metabolik cerrah olarak çalışıyor, bu da hata oranını, malpraktisi artırıyor.

İLK ADIM NE OLMALI

Obezite ile mücadelede en önemli soru; işe nerden başlanacağı.
Sağlık Bakanlığı obezite ile mücadelede 100 günlük hedefine ulaşmak için öncelikli olarak metabolizma, beslenme ve obezite alanında uzmanlaşmış hekimler, cerrahlar, diyetisyenler, psikologlar, hemşireler, fizyoterapistler yetiştirmek üzere gerekli düzenlemeleri uygulamaya koymalı, kalıcı çözüm için bu ilk adım çok önemli.

Obezite ile sürdürülebilir mücadele ancak bu alanda uzmanlaşmış ekipleri oluşturmak, eğitmek ve sahada görevlendirmekle mümkün.

Tıpkı askerlikte olduğu gibi, askerlikte savaş, ancak özel eğitimli birliklerle kazanılır.
Hastalıklarla savaşta da kurallar askerlikteki kurallara benzer, değişmez, mücadele ancak özel eğitimli ekiplerle kazanılır.


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000